Menü Bayrampaşa Gündem Gerçek Gazetecilik
DR. KADİR ÇETİN

DR. KADİR ÇETİN

Tarih: 11.07.2026 09:02

DOSTUM (!) TRUMP... VE GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK

Facebook Twitter Linked-in

Ankara’da yapılan Zirve Toplantısının 6 maddelik sonuç bildirisinden anlaşılacağı üzere, NATO’nun ABD’nin bir aparatı haline gelmesini başka bir yazımızda değerlendirmek üzere biz bu yazımızda “Dostum Trump” kavramı üzerinde duracağız.

NATO’nun Ankara Zirvesi vesilesiyle Türkiye'ye gelen ABD Başkanı Donald Trump için şaşalı (Atlı, Arabalı, Uçaklı –Türk Yıldızları Ekibi-) karşılama töreni yapılması, mütekabiliyet ilkesini alt üst etti. Trump, Sayın Erdoğan’ı Washinton’da Beyaz Sarayın girişinde karşılarken biz Trump’ı hava alanında hem de Türk Yıldızları Ekibinin gösteri uçuşuyla karşıladık… 

Diğer taraftan Trump için kullanılan "Dostum" ifadesi bu Ankara ziyaretinde yeniden gündeme geldi. Diplomaside nezaket dili elbette önemlidir. Devlet adamları görüşür, tokalaşır, gerektiğinde birbirlerini överler. Ancak dış politikada asıl belirleyici olan sözler değil, uygulamalardır.

Biz ise maalesef çoğu zaman fotoğrafa bakıyor, gerçeği kaçırıyoruz.

Çünkü hamaseti seviyoruz... Alkışlatan cümleleri seviyoruz...

Gerçekleri konuşanı ise çoğu zaman "moral bozuyor" diye suçluyoruz.

Oysa gerçekler hamasi söylemlerle değişmez.

Yerli ve Milli Söylemi ile Gerçekler

Yıllardır KAAN savaş uçağı "yerli ve milli" başarının sembolü olarak anlatılıyor. 

Elbette Türkiye'nin savunma sanayiindeki her başarısı hepimizi gururlandırır. Alkışlanmalıdır.

Ancak alkış başka, hakikat başkadır.

KAAN savaş uçağının en kritik unsurlarından biri olan motor bileşeninde dışa bağımlılık devam ediyorsa, bunun da milletle açıkça paylaşılması gerekir.

Çünkü gerçek bağımsızlık; uçağın yalnızca gövdesini üretmek değil, motorunu, aviyonik sistemlerini ve kritik teknolojilerini de hiçbir ülkenin iznine ihtiyaç duymadan üretebilmektir.

Aksi hâlde, düğmeye başkası basıyorsa, yerli, milli ve de tam bağımsızlıktan söz etmek güçleşir.

Dostum Diyorsanız, Önce CAATSA'ya Bakın

Uluslararası ilişkilerde romantizme yer yoktur.

Dışarıda devletlerin dostu değil; çıkarı olur.

Bugün "Dostum Trump" denilen Amerika, dünkü kirli işlerin arkasındaki Amerika değil mi?

Rusya’dan S-400’ün alınması sebebi ile 

Eğer bunları yapan ülkeye hâlâ "dost" diyorsanız, ortada ciddi bir muhasebe eksikliği var demektir.

Dostluk sözle değil, uygulamayla ölçülür.

Gazze Yanarken Kim Kimin Dostuydu?

Trump'ın siyasi siciline bakıldığında en tartışmalı başlıklardan biri hiç kuşkusuz Filistin-Gazze'dir.

İsrail'e verdiği güçlü destek, Filistin meselesindeki yaklaşımı ve Netanyahu’yu İsrail Parlamentosunda yaptığı konuşmasında Gazze kahramanı olarak ilan etmesi dünya kamuoyunda uzun süre tartışıldı.

Gazze'de, Trump’ın tam destek verdiği soykırımcı İsrail tarafından, 20 bini çocuk olmak üzere 70 binin üzerinde Filistinli katledildi...

Gazze harabeye döndü.

Bütün bunlar yaşanırken Washington'dan yükselen ses, ateşkesten çok İsrail'e verilen tam desteğin sesi oldu.

Şimdi sormak gerekiyor:

Gazze'nin, Lübnan’ın acısı henüz dinmemişken, bu tabloyu görmeden yapılan "Dostluk" söylemleri vicdanlarda nasıl karşılık bulacaktır?

İran Mesajı Tesadüf mü?

Trump'ın Türkiye'de bulunduğu günlerde İran'a yönelik saldırı emri vermesi ve bombalatması, İran yöneticilerine ağır hakaretlerde bulunması uluslararası kamuoyunun dikkatinden kaçmadı.

Elbette devletler kendi güvenlik politikalarını belirler.

Ancak aynı anda barış, dostluk ve ittifak söylemleri kullanılırken bölgeyi yeni çatışmalara sürükleyen adımların atılması da sorgulanmayı hak etmektedir.

Barış söylemi ile savaş politikası aynı cümlede uzun süre yaşayamaz.

Brunson Olayı Unutulmadı

Hafızalarımız o kadar da zayıf değil.

Rahip Andrew Brunson için "Bu can bu bedende olduğu sürece verilemez." denilmişti.

Sonra ne oldu?

Diplomatik kriz yaşandı... Trump telefon etti… Ekonomik baskılar geldi... Ve Rahip Brunson serbest bırakılarak Amerika'ya gönderildi.

Trump ise daha sonra yaptığı açıklamalarda bu gelişmeyi siyasi başarısı olarak anlatmış ve “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aradım ve Rahib’i bıraktılar” derken Türk yargısının bağımsızlığının üzerini çizmiştir. Ardından Sayın Erdoğan hakkında övgü dolu ifadeler kullanmıştır. Bu süreç, Türkiye'de yargı bağımsızlığı ve dış politika ilişkileri açısından büyük bir talihsizliktir. 

Trump bu olayı Ankara ziyaretinde de Sayın Erdoğan’ı överken tekrar hatırlatmıştır. Trump’ın bu ifadelerini bir tehdit olarak da anlamak gerekir. Yani, eğer ABD’nin çıkarlarına engel olursanız Rahip olayında olduğu gibi gereğini yaparım, demeye getirmektedir… 

Misafire İkram Bizim Geleneğimizdir...

Elbette misafirimizi en güzel şekilde ağırlarız.

Mantımızı da ikram ederiz... Manda yoğurdumuzu da... Balımızı da... Böreğimizi de...

Bunlar Anadolu insanının asaletindendir.

Ama devlet hafızası sofrada bırakılmaz. İkram ayrıdır... Millî çıkar ayrıdır... Diplomasi ayrıdır...

Ve tarih hiçbir fotoğraf karesini tek başına yazmaz.

Sonuç ve Değerlendirme

Bir devlet adamına "dostum" diyebilirsiniz.

O zaman dönüp şu soruyu sormak zorundasınız: Gerçekten dostumuz kim?

Yoksa biz, hamasi cümlelerin büyüsüne kapılıp, uluslararası siyasetin acı gerçeklerini görmezden mi geliyoruz?

Devlet yönetiminde en tehlikeli körlük, gerçeği sloganların arkasında kaybetmektir.

Türkiye'nin ihtiyacı hamaset değil; güçlü hafıza, sağlam diplomasi ve millî çıkarlarını duyguların önünde tutan gerçekçi bir devlet aklıdır. 

Sonuçta, Dostum(!) Trump’la kol kola İsrail’in coğrafyamızda çıbanbaşı olarak zalimliğine devam…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —