Menü Bayrampaşa'da Gerçek Gazetecilik Doğrudan Yana Taraf
MEHMET CEYLAN

MEHMET CEYLAN

Tarih: 28.04.2026 05:46

SORUMLULUK ÖNCE İNSANIN KENDİSİNDEDİR

Facebook Twitter Linked-in

İnsanın hayatındaki olumlu yönleriyle gurur duyarken, olumsuz yönlerde suçu başkalarında araması, yaratılışın işleyişini tam olarak kavrayamamasından kaynaklanır. Bir insan hayatın düzeneğini iyi düşünmüş, yaratılışın amacını idrak etmiş olsaydı, şüphesiz tüm hayatı ve davranışları değişirdi.

Yaratılış, bir sınav düzeneği üzerine kurulmuştur. Bu düzenek, zengin-fakir, siyah-beyaz, çirkin-güzel, sağlıklı-hasta gibi birçok farklılıkla tasarlanmıştır. Bu tasarım şekilleri, kısa bir ömrün sınav düzeneğinden başka bir şey olamayacağını açıkça gösterir.

Bu tasarımın yaşandığı dünyaya baktığımızda; bitki, taş, kum ve toprak örtüleriyle, yani doğanın tüm çirkinliği ve güzelliğiyle kurgulandığını görürüz. Bu muhteşem kurgu ve düzenek, yaratıcı bir gücün varlığını işaret eder. Bu yaratıcı güç ise –inanıp inanmamak serbest olsa da bir gerçek var ki– Allah'tır.

Muhteşem kurgu ve düzenek, Allah'ın ebedi hayat öncesinde insanları bir sınava tabi tuttuğunu açıkça göstermektedir. Allah, sınava tabi tuttuğu insanları yaratırken onlara akıl ve irade gibi birtakım yetiler de vermiştir.

Örneğin, Allah Teâlâ, kullarına verdiği irade özgürlüğüyle onları sorumlu tutmuştur. İnsanların dünyadaki tüm eylemleri, kendi akıl ve iradeleriyle yaptıkları planlar sonucunda ortaya çıkar. İnsan, hayatındaki olumlu ya da olumsuz olayları bu şekilde düşünerek değerlendirmelidir.

Kadere inanmakla birlikte, her şeyi "kader" diyerek geçiştirmek, plan yapma yeteneğini yok eder. İnsan, kendisine verilen akıl ve iradeyle planlarını ve tasarımlarını yapar, Allah da bu doğrultuda yaratır. Allah isteseydi her şeyi tek tip yaratır, tüm iradeleri kendinde toplar ve tekdüze bir düzenek oluştururdu. Peki, böyle bir düzenekte yarattığı kullarını sorumlu tutması ne kadar adil olurdu? Allah adildir ve hiçbir kuluna zarar gelmesini istemez.

Bu muhteşem tasarım ve düzende yaşanan tüm olumlu ve olumsuz durumları, insanın akıl ve iradesinin bir ürünü olarak Allah yarattığına göre, sorumluluk öncelikle insanın kendisine aittir.

Bu muhteşem düzenek ve tasarım içinde kişi tek başına değildir. İnsan, kendi plan ve tasarımlarını yaparken çevresindeki kişi veya kişilerin de etkisi altında kalır. Durum böyle olunca, her şeyi kadere bağlamak da sorumluluğu yalnızca insana yüklemek de doğru değildir. O halde, olanları bir bütün olarak düşünmek gerekir.

İnsana akıl ve iradesiyle planlama yetkisi verilmiş olsa da, bir de ilahi takdir söz konusudur. Allah bu yetkileri verirken takdir etme yetkisini de kendisinde bırakmıştır. Çok doğru bir planla çalışsanız bile, takdir edilenin ötesine geçemezsiniz. Buna "rızık" veya "Allah'ın takdiri" diyoruz. Verilen takdiri kabullenmek, sabretmek ve şükretmek, insanın temel görevidir.

İşte dünya huzurunu yakalamak isteyen insan için bazı ilkeler şunlardır:

Kısa bir süreliğine misafir olduğumuz ve bir sınav düzeneği olan dünya hayatında, yaşamınızı sağlam ve imanlı değerler üzerine inşa ettiğinizde, her türlü bunalımın etkisi sizi olumsuz etkilemez. Olan ve olabilecek olaylara inandığınız değerler üzerinden baktığınızda, bu olayları çözümlemeniz daha kolay olacaktır.

Bu muhteşem kurgu ve tasarıma sahip dünyada her türlü iniş çıkışla karşılaşmak mümkündür. Dünyanın tasarımı ve insan hayatının işleyişi tekdüze değildir. Bu sebeple insanın her zaman her şeye hazır olması gibi bir görevi ve zorunluluğu vardır.

Tüm bu anlatılanları Kur'an'da yer alan Zariyat Suresi'nin 20-21. ayetleri ve Bakara Suresi'nin 216. ayeti çok güzel özetlemektedir:

"Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?" (Zariyat, 20-21)

"…Olur ki, hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur. Olur ki, sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şer olur. Doğrusunu Allah bilir, siz bilemezsiniz!" (Bakara, 216)


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —