Menü Bayrampaşa'da Gerçek Gazetecilik Doğrudan Yana Taraf
DR. KADİR ÇETİN

DR. KADİR ÇETİN

Tarih: 07.03.2026 09:54

OKULLAR GÜVENLİ DEĞİLSE GELECEK NASIL GÜVENDE OLACAK?

Facebook Twitter Linked-in

Amerika’nın Arizona Devlet Üniversitesinde bulunduğum 1995 yılında, iki çocuğu ilkokul çağında olan bir Amerikalı aile ile tanışmıştım. Çocukları “Home School” (Ev Okulu) dedikleri bir sistemle eğitimlerini sürdürüyorlardı. 

Bu sistemde çocuklar okula gitmiyor, ancak sorumluluğu aileler üstlenmiş ve evlerinde yürütüyorlardı eğitimlerini. Eyalet çapında bu şekilde örgütlenmiş ve kilisenin de destek verdiği aileler sistemden oldukça memnun gözüküyorlardı.

O zaman aile reisi Mark’a, niçin okula göndermiyorsunuz bu çocukları? diye sorduğumda Mark, “Okullar çocuklar için güvenli yerler değil. Madde bağımlılığı başta olmak üzere akran zorbalığı vb. bir yığın problem yaşanıyor okullarda” demişti. 

Ben çok şaşırmıştım Amerika’daki okulların bu durumuna. Zira bizim okullarımızda o yıllarda böyle bir şey yoktu. Aradan geçen 30 yıl sonra bizim okullarımız da Mark’ın dediği noktaya gelmiş. 

Sistem Alarmı

Geçen sene bu köşemde “Okullarda Akran Zorbalığı (10.05.2025) ve “Şiddet Sarmalı: Türkiye Nereye Gidiyor?”(13.12.2025) başlıklı iki yazı yazmış, okullardaki şiddet olaylarına dikkat çekmiş ve alınması gereken önlemleri sıralamıştım. 

Bugün yine aynı konu maalesef… Acı, çok acı…

İstanbul’da bir meslek lisesinde yaşanan ve öğretmen Fatma Nur Çelik’in öğrencisi tarafından sınıfta öldürülmesi olayı ile sarsıldık eğitim camiası olarak. Sınıfta bir öğretmenin canına kıyılması, artık sıradan bir adli vaka değildir. Bu olay, eğitim sistemimizin tam ortasında büyüyen ve yıllardır görmezden gelinen bir sorunun en acı sonucudur.

Bir öğretmen, ders anlattığı sınıfta hayatını kaybetti.

Bunun adı yalnızca bir “trajedi” değildir. Bunun adı önceki yazılarımda da belirttiğim gibi bir sistem alarmıdır.

Daha acısı ise bu olay hiç kimse için sürpriz değildir.

Çünkü eğitim ortamlarında artan şiddet yıllardır gözümüzün önünde büyüyor.

Yıllardır Görmezden Gelinen Bir Tehlike

Okullarda öğretmenlere yönelik hakaret, tehdit ve fiziksel saldırı haberleri artık neredeyse sıradan hale geldi. Sosyal medyada dolaşan görüntülerde öğretmenini tehdit eden öğrenciler, sınıfta kavga eden gençler ve müdahale etmekte zorlanan eğitimciler var.

Ancak her olaydan sonra yapılan şey aynı: Kısa bir gündem, birkaç açıklama ve sonra derin bir sessizlik.

Sorunun kökenine inmek yerine, sorunu konuşmaktan kaçan bir yaklaşım hâkim.

Oysa gerçek ortada: Okullarda yönetimin ve öğretmenin otoritesi çizildi ve disiplin zayıfladı.

Öğretmen Yalnız Bırakıldı

Bugün öğretmenler yalnızca ders anlatmıyor.

Aynı zamanda öfke kontrolü olmayan öğrencilerle, aile desteği görmeyen çocuklarla, psikolojik sorunlarla ve giderek sertleşen bir gençlik kültürüyle mücadele ediyor.

Ama bu mücadelede çoğu zaman yalnız bırakılıyorlar.

Rehberlik servisleri birçok okulda yetersiz.

Riskli davranış gösteren öğrenciler erken tespit edilemiyor.

Disiplin mekanizmaları ise çoğu zaman caydırıcı olmaktan uzak.

Dahası, öğretmenler çoğu zaman idari ve hukuki süreçlerde de kendilerini güvende hissetmiyor.

Bir öğretmenin sınıfa girerken aklından şu soru geçmemeli: “Bugün başıma bir şey gelir mi?”

Sorun Sadece Eğitim Değil, Toplumsal

Okuldaki şiddet, aslında toplumdaki gerilimin aynasıdır.

Sosyal medyada normalleşen hakaret dili, televizyonlarda sıradanlaşan saldırganlık ve siyasi liderlerin toplumu kutuplaştırması gençlerin dünyasına da yansıyor.

Saygı kültürü zayıfladıkça, öğretmenin otoritesi de zayıflıyor.

Bir zamanlar öğretmen, aileden sonra gelen en güçlü rehberdi.

Bugün ise birçok öğretmen, sınıfta yalnız bırakılmış bir kriz yöneticisi gibi çalışıyor.

Artık Slogan Değil, Politika Gerek

Her acı olaydan sonra “öğretmenler baş tacıdır” demek yetmez.

Gerçek soru şudur: Bu baş tacını nasıl koruyacağız?

Eğitim kurumlarında güvenlik yalnızca kapıdaki güvenlik görevlisiyle sağlanamaz. Artık somut adımlar gerekiyor:

Kısacası, eğitim ortamlarında güvenlik bir lüks değil zorunluluktur artık…

Bir Öğretmenin Ardından

Fatma Nur Çelik artık aramızda değil.

Genç bir öğretmen, mesleği gereği bulunması gereken yerde -sınıfında- hayatını kaybetti.

Bu sadece bir insanın kaybı değil.

Bu, eğitim sisteminin güvenliğine dair ciddi bir uyarıdır.

Eğer bu olaydan sonra da birkaç gün konuşup unutacaksak, bir sonraki haberin gelmesi sadece zaman meselesidir.

Bir toplumun geleceği sınıflarda, okullarda şekillenir. Eğer sınıflar, okullar güvenli değilse, geleceğimiz de güvende değildir.

Ve o zaman şu soruyla yeniden yüzleşeceğiz: Bir öğretmenin hayatını koruyamayan bir eğitim sistemi, gerçekten geleceği inşa edebilir mi? 

Meslektaşımız Fatma Nur ÇELİK öğretmenimize Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı ve sabırlar diliyorum.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —