DR. KADİR ÇETİN


TÜRK KAMU YÖNETİMİNDE EN BÜYÜK SORUNUMUZ: “YANLIŞA YANLIŞ” DİYEMEMEK

Kadir Çetin Yazısı


Sosyal medyada yayımlanan bir videoda, bir hanımefendi, Türklerle çalışan Amerikalıların gözlemlediği ve profesyonellikle bağdaşmadığını düşündüğü bazı özelliklerden söz ediyordu. 

Konu dikkatimi çekti. 40 yıllık bürokrasi hayatım boyunca ulusal ve uluslararası pek çok toplantıya katılmış biri olarak, anlatılanları bir daha dinledim. Katıldığım toplantılar gözümün önünden adeta bir film şeridi gibi geçti.

Türk kamu yönetiminin en büyük sorunu liyakat mi? Kaynak yetersizliği mi? Mevzuat-yetki karmaşası mı? Yetkisizlik mi vb.?

Hayır.

En büyük sorunumuz, kimsenin bir üst amirine “Yanlış yapıyoruz” diyememesidir aslında.

Hanımefendinin Türkler hakkında söyledikleri;...

“Türkler;

  • “Toplantılarda sessizler.”
  • “Yöneticilerine soru sormuyorlar.”
  • “Karar alamıyor, yöneticilerinden talimat bekliyorlar.”
  • “Yöneticiden profesyonellik değil, babalık bekliyorlar.”

İlk bakışta ve duyuşta bu ifadeler rahatsız ediciydi. Ama doğruları da vardı belirttiklerinde. Bu ifadelere ilk refleksimiz: “Bizi anlamıyorlar.” olabilir

Peki ya gerçekten anlıyorlarsa?

 

Sessizlik Kültürü

Yıllarca katıldığım önemli toplantılarda aynı manzarayı gördüm. Mesela bir proje sunulur. Herkes eksikleri, yanlışları bilir. Koridorlarda eleştiriler havada uçuşur. Ama toplantı salonunda derin bir sükût vardır…

“Görüşü olan?” sorusunun cevabı ya “sükut” ya da “isabetli efendim”, “harika” vb. 

 

Oysa aynı masada oturanların çoğu, birkaç ay sonra o projenin yürümeyeceğini özel sohbetlerinde dile getirecektir.

Neden o anda konuşulmaz?

  • Çünkü bizde eleştiri, çoğu zaman sadakatsizlik gibi algılanır.
  • İtiraz eden “uyumsuz” olur.
  • Soru soran “zor insan” olur.

 

Sonra ne olur?

Başlangıçta alkışlanan projeler, aylar sonra sessizce rafa kaldırılır. 

  • Kaynak gider. 
  • Emek gider. 
  • Zaman gider.
  • Belki can/canlar gider. (İmar Affı ve onbinlerce can kaybını hatırlayın) 

Ama kimse çıkıp “Başta uyarmıştım” demez, diyemez… 

Çünkü başta uyarmamıştır.

 

 “İsabet Buyurdunuz” Refleksi

Bizim bürokrasi kültürümüzde önemli ve de güvenli bir cümle vardır:
“İsabet buyurdunuz efendim.”

  • Bu cümle kariyer korur.
  • Risk aldırmaz.
  • Sorumluluğu üst makamlara bırakır.
  • Ama kurumu geliştirmez.

Oysa profesyonellik, amiri onaylamak değil; eksikleri, yanlışları görünür kılmaktır. Kurumu hatadan korumaktır. Gerekirse rahatsızlık üretmektir.

Rahatsızlık üretmeyen kurumlar, zamanla atalet üretir.

 

Talimat Bağımlılığı

Uluslararası bir çalıştayda yabancı bir moderatör bize bir problem verdi. Masadaki herkes önce en kıdemliye baktı.

“Nasıl ilerleyelim?”

Aynı salonda başka ülkelerden gelen ekipler çoktan tartışmaya başlamıştı.

Moderatörden sonunda şu cümleyi duydum:

“Siz çok bilgilisiniz ama karar vermek için hep bir otorite arıyorsunuz.”

Bu cümle ağırdı. Ama haksız değildi.

  • Biz belirsizlikten hoşlanmıyoruz. 
  • Yanlış yapmaktan korkuyoruz.
  • İnisiyatif almak yerine talimat bekliyoruz. 
  • Çünkü hata yaparsak korunacağımızdan emin değiliz.

 

Yönetici mi, Aile Büyüğü mü?

Bir başka mesele: Biz yöneticiden profesyonel mesafe değil, koruyuculuk-idare etme bekliyoruz.

  • “Amirimiz arkamızda dursun.”
  • “Bizi sahiplensin.”

Elbette insani ilişki önemlidir. Ancak yönetici aile büyüğüne dönüştüğünde kurumların yürüyüşünde objektiflik zedelenir. Performans değerlendirmesi kişiselleşir. Eleştiri kırgınlık üretir. Profesyonel yapı zayıflar.

 

Batı kültüründe yönetici çalışma hayatı içinde koçtur. Bizde çoğu zaman, yeşil çamın Hulusi KENTMEN figürü ağır basar.

Ve baba figürüne itiraz edilmez.

 

Asıl Tehlike: Potansiyelin Heba Olmasıdır

Sorun zekâ eksikliği değil.
Türk yöneticiler de çalışanlar da son derece yetkin olabilir.

Sorun şu: Zekâ görünür olmuyor.

  • Toplantıda konuşmayan, 
  • Risk almayan, 
  • Farklı görüş bildirmeyen bir kadro; yöneticinin de ufkunu daraltır. 

 

Yönetici sadece duyduğu, öğrendiği kadar bilir. Duymadığı itiraz kadar hata yapar.

Ve en tehlikelisi, kurum içinde herkes gerçeği-yanlışı bilir ama kimse yüksek sesle söylemez/söyleyemez.

 

Cesaret Aslında Bir Kurumsal Değerdir

Belki de artık şu soruyu sormalıyız:

Sadakat nedir?

  • Susmak mı?
  • Yoksa kurumu hatadan/yanlıştan korumak mı?

Elbette gerçek saygı, susmak değildir. Gerçek bağlılık, gerektiğinde rahatsız edici soruyu sorabilmektir.

Eğer bir kurumda alt kademe, üst yöneticinin kararını sorgulayamıyorsa, o kurum modern/çağdaş değil, hiyerarşik bir konfor alanıdır.

Ve konfor alanları her zaman gelişmenin, ilerlemenin önünde engeldir.

 

 “İsabet buyurdunuz efendim” cümlesini emekliye ayırmanın zamanı geldi ve geçti bile…

Onun yerine şu cümleyi yerleştirebilir miyiz?

Yöneticilerimiz/liderlerimiz “Bu kararın risklerini de konuşalım.” demeliler…

Eğer bunu başarabilirsek, sadece daha iyi projeler üretmeyiz.
Aynı zamanda daha olgun, daha özgüvenli ve gerçekten profesyonel bir yönetim kültürüne adım atarız.

Çözüm Nerede?

Çözüm, kültürel kodlarımızı inkâr etmekte değil; onları çağdaş yönetim anlayışıyla dengelemektedir.

  • İtirazı saygısızlık değil katkı olarak görmek,
  • Toplantılarda farklı görüşü teşvik etmek,
  • Hata yapma korkusunu azaltmak,
  • Yetki ve sorumluluğu birlikte devretmek,
  • Yönetici-çalışan ilişkisinde profesyonel sınırları netleştirmek…

Eğer bunları başarabilirsek, hem kültürel sıcaklığımızı korur hem de kamu yönetiminde daha güçlü bir profesyonel profil çizeriz.

Unutmamalıyız: Gerçek saygı, susmak değil; kuruma değer katacak sözü cesaretle söyleyebilmektir.

Ve belki de artık “İsabet buyurdunuz efendim” yerine şu cümleyi kurmanın zamanıdır:

“Sayın amirim, izninizle projeyi daha da güçlendirecek birkaç önerim var.” 

Elbette bunu söyletecek bilgi, beceri ve değerin paylaşıldığı samimi, sıcak iletişim ortamının varlığı önemlidir. Bu ortamın oluşturulması da yine yöneticiye/lidere düşüyor sanırım…

BAYRAMPAŞA’DA GURME LEZZET DURAĞI: PEYNİRCİ RIZA MİTİNG HAVASINDA AÇILDI!

SULTANGAZİLİ GENÇLER SAMSUN LADİK AKDAĞ KIŞ KAMPI’NDA

BAYRAMPAŞA’DA KALDIRIM İŞGALLERİNE KARŞI MÜCADELE

GÖNÜLLER SULTANI RAMAZAN, BAYRAMPAŞA'DA DOLU DOLU YAŞANACAK

OKUL-CAMİ BULUŞMASI: ÇEDES KAPSAMINDA EĞİTİMCİLER VE DİN GÖREVLİLERİ BİR ARAYA GELDİ

MEHMET YEĞEN’DEN AÇIKLAMA

ADALET BAKANLIĞINA YILMAZ TUNÇ’UN YERİNE AKIN GÜRLEK ATANDI.

ALİ YERLİKAYA'NIN YERİNE İÇİŞLERİ BAKANI MUSTAFA ÇİFTÇİ

BAYRAMPAŞA KAHVECİLER ODASINDA NECATİ YİĞİT GÜVEN TAZELEDİ

HASAN MUTLU’DAN 10 ŞUBAT ÖZEL MESAJ: ZİNDANDA 151 GÜN, OĞLUMUN DOĞUM GÜNÜ

SURİYE TÜRKMENLERİ BAYRAMPAŞA’DA ANLATILDI

BAYRAMPAŞA’DA CAMİLER RAMAZAN’A HAZIRLANIYOR

ESENLER’DE DAMAKLAR HAMSİYLE ŞENLENDİ

İYİ PARTİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI KAVUNCU’DAN BAYRAMPAŞA’YA ÇIKARMA

ÇİFT BAŞLI KARTAL TEKİRDAĞ’DA ŞAHLANDI: İL BAŞKANLIĞI KURULDU

"ETKİN PİŞMANLIK" BİLMECESİ: İFADELER, KAYITLAR VE ÇELİŞKİLER!

HASAN MUTLU: İTİRAFLARA TEPKİ GÖSTEREREK MESAJ YAYINLADI

EYÜPSULTAN BELEDİYESİ’NDEN ŞUBAT AYI BOYUNCA “SEVGİ ETKİNLİKLERİ”

CUMHUR İTTİFAKI’NDA İSTİŞARE ZİYARETİ: İBRAHİM AKIN’DAN MHP’YE ZİYARET

GENÇLERDEN ÇİFTALAN PLAJI’NDA ANLAMLI ÇEVRE ETKİNLİĞİ

İstanbul

14.02.2026

  • İMSAK 06:28
  • GÜNEŞ 07:53
  • ÖĞLE 13:23
  • İKİNDİ 16:15
  • AKŞAM 18:43
  • YATSI 20:03
  • Cumartesi 12.1 ° / 8.9 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
  • Pazar 17.2 ° / 10.1 ° Güneşli
  • Pazartesi 11.6 ° / 7.9 ° Şiddetli yağmurlu

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 22 17 1 4 40 55
2.FENERBAHÇE A.Ş. 21 14 0 7 30 49
3.TRABZONSPOR A.Ş. 21 13 2 6 18 45
4.GÖZTEPE A.Ş. 21 11 3 7 15 40
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 21 10 4 7 10 37
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 21 9 6 6 14 33
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 22 7 6 9 -2 30
8.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 21 7 7 7 -6 28
9.KOCAELİSPOR 21 7 8 6 -4 27
10.CORENDON ALANYASPOR 21 4 6 11 -2 23
11.HESAP.COM ANTALYASPOR 22 6 11 5 -13 23
12.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 21 6 11 4 -5 22
13.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 21 4 9 8 -9 20
14.TÜMOSAN KONYASPOR 21 4 9 8 -9 20
15.İKAS EYÜPSPOR 22 4 12 6 -17 18
16.KASIMPAŞA A.Ş. 21 3 11 7 -13 16
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 21 2 10 9 -26 15
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 21 3 15 3 -21 12