DR. KADİR ÇETİN

Tarih: 31.01.2026 13:35

KAYNAK YOKMUŞ… ÖYLE Mİ?

Facebook Twitter Linked-in

Kaynaklarımız kısıtlı, emeklilere verecek paramız yok!”

Bu cümle artık bir ekonomik tespit değil, düpedüz bir siyasi aldatmacadır. Yani tam organize bir yalandır. Çünkü mesele kaynak yokluğu değil; kaynağın kim için, kimin cebine aktarıldığına dair bilinçli bir tercihtir.

Kıssadan hisseyle başlayalım.

Bir cambaz, eşeğini yularından çekip pazara getirir. Başka bir cambaz yanaşır:

-“Kaça bu eşek?”

-“Bin lira.”

-“Aldım!” der, el sıkışırlar.

Ortalık hemen karışır. Birileri alıcıyı uyarır:

-“Görmüyor musun, eşek topal. Onun için ucuza verdi.”

Alıcı duruma hakim durumda:

-“Topal değil, tırnağına taş sıkışmış. O yüzden ucuz satıyor.”

Bu kez satıcıya giderler:

-“Eşek topal değilmiş, tırnağına taş sıkışmış.”

Satıcı güler:

-“Topal olmasına topal da, öyle sansınlar diye taşı ben sıkıştırdım.”

Bu sefer tekrar alıcıya giderler:

-“Seni kandırdı! Eşek gerçekten topalmış”

Alıcı kendinden emin, biraz da alaycı bir ifade ile:

-“Vay namussuz! Eğer verdiğim para sahte olmasaydı, beni kazıklayacaktı!”

İşte bugün memleketin özeti budur. Bugünün sistem ahlâkı tam olarak budur…

Birileri birilerini kandırıyor, burada kimse masum değil. Elbette genelleme yapmak ve herkes için geçerli demek doğru değil. 

Herkes sahtekârlığın farkında ama herkes kendi sahtekârlığını meşru gösterme çabasında.

Bu tiplerin bir özelliği var: utanma duyguları köreldiği için “akıllı” sanıyorlar kendilerini. 

Fırıldaklık, kolay yoldan köşe dönme, yalan ve dolan artık istisna değil; neredeyse kural hâline getirildi… 

Bu düzenin adı artık yozlaşma değil, sistemleşmiş çürümedir.

Gelelim asıl meseleye, asıl yalana; “Kaynak yok” yalanına.

Devletin 2026 yılı bütçesinde faize ayırdığı para ne kadar biliyor musunuz?

Tam 2 trilyon 742 milyar lira.

Yani yaklaşık 62,3 milyar dolar borcun anaparası için değil, sadece faizi için ödenecek.

Bu ne demek? Halka tek kuruşu gitmeden, 62,3 milyar doların finans çevrelerine aktarılması demek.

Demek ki neymiş? Kaynak varmış...

Ama kime ve neye var? Para babalarına, tefeciye var. 

Hesap ortada Beyler…

Burada basit bir hesap yapalım… 

Yaklaşık 4,5 milyon emekliye aylık 20 bin TL değil de asgari ücretin biraz üzerinde, yani 30 bin TL verilse…

Aradaki 10 bin TL farkın devlete aylık maliyeti 45 milyar TL olur. 

Dolar kurunu ortalama 45 TL kabul edersek, bu aylık 1 milyar Dolar tutar. 

Yılda 12 milyar Dolar demektir. 

Devlet faize yıllık 62,3 milyar Doları bulabiliyor ama emeklisine 12 milyar Dolar bulamıyor öyle mi? 

Kusura bakmayın ama buna ekonomik gerekçe denmez.
Buna ahlâksız öncelik denir.

Bir de yap-işlet-devret projelerine bakalım.

Mesela Osmangazi Köprüsü…

Köprünün yapım maliyeti: 1 milyar 480 milyon Dolar. Devlete devredileceği yıl, taa 2035.

Peki, bu süre içinde, “garanti” kapsamında şirkete ödenecek toplam tutar ne kadar?

10 milyar 329 milyon Dolar.

Yanlış okumadınız. Aradaki fark tam, 8 milyar 849 milyon Dolar.

Bu fark ne “hesap hatasıdır” ne de “öngörü yanlışıdır.”

Bu fark açıkça ve doğrudan bir şirkete bilinçli bir servet transferidir. 

Burada Osmangazi köprüsü sadece bir örnek… Osmangazi’de olduğu gibi, devlet yandaş şirketlere koltuk çıkmak için bin liralık işi beş bin liraya, yap - işlet - devret yöntemi ile yaptırıyor. 

Bu yöntemle yapılan geçiş garantili köprülerini, uçuş garantili hava limanlarını ve hasta garantili şehir hastanelerini düşünün değerli okurlarım… 

 

İşte beytülmalden sarf budur. İşte hazinenin talanı tam olarak budur.

“Emekliye para yok” diyenler, topladıkları vergileri kimlere, hangi sözleşmelerle ve hangi döviz garantileriyle ödediklerini anlatmaktan ısrarla kaçıyorlar.

Kaçıyorlar, çünkü anlatırlarsa maskeler düşecek.

Çünkü anlatırlarsa “kaynak yok” masalı çökecek.

İşte devletin kaynakları böyle buharlaşıyor.

Emekliye gelince “kaynak yok” diyenler, vatandaşı sıkboğaz ederek topladıkları vergilerden oluşan bu kaynakları kime, nasıl ve hangi sözleşmelerle peşkeş çektiğini anlatmıyor.

Bu tabloya bakınca insanın aklına ister istemez, Sovyetler Birliği döneminin ünlü muhalifi ve Nobel ödüllü yazarı Aleksandr SOLJENİTSİN’in o meşhur sözleri geliyor:

Evet… Herkes her şeyin farkında…

Ama çark dönmeye devam ediyor ve edecek gibi…

Ta ki eşeğin tırnağındaki taşı gerçekten anlayan ve anlamlandıran bir irade ortaya çıkana kadar…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —