Menü Bayrampaşa'da Gerçek Gazetecilik Doğrudan Yana Taraf
Melike TOKUR  / Eğitimci Yazar

Melike TOKUR / Eğitimci Yazar

Tarih: 10.04.2026 23:44

BİR NESİL MESELESİ (1) MOBİL ÇOCUKLAR

Facebook Twitter Linked-in

MOBİL ÇOCUKLAR 

Ekran bağımlılığı; akıllı telefon, televizyon, bilgisayar ve tablet gibi cihazların çocukların eğitim hayatını, sağlığını, sosyal çevresini ve aile bütünlüğünü etkileyecek düzeyde amaçsız ve kontrolsüz kullanılmasıdır. Çağımızın maalesef kontrol edilemeyen önemli bir nesil sorunudur. Temelinde yatan nedenlerin başında kontrol kaybı gelmektedir. Beynin artık mavi ışıksız yapamaması, anlık mutluluk ve haz duygusunun mantığın önüne geçmesi bu durumu tetikler. Peki, çocuklarda ekran bağımlılığının etkileri nasıl görülmektedir? 

• Ekransız vakit geçirememe, hareket edememe, ekranla bütünleşme 

• Aileler kısıtlamaya çalıştığında öfkesini kontrol edememe 

• Sanal dünyayı gerçek dünyadan ayırt edememe ya da sanalı tercih etme 

• Fiziksel olarak göz yorgunluğu, baş ağrısı ve eklem ağrıları; sonuç olarak adeta robotlaşma 

• Büyüme çağındaki çocuğun gece geç saatlere kadar ışığa maruz kalması sonucu uykusuzluk, bitkinlik ve mutsuzluk; bunun devamında tükenmişlik sendromu.

Araştırmalara göre en sık rastlanan sorunlardan biri, çocuğun konuşmadan sürekli ekranla vakit geçirmesidir. Bu durum dil ve konuşma bozukluklarını beraberinde getirir ve azımsanmayacak düzeydedir. Bunun yanında psikolojik sorunlar da görülmektedir. Çocuklarda en sık karşılaşılan durumlar; kaygı bozuklukları, sürekli bir isyan hâli, içe dönük yaşamı tercih etme ve amaçsız, idealsiz bir şekilde ekran odaklı bir hayat sürme isteğidir. Aynı zamanda çocuk sürekli ekranda olduğu için akademik başarısı düşer. Sorumluluklarını erteler ya da sorumluluk almak istemez.

Genel olarak konuyu ele aldığımızda ekran bağımlılığı; sosyal, psikolojik, tıbbi ve akademik alanlarda ciddi düşüşlere yol açmaktadır. Bu başlıklar daha da genişletilebilir. Peki, yeni nesli nasıl iyileştirebilir ve bu durumla nasıl mücadele edebiliriz? Öncelikle çocuklar ve gençler için ailelerin rol model olması gerekmektedir. Ekran doğru nasıl kullanılır, teknolojinin nimetlerinden nasıl faydalanılır, bunlar öğretilmelidir. Ev içerisinde bu sorunla baş etme yöntemleri belirlenmeli, çocuklar farklı aktivitelere yönlendirilmelidir. Spor, sanat ve yeni hobiler edinmeleri desteklenmelidir. Yaşam alanlarında, özellikle yatak odalarında ekran bulundurulmamasına dikkat edilmelidir, mümkünse tamamen kaldırılmalıdır. Aileler önce kendileri ekran kullanımını sınırlamalı ve çocuklarına örnek olmalıdır. Çocuğun uzun süre yalnız kalmasına izin verilmemeli, gerekiyorsa bu duruma yönelik çözümler üretilmelidir.

Eğer anne ve babada ekran süresi kontrolü yoksa, sorun daha büyük ve çözümü daha zordur. Bu durumda mutlaka destek alınmalı ve aile içi aktiviteler artırılmalıdır.

Şimdiye kadar ele aldığımız konular akademik, sağlık ve psikolojik sorunlardı. Ancak bunun bir de toplumsal boyutu vardır. Ekran kullanımında en büyük risklerden biri kontrolsüz içeriklere erişim ve sosyal medyanın sınırsız kullanımıdır. Bunun sonucunda toplumsal çöküş yaşanabilmektedir. İzlenen videolardan olumsuz davranışların öğrenilmesi, oyunlardan şiddetin normalleşmesi ve hatta suç davranışlarının benimsenmesi gibi tehlikeler ortaya çıkmaktadır. Çocuklar izlediklerini ve duyduklarını hayatlarına entegre ederek taklit etmeye başlar. 

Son yıllarda artan akran zorbalığı, cinayet, yaralama, gasp ve hırsızlık olayları toplumun giderek dejenere olduğunun göstergesidir. Bu durum hem ahlaki hem de kültürel bir çöküşe işaret etmektedir. Bu zemini hazırlayan bizler değil miyiz? Çocukları adeta bir fanusun içinde büyütüp “aman sokağa çıkmasın, gözümün önünde olsun” diyerek onları gerçek hayattan uzaklaştırmadık mı? İsteklerini anında karşılayarak şımartılan çocuklar, dünyanın kendi etraflarında döndüğüne inanarak büyüyorlar. Eğer müdahale etmezsek, bu bilinçsizlik toplum olarak geleceğimizi tehdit edecektir. Çocuklarımızla sağlıklı vakit geçirmeyi öğrenmeliyiz. Tüm isteklerini yerine getirmek onları mutlu etmek anlamına gelmez. Doğayla temas etmelerini, toprağa, taşa, parka ve oyuna dokunmalarını sağlamalıyız. Robot çocuklar yetiştirmemeli, hatayı önce kendimizde aramalıyız. Bu olumsuz zemini hazırlayıp sonra şikâyet etmeyelim. Çocuklarımızdan daha değerli hiçbir şey yoktur. Gelecek onlara emanettir. Toplumda “mobil çocuklar” değil, bilinçli bireyler yetiştirelim. Kısacası kendimize gelelim ki toplum kurtulsun. Ülkemiz; aydınlık, mutlu ve bilinçli çocuklarla var olsun. Unutmayalım: Bir çocuk, bir ülke demektir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —