Reklam
Reklam
Reklam

DR. KADİR ÇETİN

DR. KADİR ÇETİN


GÜVENİN OLMADIĞI YERDE BARIŞ İNŞA EDİLEBİLİR Mİ?

Kadir Çetin Yazısı


“PKK ile kesinlikle bir pazarlık, bir al-ver, bir müzakere sözkonusu değildir.” diyerek başlatılan “Terörsüz Türkiye” sürecinde gelinen noktayı geçen hafta yine bu köşede paylaşmıştık.

Bu çalışmamıza, “Terörsüz Türkiye” sürecinden sonuç alınabilmesi için muhatap alınan “PKK’ya ne kadar güvenilebilir?” sorusu ile başlayalım.  

Toplumsal Huzurun ve Barışın Temeli Güven

Toplumların en kıymetli sermayesi nedir diye sorulsa, verilecek cevaplardan biri hiç kuşkusuz "güven" olur. Devlet ile vatandaş arasındaki güven, kurumlara duyulan güven, hukuka duyulan güven…

Bu bağlamda, devletleri ayakta tutan yalnızca askeri güç, ekonomik kapasite ya da diplomatik başarı değildir. Bunların üstünde ve ötesinde, toplumun devletine, devletin de vatandaşlarına ve hukuk düzenine duyduğu güven en büyük teminattır. 

Türkiye'nin yaklaşık kırk yıldır mücadele ettiği kanlı terör örgütü PKK bağlamında bugün yeniden gündeme gelen tartışmaların merkezinde de tam olarak şu soru yer almaktadır:

Güvenin olmadığı bir zeminde kalıcı bir barış inşa edilebilir mi? Elbette hayır…

Aynı Senaryo, Farklı İsimler

1993 yılında Rahmetli Turgut Özal’ın PKK ile başlattığı ilk temaslardan, AK Parti iktidarı dönemindeki Oslo görüşmelerine ve Çözüm Süreci'ne kadar uzanan üç ayrı girişim, farklı gerekçelerle sonuçsuz kalmıştır. 

Bugün dördüncü girişim ise "Terörsüz Türkiye" hedefi çerçevesinde süreç gelip TBMM’ne dayanmıştır. Yani Meclis, hukuki düzenlemelerin genellik, soyutluk ve eşitlik ilkesi ihlal edilerek PKK’lılara özel af yasası çıkarma hazırlığındadır...

Ancak bugüne kadar yaşanan tecrübeler göstermiştir ki, güven tesis edilmeden atılan her adım en küçük kriz anında yeniden çıkmaza girmektedir.

Çünkü güven, verilen sözlerle değil; geçmişte sergilenen duruş ve tutarlılıkla oluşur.

PKK'nın Geçmişi Güven Vermiyor

PKK; kırk yılı aşkın süredir asker, polis, öğretmen, öğrenci, doktor, mühendis, işçi, kadın, çocuk demeden on binlerce insanın hayatına mal olmuş kanlı bir terör örgütüdür.

Silahlı mücadeleyi temel yöntem olarak benimsemiş, sivilleri hedef alan eylemler gerçekleştirmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı silahlı isyan stratejisini benimsemiş bir örgütün bugün yaptığı açıklamaların doğal olarak sorgulanması kaçınılmazdır.

Kalıcı barış ancak samimiyet ve muhataba güvenle mümkündür.

Samimiyet ve güven ise geçmişte işlenen suçları meşrulaştıran değil, reddeden bir anlayış gerektirir.

Fesih Metni Ne Söylüyor?

PKK'nın geçen yıl Mayıs ayındaki fesih açıklaması dikkatle okunduğunda, örgütün yalnızca silahlı yöntemi değiştirdiği; ancak bölücü ve ideolojik yaklaşımından vazgeçmediği yönünde değerlendirmeler yapılmasına neden olan ifadeler bulunmaktadır.

PKK yayımladığı fesih kararı metninde, 50 binin üzerinde şehidin gerekçesi olarak ileri sürdükleri şu ifadeler oldukça manidardır.

“Partimiz PKK; kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı… PKK,  silahlı mücadele stratejisi temelinde meşru, haklı bir mücadele yürüttü. PKK katı Kürt inkarının, buna dayalı imha siyasetinin, soykırım ve asimilasyon politikalarının egemen olduğu koşullarda şekillendi.”(1)

Kanlı terör örgütü PKK, bu cümleleri ile varlık gerekçesini Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasası'na bağlamakta; Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecini reddeden bir perspektif ortaya koymaktadır.

Daha da garip olanı, yıllarca yürüttüğü silahlı terörü "meşru ve haklı" bir mücadele olarak nitelendirmektedir.

Bu yaklaşım, on binlerce insanın hayatına ve 2,3 trilyon Dolar mali kayba mal olan terör eylemleriyle hesaplaşmak yerine, yaptıklarını haklı göstermeye çalışan bir zihniyetin sürdüğünü düşündürmektedir.

Diğer taraftan aynı metinde PKK, silahlı eylemlerini bırakmakla birlikte geleceğe yönelik bölücü/ayrılıkçı amacından vazgeçmediğini şu cümlelerle ilan etmektedir.

“Halkımızın kadınlar ve gençler öncülüğünde… seferberlik ruhuyla komünal demokratik toplumu inşa etmesi hayati önemdedir. Bu temelde Kürt siyasi partilerinin, demokratik örgütlerinin, kanaat önderlerinin Kürt demokrasisini geliştirme ve Kürt Demokratik Uluslaşmasını sağlama yönündeki sorumluluklarını yerine getireceklerine inanıyoruz.”(2)

Burada, bölgede hesabı olan emperyal güçlerin 40 küsur yıldır aparatı olarak kullanılan bölücü terör örgütü PKK’nın niyeti açıkça dile getirilmektedir. 

Dolayısıyla ortada yalnızca silah bırakma ve fesih açıklaması değil; aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesine yönelik ideolojik bir itiraz da bulunmaktadır.

Bu bağlamda, coğrafyamızda Türkiye’nin aleyhine hesapları olan, başta ABD ve İsrail olmak üzere emperyal güçler, PKK’nın görevini yaptığı ve kullanım ömrünü tamamladığı, artık yeni bir sürece evirilmesi gerektiğine karar vermişlerdir. 

Bölücülük Sadece Silahla Yapılmaz

Silahlı mücadele sona erse bile ideolojik mücadele farklı araçlarla sürdürülebilir.

Siyasi yapılanmalar, uluslararası lobi faaliyetleri, sivil toplum ağları ve propaganda çalışmaları bu sürecin parçaları olarak değerlendirilebilir.

Bu nedenle yalnızca silahların susmasına bakarak tehdidin tamamen ortadan kalktığını söylemek gerçekçi değildir.

Bir örgüt silah bırakabilir; ancak hedeflerinden vazgeçip vazgeçmediğini zaman gösterecektir.

Emperyal Güçler ve Bölgesel Hesaplar

Ortadoğu, uzun yıllardır küresel güçlerin nüfuz mücadelesine sahne olmaktadır.

ABD başta olmak üzere birçok devletin bölgeye ilişkin güvenlik, enerji ve jeopolitik hesapları bulunduğu bilinen bir gerçektir.

Bu çerçevede PKK'nın; bölgesel güç mücadelelerinde zaman zaman dış aktörlerin stratejileriyle örtüşen ve onların aparatı olarak bir işlev gören eylemleri bilinmektedir. 

Özellikle Irak'ın kuzeyi ve Suriye'deki gelişmeler dikkate alındığında, örgütün yalnızca Türkiye merkezli düşünülmesinin eksik bir analiz olacağı açıktır.

PKK, Kürt Vatandaşlarımızın Temsilcisi Değildir

Burada özellikle altı çizilmesi gereken önemli bir husus vardır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin milyonlarca Kürt vatandaşı bulunmaktadır.

Bu vatandaşlarımızın demokratik tercihlerini, kimliklerini ve siyasi iradelerini PKK ile özdeşleştirmek hem büyük bir haksızlık hem de toplumsal birlik açısından son derece yanlış bir yaklaşımdır.

