Melike TOKUR / Eğitimci Yazar

Tarih: 04.03.2026 18:18

GEÇMİŞTEN GELECEĞE (BİR NESİL MESELESİ)

Facebook Twitter Linked-in

Eğitim, bir toplumun gelişmişlik düzeyini belirleyen temel unsurlardan biridir. Bu sürecin belirleyici yöneticileri öğretmenlerdir. Öğretmen, bilgi kazandıran bir birey değil, aynı zamanda toplumu geliştiren, sosyal beceri sağlayan, toplumdaki tüm yenilik ve değişimlerin öncüsüdür. Son yıllarda öğretmene, eğitimciye yönelik şiddet olayları artarak devam etmektedir. Bu durum, toplumun değer yapısı açısından, güvenlik açısından ciddi sorunlar ortaya çıkarmaktadır.

Bir öğretmenin öldürülmesine bireysel bir suç olarak bakılmaması gerekir. Toplumda travma yaratan ciddi bir olaydır. Bu sorun ortaya çıktığında eğitim ortamlarının güvenliği sorgulanmaktadır. Toplum yeterli bilinçlendirildi mi, sorgulanmalıdır. Öğretmenlere yönelik şiddet sadece bir başlık değildir. Öğretmen, okullarda fiziksel şiddete maruz kalabilmektedir. Sözlü şiddetle karşı karşıya kalabilmektedir. Mobbinge maruz kalmaktadır; dijital üzerinden itibarsızlaştırma, hedef gösterilerek haysiyet zedeleme yapılmaktadır.

Peki, bu saydığım başlıklara çözüm yolu bulunması çok mu zordur? Hayır, zor değildir. Hukuki yaptırımlar daha sert, daha caydırıcı olmalıdır. Veli-okul iş birliği hâlinde rehberlik eğitimleri artırılıp iyileştirme çabalarına gidilmelidir. Medyaya burada çok büyük görev düşmektedir. Yayınlanan dizi ve filmlerde özendirmeden kaçınılmalıdır. Sosyal medyanın doğru kullanılması hedefler arasında olmalıdır. Okulların güvenliği üst düzeye çıkarılmalıdır. Tüm bunlara kalıcı çözüm önerileri sunulduğunda ve ivedi bir şekilde uygulamaya geçildiğinde sorunlar azalmaya başlayıp çözümler sıraya girecektir.

Okul-veli iletişimi, etkileşimi çok önemlidir. Geçmişten günümüze geldiğimizde öğretmenlerin veli tarafından da mobbinge uğradığını gözlemlemekteyiz. Velinin öğretmene hesap sormaya çalışması, sorgulamaya başlaması öğretmenin üzerindeki psikolojik baskının en önemlisidir. Öğretmeni çeşitli birimlere şikâyet edebilme (gereksiz!) gücünü kendinde fazlaca gördüğü için velinin bu vb. haklarına sınırlama getirilmelidir. Öğretmenin itibarı, öğretmene geri iade edilmelidir.

Bakanlığımızın yapması gereken unsurlardan birisi de velinin eğitilmesidir. Bunun için çeşitli seminerler, eğitimler düzenlenmeli; eğitimlerde zorunluluk sağlanmalı, tüm velilerin katılımı sağlanmalı; çocukla doğru orantılı yıl sonu çalışmaları düzenlenip velinin eğitiminin ne kadar önemli olduğu topluma anlatılmaya çalışılmalıdır. Toplum bilinçlenirse çocuk zaten bilinçli bir ailede yetişeceği için sorun da kalmayacaktır.

Çocuklarda psikolojik destek artırılıp haftanın her günü okula değil de iki gün çeşitli bilinçlendirme eğitimlerine dâhil edilip topluma kazandırılmalıdır. Hiçbir öğrenci göz ardı edilmeden tedavi sürecine geçilmelidir. Metropol şehirlerde okulların güvenliği artırılmalıdır; öğretmen ve öğrenci selameti açısından.

Tüm bunların yanında kendimize şu soruyu soruyoruz: “Biz ne zaman ve nasıl bu hâle geldik?”

Dün bir öğrenci tarafından bir öğretmenimiz ailesinden, çocuğundan, okulundan, hayattan koparıldı. Şimdi sadece Fatma Nur Öğretmenimiz mi öldü? Dün toplum olarak tüm Türkiye ölmedi mi? Kendimizi sorgulamadık mı? Nerede yanlış yaptık diye düşünmedik mi? Hepimiz üzüldük, hepimiz üzgündük.

Fatma Nur Öğretmen, okulunda eğitim verdiği öğrenci tarafından hayattan koparıldı. Dünden bugüne hepimiz üzerimize düşeni almalıyız. Fatma Nur Öğretmen geri gelmeyecektir. Evet, ama başka öğretmenlerimiz gitmesin. Fatma Nur Öğretmen nezdinde geçmişten günümüze görevleri başında hayattan koparılan tüm öğretmenlerimize rahmet diliyorum. Dilerim son olur.

Biz bir ve birlik olunca güçlüyüz. Öğretmen-öğrenci-veli bu üçlü saç ayağı güçlendirilip eğitimin aksak yönleri tamir edilmelidir. Kanayan yaralarımıza tuz basmayacağız. Yaralı olan her durumu tedavi edeceğiz. Bugüne yapılan yatırım, Türkiye’nin geleceğinin çeyizidir. Herkes lütfen topyekûn düşünsün. Herkes kendine düşen payı çıkarsın.

Ortaokul yıllarında, Öğretmenler Günü’nde yazdığım bir şiirimin son kıtasını sizlerle paylaşıyorum:

“Nice Melikeler geçecek ellerinden,
Onlar da faydalanacak sonsuz bilgilerinden.
Kadrini bilmeyene gücenirim gerçekten.
Sana sonsuz sevgiler, öperim ellerinden.”

(1996 Melike TOKUR)


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —