Dr. Recep ÖZTÜRK / BAYRAMPAŞA
Her insan doğası gereği bir "beşerdir"; ancak bu önermeyi tersinden okuduğumuzda, her beşerin gerçek manada bir "insan" olamadığını görürüz. Beşer, insanın biyolojik ve içgüdüsel yanını temsil ederken; insan, bu yönlerini ahlak ve irade ile terbiye edebilmiş varlığı ifade eder. Bazıları bu dünyadan sadece bir "beşer" olarak gelip geçerken, bazıları bu hamlığı işleyerek "insan" mertebesine yükselir.
Öte yandan, hırslarını, şehvetlerini ve kibrini hayatının merkezine koyanlar, %90 oranında "beşer" düzeyinde takılıp kalmışlardır. Günümüzde bu durum maalesef bir salgın gibidir. Bilhassa siyasette, ticarette ve hatta üniversitelerde, kişisel arzularını her türlü değerin üstünde tutan bu "eğitimli beşerler", toplumun %99’unu işgal eder hale gelmiştir.
Meslek hayatım boyunca, en yüksek eğitimleri almış olmalarına rağmen beşeriyetini aşamamış kişilerin kurduğu tuzaklara ve hilelere şahit oldum. Bir hekim olarak gördüğüm şudur ki: Unvanlar insanı "insan" yapmaya yetmiyor. Bizim gayemiz, tüm bu beşeri baskılara rağmen nefsimizi dizginlemek ve "mümin" sıfatıyla insan kalabilme mücadelesini sürdürmektir. Allah bizlere, bu dünya sürgününü beşer olarak değil, insan olarak tamamlamayı nasip etsin.