PKK hiçbir zaman Kürtlerin temsilcisi olmamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin asli ve eşit vatandaşları olan Kürt kardeşlerimiz ile ayrılıkçı, silahlı bir terör örgütünü aynı zeminde değerlendirmek kabul edilemez.

Güven Olmadan Barış Olmaz

Devletler elbette terörü sona erdirmek için farklı yöntemleri değerlendirebilir.

Ancak hangi yöntem tercih edilirse edilsin; hukuk, şeffaflık, toplumsal mutabakat ve en önemlisi güven duygusu esas alınmalıdır.

Güvenin bulunmadığı bir zeminde verilen sözler, hazırlanan yol haritaları ve yapılan mutabakatlar kalıcı çözüm üretmez.

Türkiye geçmişte bunun bedelini defalarca ödemiştir.

Sonuç ve Değerlendirme

  1. PKK'nın silah bırakma yönündeki açıklamaları tek başına güven oluşturmak için yeterli değildir.

  2. Bir yandan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini sorgulayan, diğer yandan geçmişteki silahlı mücadeleyi meşru gören bir anlayışın samimiyeti elbette tartışılacaktır.

  3. Bu nedenle Türkiye, terörle mücadelede kararlılığını sürdürürken, devlet aklını, hukuku ve milli menfaatlerini önceleyen bir perspektiften hareket etmek zorundadır.

  4. Diğer taraftan TBMM’ye sunulan yasa önerisinde, “Terörsüz Türkiye” sürecinde görev alanların yasal sorumluluğunun bulunmayacağına ilişkin düzenleme de dikkat çekici ve üzerinde titizlikle değerlendirilmesi gereken bir husus olarak karşımızda durmaktadır 

  5. Kalıcı barış; yalnızca silahların susmasıyla değil, ayrılıkçı hedeflerin tamamen terk edilmesi, şiddetin hiçbir şekilde meşru görülmemesi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısına yönelik tehditlerin bütünüyle sona ermesiyle mümkündür.

  6. Güvenin olmadığı yerde barış, en fazla geçici bir ateşkestir. Gerçek barış ise ancak güvenin, hukukun ve ortak milli iradenin üzerinde yükselebilir….

  7. Milletvekillerini uyarıyoruz, on binlerce vatandaşımızı şehit etmiş olan PKK militanlarına özel af getiren bu teklif Gazi Meclisten çıkmamalı…

Tam da bu noktada, PKK ile ilgili özel af düzenlemesinin TBMM gündemine taşınması bana eskilerin o anlamlı darbımeselini hatırlattı:

Buğday tatile gidecekmiş, arpaya;

-"Ben gelene kadar yerime bak." demiş.

Buğday yola revan olmuş. Bir de bakmış ki arpa arkasından koşa koşa geliyor.

-"Hayırdır arpa kardeş, ne oldu?" diye sormuş.

Arpa nefes nefese:

-"Ya buğday kardeş, sana sormayı unuttum. Bana 'Yufka da ol.' derlerse olayım mı?" demiş.

Buğday gülümseyerek cevap vermiş:

-"Sen hiç dert etme; “SAC’a” gel yeter... Sana ne olacağını onlar gösterir."

Türkiye Cumhuriyeti terör örgütü PKK ile masaya oturmuştur, yani SAC’a gelmiştir

 

Kaynakça:

 

(1) https://bianet.org/haber/pkk-fesih-kararini-acikladi-307342

(2) Sevr Antlaşması, Madde: 62, 63 ve 64.

 

RECEP YÜKSEL
8.08.2026 11:58:06
Kadir bey, "Terörsüz Türkiye" kapsamında yaşananlar hakkındaki görüş ve değerlendirlerinizle, bizim duygu ve düşüncelerimize adeta tercüman oluyorsunuz. Teşekkür ediyorum, elinize yüreğinize sağlık.

Cahit Gumus
8.08.2026 15:40:41
Eline diline sağlık olsun. Yazıyı çok güzel yazmış ve çok beğendim. Ana tema GÜVEN güven olmayan yerde ne huzur olur ne mutluluk olur ne işler iyi gider onun için PKK ile Kürt halkı ile PKK tamamen ayrı tutularak çözüm süreci görüşülmelidir. Yukardaki yanmış olduğum fikirlere aynen katılıyorum. İmzamı atarım. İnşallah yanlıştan dönülür memleket için ne hayırlısıysa o kanunlaşır. sizi kutluyorum selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Allah’a emanet olunuz tekrar herkese selam.

Zafer İncekara
8.08.2026 21:09:17
Kadir bey yazınızı okudum ,Türk Milletinin hislerine tercüman olmuşsunuz,teşekkür ederim ,çok güzel bir analiz olmuş.

Reklam
SİYASETİN AYNASI VE BİR UYARI: AHMET DAVUTOĞLU VAKASI

SİYASETİN AYNASI VE BİR UYARI: AHMET DAVUTOĞLU VAKASI

FOTOĞRAF ÇEKİMİ İHALE SORUŞTURMASINDA ÇELİŞKİLER YUMAĞI

TÜRKİYE’DE EĞİTİM ÇIKMAZLARI

İBB SPOR KULÜBÜ’NDEN AKDENİZ OYUNLARI’NDA MADALYA YAĞMURU 8’i ALTIN, 16 MADALYA

KAYSERİ’DE TARİHTEN SANATA, MÜZİKTEN LEZZETE 9 GÜNLÜK ŞÖLEN

SİVAS KONGRESİ’NİN 107. YIL DÖNÜMÜ BEYLİKDÜZÜ’NDE KUTLANDI

İHMAL VE İSTİSMARA KARŞI 75 BİN 500 KEZ DESTEK

ÇANAKKALE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NDE YEDİNCİ GÜN: TARİH, SANAT VE KÜLTÜR

Burak Türkkan: “Belediye Başkanı Hasan Mutlu ve yol arkadaşlarına sahip çıkılmalı”

CHP’li üyeler oylamaya katılmadı: Üsküdar’da başkanvekili seçimi ertelendi

İDDİANAMEDE "KAÇAK KAFE" MERCEK ALTINDA:

YENİ EĞİTİM YILI AÇILIRKEN: ÇOCUKLARIMIZ OKULDA GÜVENDE Mİ?

Bayrampaşa Müftüsü Recep Eren Hakkari il Müftülüğüne Atandı.

İSLAM DÜŞÜNCESİNDE AKIL, İNANIŞ VE YÖNTEM

Bayrampaşa Zabıtalarının Boğaz Sefası

Eyüpsultan’a Tramvay Geliyor, Altyapı Yenileniyor

Sultangazi’de Kentsel Dönüşüm Hızla Sürüyor

Elim Sırrı Tarcan Spor Ve Yaşam Kompleksi, Törenle Hizmete Açıldı

TÜKİD, Sorunları Ve Çözüm Önerileri İçin Çalıştay Düzenledi

Festivalle Birlikte Çocuk Ve Gençleri Çanakkale Denizinde Buluşturdu

Reklam

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 4 3 0 1 6 10
2.BEŞİKTAŞ A.Ş. 4 3 1 0 5 9
3.KOCAELİSPOR 4 3 1 0 2 9
4.TRABZONSPOR A.Ş. 4 2 1 1 5 7
5.AMED SPORTİF FAALİYETLER 4 2 1 1 2 7
6.GENÇLERBİRLİĞİ 4 2 1 1 -3 7
7.FENERBAHÇE A.Ş. 4 2 2 0 2 6
8.KASIMPAŞA A.Ş. 4 1 0 3 1 6
9.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 3 2 1 0 0 6
10.İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK 4 1 2 1 0 4
11.CORENDON ALANYASPOR 3 1 1 1 0 4
12.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 3 1 1 1 0 4
13.SAMSUNSPOR A.Ş. 4 1 2 1 -1 4
14.ARCA ÇORUM FK 4 1 2 1 -2 4
15.ERZURUMSPOR FK 4 1 2 1 -6 4
16.EYÜPSPOR 4 1 3 0 -4 3
17.GÖZTEPE A.Ş. 3 0 2 1 -2 1
18.TÜMOSAN KONYASPOR 4 0 4 0 -5 0