Menü Bayrampaşa'da Gerçek Gazetecilik Doğrudan Yana Taraf
MEHMET CEYLAN

MEHMET CEYLAN

Tarih: 04.06.2021 11:12

100 YIL ÖNCESİNN RUHUNU ANLAMAK GEREK....

Facebook Twitter Linked-in

KAHRAMANLARA HAKARET ETMEK KİMSENİN HADDİ DEĞİL.

Hani derler ya hain, kafir v.s. Sorarsanız mangalda kül bırakmazlar ama işin hakikatini söylemezler.

Sorsanız, siz olsaydınız o dönemde ne yaparsınız deseniz, dilleri dolaşır, kafaları bulanır tüm bildiklerini unuturlar cevap veremezler.

Belki bu gün mangalda kül bırakmayanlar, o dönemde olsalardı, o şartlarda ülkeyi teslim ederlerdi. O günkü Şıh, ulema geçinen bir çoklarının nasıl İngilizlerle iş tuttuğunu görüyoruz.

O günkü şartları düşünmeden, o zamanın şartlarında verilen mücadeleyi görmeden, yakalanan başarıyı küçümseyerek kahramanlık elde edeceğini sananların akibeti ne ola.

Asıl hain onlar olmuş olmaz mı?

Ayasofya açıldı açılmasına en çok sevinenlerdenim, fakat kabul edemeyeceğim Ayasofya’dan bir hakaret modası başladı.

Ayasofya’nın açılışında diyanet işleri başkanı, geçtiğimiz günlerde sözde bir hoca efendi, şimdi başka bir hoca efendi, hem de ülkenin Cumhurbaşkanının, protokolünün gözünün içine baka Milli Mücadele kahramanlarına ve Cumhuriyetin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ettiler. 

Efendi diyorum çünkü mangalda kül bırakmayan kendilerini efendi gösteren kime hizmet ettikleri belli olmayan, kendilerini de islamcı yada ulama sanan bir güruh bu ülkenin ortak değerlerine hakaret etmeyi, siyasi iradenin gözüne girmeyi bri meslek haline getirdi. 

O günlerde bu güruh olsaydı acaba ne yapardı. Şimdi rahat ortamda göbek şişiren  bu güruh yedi düvelin saldırılarına karşı durabilir miydi?

1900’lü yılların başında dünyanın 3 güçlü devletinden biri olan Osmanlı, yedi düvelin biraraya geldiği emperyalist güçler ve iç hainlerin yardımlarıyla parça parça edildi.

1919 yılına gelindiği zaman, Ege ve Trakya’da Yunanlılar, Akdeniz’den Antalya Konya’ya kadar İtalyanlar, Antep civarında Fransızlar, Erzurum civarı Ermeniler, Trabzon civarı Ruslar, İstanbul’da İngilizler Osmanlıyı pay etmişlerdi. Osmanlı’nın önüne koydukları Sevr ile Anadolu’da ufak bir toprak parçası size yeter dediler.

Bunu gören Milli Mücadele kahramanları Vahdettin’in de desteğiyle Anadolu yolunu tuttu Samsun’a çıkartma yaptı. 

ULEMA MİLLİ MÜCADELENİN İÇİNDE

Mustafa Kemal ve Arkadaşları ülkeyi kurtarmak için yol aldıklarında onların en büyük destekçileri kimdi?

Son yüzyılın en büyük ulemaları, daha sonra, son yüzyılın en iyi Tevsirini yazan Elmalılı Hamdi Yazır, En iyi meali yazan Hasan Basri Çantay, El kitabımız İslam İlmihalini yazan Ömer Nasuhi Bilmen, İstiklal şairimiz, Paytar olduğu kadar İslam uleması olan Mehmet Akif Ersoy, Sütçü İmam ve buna benzer zamanın en iyi ulemaları Milli Mücadele içindeydi yani Mustafa kemal Atatürk’ün yanındaydı..

Bu gün bu ulamanın eserleri kaynak eser olarak okunuyor, içtihatları uygulanıyor.

Burada gerçekten ilmini hak ve hakikat için sarfeden muhteremleri tenzih ediyorum.

Şimdi siz kalkacaksınız o günün şartlarını bilmeden, düşünmeden 100 yıl önceki icraatları, yedi düvele karşı verilen bir mücadele sonrası yapılan icraatları sorgulayacaksınız. Bu kimsenin haddi de değildir, görevi de değildir.

ZULME SES ÇIKARSANIZ

Siz bırakın Milli Mücadele kahramanlarına hakareti de, o olmayan ilminizi bu gün olan haksızlıklara, hukuksuzluklara, zulümlere ses çıkarsanız.

Emperyalizm değişik fotoğraflarla ve renklerle insan oğlunun üzerine çıkmış canı çıksın diye bastıkça bastırma politikalarına karşı çıkarsanız.

Keşke İslam’ın hurafelerle doldurulmuş yüzünü değil de, sadece ibadete bağlamayıp, adalet, ahlak, içtimai yüzünü anlatsanız.

Yapılan zulümlere karşı ses çıkarsanız. “Hediye rüşvet değildir, Yolsuzluk hırsızlık değildir” fetvaları yerine “Rüşveti alanda verende melundur” diyebilseniz.  

Siz ne yapıyorsunuz haybeden aldığınız maaşlarla işkembe büyütüyorsunuz.

Topluma hakikatleri anlatmak yerine siyasi iradenin gözüne girmek için fetva çıkarıyorsunuz.

Bir hikayeyle bağlayalım bu konuyu...

BEN CAMİYE GETİRDİM SENDE DOĞRUSUNU ÖĞRET

Bir köye imam tayin olmuş. Fakat köyde cami var cemaat yok.

 İmam önceleri her vakit Ezan’ı okuyor kendisi namazı kılıyor kimse gelip gitmiyor. 

İmam başlıyor, cemaati nasıl toplarım diye düşünmeye. Köylüyle tek tek konuşup camiye davet ediyor.

Köylü diyor ki, “Hoca şimdi abdest al ayakkabı çıkar zor iş bunlar, biz bunları yapamayız.” 

İmam tamam der siz abdest almayın ayakkabı çıkarmayın yeter ki camiye gelin. Tabi imam önce bir gelsinler sonra yavaş yavaş gerçeği anlatırım diye düşünmüş.

İmam bu kolaylığı sağladığı için camiye cemaat gelmeye başlamış.

Fakat kısa bir süre sonra imamın başka bir yere tayini çıkmış, cemaate asıl yapılması gerekeni anlatamadan gitmiş.

Onun yerine yeni bir imam gelmiş. Köylü abdestsiz namaza duruyor, ayakkabıyla camiye geliyor.

Yeni gelen imam olanlar karşısında şaşırmış kalmış bu nasıl olur?

Öyle ya abdestsiz namaz kılınmaz camide ayakkabıyla durulmaz.

Köylüye demiş “Bu yaptığınız yanlış, abdestsiz namaz olmaz camide ayakkabıyla durulmaz.”

Köylü demiş; “Giden imam olur dedi bizde geldik.”

Yeni gelen imam doğruca eski imamın kapısını çalar. “Hocam ne yaptın sen. Senin geldiğin köyde abdestsiz namaz kılıyorlar, ayakkabıyla camiye giriyorlar.”

Eski imam yeni imamın yüzüne şöyle bakar. “O köyde bir tane camiye gelen yoktu, namaz kılan yoktu, ben bu kadar yaptım köylüyü camiye getirdim, sende düzelt” der.

PAŞA, PAŞA... DEVLETİ KURTARABİLİRSİN

Birde Sultan Vahdettin’in Mustafa Kemal Atatürk’e daha Anadolu’ya hareketinden önce söylediği söze bakalım. Sultan Vahdettin; “Paşa, paşa! Şimdiye dek devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi artık bir kitaba girmiştir, tarihe geçmiştir!.. Bunları unutun, asıl şimdi yapacağınız hizmet hepsinden daha önemli olabilir! Paşa, paşa... Devleti kurtarabilirsin!.” 

O günün Milli Mücadele kahramanları “Devleti Kurtarmış” bize emanet etmiş.

Bizim görevimiz 100 yıl öncesini eleştirmek değil, kahramanlara hakaret etmek değil, bizim görevimiz o kahramanların canıyla kanıyla çabalarıyla kurduğu bu ülkeye, bu topraklara sahip çıkmak.

İmamın dediği gibi o kahramanlar bu ülkeyi kurtarmış hakaret etmek yerine eksiklerini gidermek daha ileriye götürmektir gerekir.  

Yani 100 yıl öncesinin ruhunu iyi anlamak gerekir.

ASLINDA BAŞKA DOLAPLAR DÖNÜYOR

Bu günlerde yapılanlar aslında geçmişten kesitler hatırlatıyor, başka dolaplar dönüyor.

28 Şubat dönemine baktığımız zaman yapanlar kadar sebep olanları da gözden geçirmek lazım.

Şimdide bir taraftan mafya, bir taraftan da efendiler bir tarafta siyasetçiler at izini it izine karıştırmaya çalışıyorlar. Bu konu daha geniş bir şekilde irdelenmesi gerekir. İleriki yazılarımızda bunu irdeleyeceğiz.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —