MEHMET CEYLAN

Tarih: 10.01.2023 08:45

ZAM YAPMAKLA ÖVÜNEN BAŞKA ÜLKE VARMIDIR?

Facebook Twitter Linked-in

Bir ülke ekonomisi öncelikle istihdam ve üretim kapasitesi yüksek, parası değerli, hayata yansıması ucuz, insanların refah seviyesi en iyi sevide, kaliteli ve ucuz ürün üretir olması gerekir. Dengeli bir gelir adaleti ile hiç kimse yarınından endişe etmeden yaşamsı gerekir.

Eğer bir ülkede insanlar zam gelecek korkusuyla yaşıyorsa, zam gelecek endişesiyle elindeki ürünü satmak istemiyor yada zam ihtimali üzerinden satıyorsa, zam gelecek endişesiyle ihtiyacı dışında alışveriş yapıyorsa bir sıkıntı var demektir. 

Kriz dönemlerinde toplumun bir kesimi alım gücü düşüyor, açlığa itiliyorsa, bir kesim kasasını dolduruyorsa ciddi ciddi düşünülmesi gerekir.

Böyle durumlarda en büyük sıkıntı ya iyi yönetilemeyen bir ekonomi vardır, yada kasti olarak toplumu kıskanç altına alan bir proje yürütülüyor demektir. 

Ülkemizde geçmişten bu güne gelen krizler ve dengesiz bir ekonomi yönetimi ve insanların rızk endişeleriyle yerlerinden yurtlarından göç etmesi, ahlaki değerlerinden taviz vermesi bu özel projenin bir eseridir.

Ülke ekonomisi batağa doğru gidiyor, toplum tüm değerlerinden uzaklaşıyor, geçmişten gelen güzel ahlaki hasletlerden her geçen gün uzaklaşıyor kimsenin umurunda değil. Ülkeyi yönetenler toplum genelini ilgilendirmeyen, dengeli ve adil gelir dağılımı sağlamayan projeleriyle uğraşıyor. Elbette o projelere de ihtiyaç vardır ama öncelikler vardır, öncelikli yapılması gerekenler vardır. 

 DÖRT NALA GİDEN BİR EKONOMİK KRİZ

Bir dönem güven veren bir ekonomi yaşadık. Zamların olmadığı, insanların endişesiz yaşadığı ortamı gördük. 2005 yılında 6 sıfır atıldığı zaman ülke ekonomisi açısından ve paranın değeri bakımından oldukça iyi bir puan alan Türk ekonomisi 17 yıl sonra dibe vurmuş bir durumda. Paranın değeri yaklaşık %1700 civarı develü olmuş değer kaybetmiş Türk lirası var. Her geçen yıl, ay hatta gün değer kaybetmeye de devam ediyor. 

Ekonomiyi yönetenler hatta ülkeyi yönetenlere göre hiç kriz falan yok. Yaptıkları çıkışlarla adeta milletle dalga geçiyor. Ekonominin başındaki bakan gözünün içine bakılmasını istiyor uyanınca düzelmeyi hayal ediyor. Hükümet her şeyi dış güçlere veya bir takım varyasyonlara bağlıyor. 

Asıl sorun 2020’lerin krizi nasıl bir şey kimse akıl sır erdiremiyor. Kiminle konuşmuş olsak aynı şeyi söylüyor. Bu durumun bir amacımı mı var bilmiyoruz ama 2020’li yılların krizinde devlette, vatandaş da dört nala gidiyor.

Geçmiş yıllarda yani 1994, 2001 v.b  ekonomik krizlerini yaşadı bu ülke. O dönemler de kriz olduğu zaman ülkeyi yönetenler, vatandaş bir firene basardı. Devleti yöneten hükümetler zayıf ve kısa süreli olmasına rağmen bir firene basar, tedbir alır krizi çözerdi. Aynı zamanda vatandaş da bir firene basar harcamalarını kısardı.

Üçlü koalisyon denilen ANASOl-D hükümeti henüz iki yıllık ve zayıf bir hükümetti 2001 kriz patladı. Akabinde yapılan müdahale ve tedbirlerle kısa sürede toparlandı. Hükümet müdahale etti, vatandaş kendini kontrol altına aldı hayat normalleşti. 

Şimdi bakıyoruz hükümetin her aldığı kararlar krizi körüklüyor, vatandaş firene basmadı harcamaları da krizi körüklüyor. Bu kriz de tuhaf bir durum var. 

ZAM YAPMAKLA ÖVÜNÜLÜRSE…

Her geçen gün zamlar yerini alıyor, rakamlar büyüyor vatandaşın alım gücü düşüyor, sıfırlar artıyor ama biz zam yapmakla övünüyoruz.

Öyle bir hale geldik ki, ülkenin cumhurbaşkanından bakanına, belediye başkanından yöneticisine kadar zam yapmakla övünüyor, sanki bir marifetmiş gibi ballandıra ballandıra anlatıyor mevcut yönetimi destekleyenler de savunuyor.

Oysa ki, bu belli bir şey zam yaptıkça sorun büyüyor, zam yaptıkça kriz devam ediyor.

Asgari ücrete zam yapmak işsizlik getirir işverenin yükünü ağırlaştırır.

Hammaddeye zam yapmak, müteşebbisin yükünü ağırlaştırmak maliyet fiyatlarını artırır.

Zam yapmak alım gücünü düşürür, geçim sıkıntısı getirir.

Zam yapmak enflasyonu artırır paranın değerini düşürür.

Elbette ücretler artmalı ama müteşebbisin ve üreticinin yükü hafiflemeli, üretim maliyetleri düşmeli, ucuz ve kaliteli mal üretimi desteklenmeli, hayat pahalanma yerine ucuzlamalı.  

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —