Menü Bayrampaşa Gündem Gerçek Gazetecilik
Siyami BOYLU

Siyami BOYLU

Tarih: 23.06.2026 09:54

GÖSTERİŞ ÇAĞINDA KAYBOLAN DEĞERLER

Facebook Twitter Linked-in

Bir toplumun değişimi bazen yüzyıllara yayılır, bazen de birkaç yıl içinde gerçekleşir. Özellikle ekonomik şartların hızla değiştiği dönemlerde insanlar sadece gelir düzeylerini değil, alışkanlıklarını, hayat tarzlarını ve değer yargılarını da değiştirmeye başlarlar. Ancak servet koşarak gelirken görgü aynı hızla yetişemez. İşte asıl problem de burada başlar.

Son yıllarda yalnızca ülkemizde değil, dünyanın birçok yerinde yeni bir gösteriş kültürü ortaya çıktı. Eskiden insanlar sahip oldukları imkânları saklamaya çalışırken, bugün sergilemek için adeta yarışıyorlar. Sosyal medya bu yarışın en büyük sahnesi hâline gelmiş durumda. Artık yapılan iyilikler değil, yapılan harcamalar konuşuluyor; tevazu değil, teşhir alkış alıyor.

Bir zamanlar aile içinde sade bir sevinç vesilesi olan düğünler, sünnet merasimleri, mevlidler, hatim programları ve özel günler; giderek organizasyon şirketlerinin yönettiği dev gösterilere dönüşüyor. Işıklar, sahneler, özel çekimler, profesyonel ekipler, sosyal medya yayınları ve saatlerce süren gösteriler... Bazen insan merasimin kendisini unutup dekorun büyüklüğüne hayran kalmak zorunda bırakılıyor.

Oysa bir sünnet düğününün özü çocuğun hayatındaki önemli bir dönüm noktasını paylaşmaktır; mevlidin özü dua ve hatırlamaktır; hatim merasiminin özü Kur’an’la buluşmanın sevincidir. Fakat anlam kaybolup şekil öne geçtiğinde geriye sadece gösteri kalıyor. Gösterinin olduğu yerde ise çoğu zaman samimiyet değil, rekabet büyüyor.

Bugün birçok insan yaptığı hayrı bile paylaşmadan duramıyor. Yardım paketleri kameralar önünde dağıtılıyor, sofralar dronlarla çekiliyor, ibadetler bile beğeni sayısına göre değer kazanıyormuş gibi sunuluyor. Teknoloji elbette nimet; ancak niyet bozulduğunda nimet de gösterişin aracına dönüşebiliyor.

Daha üzücü olan ise bu anlayışın muhafazakâr çevrelerde de hızla yayılmasıdır. İnancın özü olan tevazu, kanaat, edep ve israf hassasiyeti geri planda kalırken; marka tutkusu, gösterişli mekânlar, abartılı merasimler ve dijital teşhir öne çıkıyor. Oysa muhafazakârlık, değerleri korumak demektir; değerleri vitrine koyup pazarlamak değil.

Bir merasimin büyüklüğü harcanan para ile değil, taşıdığı mana ile ölçülür. Bir sofranın bereketi masadaki çeşit sayısıyla değil, etrafındaki muhabbetle anlaşılır. Bir insanın değeri de sahip olduklarıyla değil, sahip olduklarını nasıl kullandığıyla ortaya çıkar.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey daha büyük organizasyonlar değil; daha büyük gönüllerdir. Daha pahalı gösteriler değil; daha samimi buluşmalardır. Daha fazla alkış almak değil; vicdanımızın huzurunu kazanmaktır.

Çünkü gösterişin ömrü bir fotoğraf karesi kadardır. Fakat edep, tevazu ve samimiyet nesiller boyunca yaşamaya devam eder.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —