Menü Bayrampaşa'da Gerçek Gazetecilik Doğrudan Yana Taraf
DR. KADİR ÇETİN

DR. KADİR ÇETİN

Tarih: 16.05.2026 11:15

MİLLET YOKLUK ÇEKERKEN, ONLAR LÜKSÜN SINIRINI ZORLUYOR

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye artık sadece ekonomik kriz yaşamıyor. Asıl kriz; devlette yönetim ahlakının çökmesi, siyasetin vicdanını kaybetmesi ve milletin alın terinin şatafat uğruna pervasızca harcanmasının sıradanlaştırılmasıdır

Millet pazarda tane hesabı yaparken, İktidarı ve Ana Muhalefetiyle siyaset kurumu lüks yarışına girmiş durumda. Vatandaş ay sonunu getiremezken, makam sahipleri milyonları koltuk konforuna, şatafata ve siyasi gösterişe gömüyor.

Hukuk devleti dediğiniz şey; milletin alın terine namus gibi sahip çıkabilmektir. Yetki dediğiniz şey ise saltanat değil emanettir. Fakat bugün ortaya çıkan tablo, devlet yönetiminin ciddi bir ahlaki çöküş içine sürüklendiğini gösteriyor.

Lüksün Sınırları Zorlanıyor

Bugün milyonlarca insan pazardan poşetini dolduramadan dönüyor. Emekli ve asgari ücretli kira ile mutfak arasına sıkışmış durumda. Gençler geleceğini başka ülkelerde arıyor. Çiftçi üretimden kopmuş, esnaf ayakta kalma mücadelesi veriyor.

İktidardakilerin lüks uçak filolarına nispet gibi, yerde de lüks araçlara hevesli Ana Muhalefet neyin peşinde acaba? Vatandaş için ağır ekonomik tablo karşısında, Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı için alınan bir aracın iç dizaynına yaklaşık 175 bin ABD Doları harcandığı geçtiğimiz hafta TV.lerde gündem konusu oldu. Türk lirasıyla bugün yaklaşık 8 milyon liraya yaklaşan bir para…

Evet, yanlış okumadınız, arabanın sadece “iç dizaynı” için 8 milyon lira harcanıyor…

Üstelik iddialara göre bu bedel parti kasasından değil, siyasi konfor uğruna bir belediyenin, yani kamunun kaynağından karşılanıyor olması... 

Soruyoruz:
Bir aracın “iç dizaynı”na bu kadar para harcamak hangi zihniyetin ve nasıl bir vicdanın ürünüdür?

Vatandaş kuru ekmeğin hesabını yaparken, siz koltuk konforunuza milyonlar saçmayı hangi hakla savunabilirsiniz?

Ey İktidar sahipleri…

Ey Ana Muhalefet partisi temsilcileri…

Bu millet size saltanat süresiniz diye mi oy veriyor?

Sorun Sadece İsraf Değil, Zihniyet Çürümüşlüğüdür

Buradaki mesele yalnızca lüks merakı değildir. Asıl mesele; kamu kaynaklarını siyasi ayrıcalığın doğal hakkı gibi gören çarpık anlayıştır.

Türkiye’de siyaset kurumu uzun zamandır hizmet üretmekten çok, devlet imkânlarının paylaşımı ve rant dağıtma mekanizmasına dönüşmüş durumda. Belediyeler halkın derdine çözüm üretmesi gereken kurumlar olmaktan çıkıp, partilerin arka finans kapısı hâline getiriliyorsa burada artık hukuk devletinden söz edilemez.

Bugün devlet yönetiminde yaşananlar ne yazık ki:

Daha vahimi ise toplumun buna alışmaya başlamasıdır. İktidar için söylenen “israf”, “kayırmacılık-nepotizm”, “partizanlık” eleştirileri bugün ana muhalefet için de dillendiriliyorsa, ortada yapısal bir çürüme vardır. Halka hizmet değil, seçilmişlerin konfor düzeni gemi azıya almış durumda…

 “Yolsuzluk Var” Diyenler, Önce Aynaya Bakmalı

Bir taraftan bazı belediye başkanlarının parti değiştirmeleri üzerinden “yolsuzluk korkusu” söylemleri dile getiriliyor, diğer taraftan belediye bütçelerinin partide siyasi konfor için kullanıldığı iddiaları ortalığa saçılıyor.

O zaman vatandaş da doğal olarak şu soruları soruyor:

  1. Madem bu kadar dürüstsünüz, neden belediye imkânlarıyla parti şatafatı finanse ediliyor?

  2. İktidara göre kirlenmiş bir belediye başkanı, iktidar partisine geçince temizlenmiş mi oluyor?

Halk arasında çok anlamlı bir söz vardır: “Ekşi yemedim ki karnım ağrısın.”

Eğer içiniz rahatsa, gerçekten temiz iseniz, hesap vermekten ve hesap sormaktan neden rahatsız oluyorsunuz?

Neden her eleştiriyi siyasi mağduriyet perdesinin arkasına saklamaya çalışıyorsunuz?

Vatandaş Artık Söze Değil, Hayat Tarzınıza Bakıyor

Bu millet artık nutuk dinlemek istemiyor.

Kim ne söylüyor değil, nasıl yaşadığıyla ilgileniyor.

Çünkü fakirlik edebiyatı yapıp lüks uçak filolarında gezenlere, lüks araçlarda saltanat sürenlere kimse inanmak istemiyor artık.

Çünkü vatan, millet, bayrak diyenlerin ve “halkçılık” edebiyatı yapanların, milyonluk lüks harcamalara imza atanların samimiyeti kalmıyor.

Çünkü vatandaş artık şunu görüyor: Türkiye’de değişen sadece koltuklar oluyor, zihniyet aynı kalıyor.

Çünkü bireysel çıkar olduğunda bir Milletvekilinin eşinin, tapu harcı ödememek için Tapu Dairesine fakirlik ilmuhabiri sunması, bu zihniyetin vatandaş nezdinde “Tüy Dikmesidir.” 

İktidar bir soygun düzeni kuruyor, muhalefet ise o düzenin yanlışlarını eleştirirken aynı yanlışlıkların peşinden gidiyor. 

İşin garibi bunu yapanlar, yüzlü yüzlü halkın karşısına çıkıp “adalet”, “eşitlik”, “yoksullukla mücadele” etmekten bahsedebiliyorlar. 

Sonra da utanmadan çıkıp milletten kendilerine güvenmelerini bekliyorlar…

Sonuç ve Değerlendirme 

Bugün Türkiye’nin sıkıntısı sardece “ekonomik kriz” değildir. Ekonomik kriz, ahlaki çöküşün bir sonucudur. 

Eğer;

Orada sadece bütçe değil, devlet ahlakı çöker.

Ve devletin yönetim ahlakı çöktüğünde, geriye sadece öfkeli bir toplum, güvensiz bir millet ve birbirine benzeyen siyasi yapılar kalır. Güvenin kaybolduğu yerde ise demokrasi ortadan kalkar, hukuk anlamını kaybeder. Toplum huzur bulamaz.

Ve bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu en büyük tehlike tam da budur.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —