Menü Bayrampaşa Gündem Gerçek Gazetecilik
YUNUS TOPUZ Eğitimci/Yazar

YUNUS TOPUZ Eğitimci/Yazar

Tarih: 22.06.2026 10:49

SESSIZ ÇOĞUNLUĞUN FERYADI

Facebook Twitter Linked-in

Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız ona kim olduğunu sormayın; ona karşı çıkılanın ne olduğuna bakın.

SESSIZ ÇOĞUNLUĞUN FERYADI

Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız ona kim olduğunu sormayın; ona karşı çıkılanın ne olduğuna bakın.

Türkiye’de onlarca yıldır karşı çıkılan şeyin adı İslam’dır. Bazen örtülü bir kadının yüzüdür, bazen bir caminin minaresidir, bazen hafızlık töreninin sesidir. Bu karşı çıkışın dili değişmiştir, kılığı değişmiştir; ama özü hep aynı kalmıştır: Müslümanın kamusal alanda var olma hakkına tahammülsüzlük.

Geçtiğimiz günlerde bir video dolaştı sosyal medyada. Kendini “aydın” sayan bir kadın, örtülü kadınların “imha edilmesi” gerektiğini söylüyordu. İmha. Bu kelimeyi bir düşünün. Bir insan topluluğuna yönelik kullanılan bu kelime, tarihin hangi karanlık sayfalarında karşımıza çıkmıştır? Ve bu kelimeyi kullanan kişi bugün özgürce dolaşıyor, hesap sormak bir yana, pek çok çevre tarafından korunuyor.

Kadıköy’de cami yapılacak diye ayaklananları hatırlayın. Taksim’deki camiye yönelik provokasyonları hatırlayın. Nüfusunun yüzde doksanbeşi Müslüman olan bir coğrafyada, Müslümanın namaz kılmasına, örtünmesine, çocuğuna Kur’an öğretmesine tahammül edemeyen bir azınlık kesim var. Bu azınlığın gücü nereden geliyor? Bu soruyu sormak artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.

Meselenin tamamını cehalete bağlamak ise artık saflık olur. Cehalet tesadüfi yanılır; bu düşmanlık ise sistematik bir kararlılıkla yürür. Kamu kurumlarında, okullarda, medyada, şehir planlamasında kendini yeniden ve yeniden üretiyor. Devlet büyüklerini aşağılayanlar, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef alanlar da bu zincirin halkalarıdır. Ve bu zinciri besleyen eller mutlaka sorgulanmalıdır.

İslam bu milletin kimliğidir. Sadece inancı değil; dili, sanatı, ahlakı, dayanışma kültürü, tarihiyle hesaplaşma biçimi. Bunu yok saymak Türk milletini kendinden koparmaya çalışmaktır. Buna izin verilmemelidir.

Sessiz çoğunluk artık konuşmalıdır. Çünkü suskunluk, zulmün değil; zalimin işine yarar.

Türkiye’de onlarca yıldır karşı çıkılan şeyin adı İslam’dır. Bazen örtülü bir kadının yüzüdür, bazen bir caminin minaresidir, bazen hafızlık töreninin sesidir. Bu karşı çıkışın dili değişmiştir, kılığı değişmiştir; ama özü hep aynı kalmıştır: Müslümanın kamusal alanda var olma hakkına tahammülsüzlük.

Geçtiğimiz günlerde bir video dolaştı sosyal medyada. Kendini “aydın” sayan bir kadın, örtülü kadınların “imha edilmesi” gerektiğini söylüyordu. İmha. Bu kelimeyi bir düşünün. Bir insan topluluğuna yönelik kullanılan bu kelime, tarihin hangi karanlık sayfalarında karşımıza çıkmıştır? Ve bu kelimeyi kullanan kişi bugün özgürce dolaşıyor, hesap sormak bir yana, pek çok çevre tarafından korunuyor.

Kadıköy’de cami yapılacak diye ayaklananları hatırlayın. Taksim’deki camiye yönelik provokasyonları hatırlayın. Nüfusunun yüzde doksanbeşi Müslüman olan bir coğrafyada, Müslümanın namaz kılmasına, örtünmesine, çocuğuna Kur’an öğretmesine tahammül edemeyen bir azınlık kesim var. Bu azınlığın gücü nereden geliyor? Bu soruyu sormak artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.

Meselenin tamamını cehalete bağlamak ise artık saflık olur. Cehalet tesadüfi yanılır; bu düşmanlık ise sistematik bir kararlılıkla yürür. Kamu kurumlarında, okullarda, medyada, şehir planlamasında kendini yeniden ve yeniden üretiyor. Devlet büyüklerini aşağılayanlar, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef alanlar da bu zincirin halkalarıdır. Ve bu zinciri besleyen eller mutlaka sorgulanmalıdır.

İslam bu milletin kimliğidir. Sadece inancı değil; dili, sanatı, ahlakı, dayanışma kültürü, tarihiyle hesaplaşma biçimi. Bunu yok saymak Türk milletini kendinden koparmaya çalışmaktır. Buna izin verilmemelidir.

Sessiz çoğunluk artık konuşmalıdır. Çünkü suskunluk, zulmün değil; zalimin işine yarar.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —