DR. KADİR ÇETİN

Tarih: 24.01.2026 10:30

BAYRAĞA UZANAN EL, KİMLİĞE UZANAN KÖTÜ NİYET

Facebook Twitter Linked-in

“Malazgirt’te, Muhaç’ta sığmaz oldun meydana…

Tekbir sesleriyle yükseldin asumana…” 

Yıldızlar sıra sıra selâm dursunlar sana,

Meleklerin pervane olduğu hilâlimsin.

 

Dalgalan, gökler senin, dalgalan dört bir yana;

Varlığımın nişanı, benim istiklâlimsin.

 

Değerli Dostum, Eğitimci-Şair-Yazar Sayın Lütfü KILIÇ’ın bu dizeleri, bayrağın bir kumaş olmadığını; tarih, inanç ve kaderle yoğrulmuş bir birikim olduğunu hatırlatıyor. Hilalinde dua, yıldızında istiklal, kırmızısında fedakârlık taşır bu bayrak. 

Ve tam da bu yüzden, ona yönelen her müdahale, doğrudan milli kimliğimize, haysiyetimize ve onurumuza yapılan ciddi bir saldırıdır.

Konu Doğru Okunmalı

Son günlerde yaşananlar, birbirinden kopuk gibi görünen ama aynı hedefe yönelen gelişmeler olarak okunmalıdır. 

Eğitim sisteminde sembollerle başlayan girişimler, ardından Nusaybin’de, Suriye’deki SDG-YPG-PKK sempatizanlarının Türk Bayrağı’nı gönderden indirmesi… Bunlar sıradan ve önemsiz şeyler gibi sunulsa da, tarihin bize öğrettiği bir gerçek var: En derin yaralar, çoğu zaman sessizce açılır.

Öğrencilerin karnelerinden İstiklal Marşı’nın ve Atatürk’ün resminin çıkartılması, basit bir tasarım tercihi değildir. Bunlar, bir milletin bağımsızlık mücadelesini, ortak hafızasını ve kimliğini temsil eden işaretler, temel sembollerdir. 

Eğitimde bu sembollerin silinmesi, milli kimliğin, hafızanın aşındırılması anlamına gelir. Hafızasını, kimliğini kaybeden toplum ise yönünü kaybeder.

Bayrak İndirme

Nusaybin’deki bayrak olayı, bu sürecin tesadüf olmadığını gösteriyor. Bir grubun Gönderden Türk Bayrağı’nı indirmesi, yalnızca bir provokasyon değil; milletin sabrını, devletin refleksini ve toplumun ortak duyarlılığını ölçme/test etme girişimidir. 

Bayrağı hedef almak, milli egemenliği ve ortak kader duygusunu hedef almaktır. Sessizlik ise bu tür girişimlerin cesaret kaynağıdır. Bereket siyasi partiler, STK’lar ve genelde toplum anında gerekli tepkiyi göstermiştir…

Milli Semboller ve Çocuklarımız

Milli semboller, birliği ayakta tutan görünür bağlardır. Bayrak, sadece devleti değil; birlikte yaşama iradesini, ortak acıyı ve ortak umudu temsil eder. 

Bu yüzden ona sahip çıkmak, hamasi bir refleks değil, toplumsal bir sorumluluktur. Özellikle çocukların kimliklerinin şekillendiği eğitim sürecinde bu sembollerin anlamını korumak hayati önemdedir.

Bayraktaki hilal, sürekliliği ve koruyuculuğu; yıldız, bağımsızlığı ve yön duygusunu; kırmızı ise fedakârlığı ve direnişi anlatır. 

Bayrak, ateşin içinden yükselir, çünkü bu millet kolay doğmamıştır. Ergenekon’dan çıkışın, bilginin ve aydınlanmanın siyasal somut ifadesidir. Geçmişle geleceği birbirine bağlayan bir değerdir: egemenliktir, ortak kaderdir ve devlet olma bilincidir.

Sonuç ve Değerlendirme

Bugün yaşananlar bize şunu söylüyor: Mesele münferit bir olay değildir. Bu, kurucu değerlere ve kimliğe dair bir sınamadır. 

Ve unutmayalım ki, en uzun yolculuklar küçük bir adımla başlar. Eğer bu küçük görünen adımları görmezden gelirsek, yarın çok daha büyük kayıplarla yüzleşebiliriz.

Toplum olarak, milli değerlerimize ve sembollerimize sahip çıkmalıyız. Unutmayalım ki, küçük adımların büyük tehlikeler doğurabileceğini tarih bize defalarca göstermiştir. 

Bu tehlikelere karşı uyanık olmalı, geleceğimizi şekillendirecek olan çocuklarımıza bu değerleri öğretmeliyiz. 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —