Menü Bayrampaşa'da Gerçek Gazetecilik Doğrudan Yana Taraf
İBRAHİM YILDIRIM

İBRAHİM YILDIRIM

Tarih: 24.12.2021 10:15

RIZA TEVFİK’TEN EKONOMİK BAKIŞ :

Facebook Twitter Linked-in

“İnsan hemcinslerinin cebinden para kazanmamalıdır. Serâir-i tabiatı (tabiatın sırlarını) tetkik ederek o hazineden istifade etmelidir. Bir memleket ki efradı yekdiğerini ezip devirmek , cebindekini soymakla yaşar ve zengin olmaya çalışır ; o memleket mahv u münkariz olur, muzmahil olur.”

“Bir memleket maddi ve manevi sermayesini tabii işletmeye sarf eder, o millet büyür, kuvvetli olur, müstefîd olur, hâkim olur, bahtiyâr olur, zengin olur ; silahla muharebeye hâcet görmeden diğer milletlerin arazisini istilâ eder , onlara tagallüb eder ; çünkü efradı bir birini yiyen miskin bir millet evvelâ nüfusça azalır , sonra sefâlet derekelerine ce zilletin her kademesinden geçerek ine ine esfel-i sâfiline kadar düşer ve yer yüzünden silinip mahvolur gider. İşte hakikat budur. “

“Bizim İstanbul halkı ( Türkiye demek istiyor)   fıtrî zeka nokta-i nazarından (bakış açısından) şüphesiz bir çok medeni milletlere üstün görünürler. Hele hiç mevzuu olmayan hiç aslı faslı olmayan tezvirâtı (yalan-dolanı) iftiraları bir hakikat gibi gösterip bir jurnal kıyafetine sokabilmek için doksan dokuz dereden su getiren müzevirler (ispiyoncular) ve dessas bir çok kişilerin bu hususta hiç sermaye olmadan , vak’a olmadan elhâsıl hiç yoktan bir sürü münasebetli müselsel ( zincirleme) yalanlar tertip etmekte gösterdikleri zekâveti zannederim dünyada hiçbir millet ibrâz edememiştir. Hatta Bizantinler bile!”

“Lâkin şâyân-ı mülâhaza ( düşünce) ve te’vil (yorum) değil midir ki fıtraten bu derece zeki olan bu halk sınıfı ilim ve fen aleminde beş paralık bir fayda temin eder bir keşfe muvaffak olamasınlar.”

“Evet ! Evet! Biz müzevirlik hususundaki kurnazlığı mâkul ve makbul bir zekâvet (zekilik) gibi farz ediyoruz ; bu noktada yanılıyoruz. Galile, Arşimed, Newton gibi dünyaya şeref ve saadet bahşeden âlimlerin kurnazlık hususunda ne kadar bî-vâye (nasipsiz) hatta ahmak denilecek derecede dalgın oldukları tarihin rivâyetiyle sabittir. Bentham, Pasteur, Comte, hatta Stuart Mill gibi insanlığın büyüklerinin ne kadar safderun , ne kadar kolay aldanır adamlar olduğunu özle hayatlarına ait vakalar gösteriyor. Halbuki yeni medeniyetin yüzü suyu demek olan bu muhterem adamlar fikirleriyle, ilmi ve hikmetli çalışmalarıyla yalnız mensup oldukları millete değil , bütün insaniyete nice nice manfaatler temin etmişler, nice nice hayırlar işlemişler!”

“Bu âna kadar iftihâr edegeldiğimiz , hatta Avrupa’ya karşı tuttuğumuz siyasi politikada da tatbik etmek istediğimiz o kurnazlık politikası netice-i kârda ( işin sonunda) bizi ne derekelere , ne zilletlere, ne haysiyetsizliklere düşürdüğü göz önündedir. Memleketimizin bunca servet kaynakları böyle kapalı kutu gibi durup dururken müzevirlik tertip etmekte muvaffakiyet izhâr eder , kurnazlık ibrâz edip te devlet ve millete sadakat göstermiş olmak hizmetine mukabil o servet kaynağının , o madenlerin o ormanların o sanayi teşebbüslerinin imtiyazlarını alıp ecnebilere satan bunca saadet ve servet vasıtalarına nailiyetle beraber yine evinde müthiş endişelerle rahatsız yatan adamların zekâveti benim nazarımda şâyân-ı merhamettir.”

“Memleketimizin hayat vesilesi olan ve insan vücuduna nispetle kan akışı neyse , toplum vücuduna oranla   hakikaten aynı haysiyeti haiz bulunan deverân-ı ticâriyi ecnebi ellere kaptırıp , hatta terkedip , biçare Müslüman halkın bir kısm-ı küllisini çiftçilik adı altında ebedi bir angaryacılık halinde kullanan ; diğer bir kısmı müzevirlik ve hafiyelikten başka bir işe istidadı yokmuş dedirtecek derecede zillet-i maneviyeye ve maddiyeye sevk edecek bir koca devleti her yüzden tahribe çalışan akıllılarımızın aklına şaşarım.” [1]

 

 

Harika felsefî şiirleri de vardır, Rıza Tevfik’in. Erbabı bilir takdir eder . Şu dörtlüğü hayat düsturum olmuştur :

Dilerim ki fani dünyada kimse,

Ömrünü mihnetle telef etmesin.

Fakat kâmil adam olmak isterse;

Elem çektiğine esef etmesin…

1949 yılının son aylarında kısmî felç gelir . Kendisini ziyarete gelen bir dostuna şunu söylemiştir :


Darbe-i felç ile büküldü belim,
Kalem tutmaz oldu artık sağ elim,

Yine o feylesof şairim , lâkin
Fi’len bir hizmete kâdir değilim. [2]

30 Aralık 1949 günü vefat edip 1 Ocak 1950 de Zincirlikuyu mezarlığına defnedilen Filozof Rıza Tevfik’e rahmetle …

 

[1] Uçman, Abdullah, Biraz da ben konuşayım ; Rıza Tevfik 3. Baskı İst – 2013 sh : 335-337

[2] Yücebaş Hilmi, Şiirler-Makaleler-Hatıralar İst-1950 sh : 127

ibrahimyildirim_99@hotmail.com


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —