TATLIYI ACIYA ÇEVİREN HAYAT HİKAYELERİNDEN BİR ÖRNEK

Yani kısacık hikayenin verdiği mesaj aslında toplum yapımızdaki insan değerlerimizin unutulup nefis ve şiddet değerlerimizin dile gelmesidir.         


Her genç kız veya erkek büyüme çağına geldiği zaman düşündüğü şeylerden başında mutlu bir evliliktir. Mutlu evlilikler oldu bitti, yaparsın ne varmış gibi sonu belli olmayan bir planla yapılmaz.

“Evlilikte keramet vardır hele siz bir evlenin sonu iyi olur” safsatası ile yapılan evlilikler çokta yerinde ve sağlam evlilikler değildir. Tabi oldu bittiye getirip ay gördüm, aşık oldum evlilikleri de çok sağlam evlilikler değildir. Evlilik doğru planlamayla yapılacak anlaşılabilen kriterler üzerine kurulduğu zaman sağlam ve uzun soluklu bir süreç önümüze koymuş oluruz. Evlilik ne bir çocuk oyuncağı nede bir gönül eğlendirme müessesesidir. Evlilik gelecek için dikilmiş bir çınar ağacıdır. Bu konuda anne babalara da, evlenecek çiftlere de büyük görevler düşmektedir.

Son zamanların en çok konuşulan konularından biri kadın cinayetleri, evlilik içi şiddet ve boşanmalardır. Hızla artan cinayet, şiddet ve boşanmalar toplum değerlerimizi de yok etmektedir.

Bizim toplumumuz meşru ve mutlu çekirdek aileden başlayan bir toplum yapımız var, meşru ve mutlu çekirdek aile olmadığı zaman toplumumuz parça parça parçalanır ve yok olur. Bizim toplumumuz başka toplumlara benzemez.

İşte bu yazımda bir hanımefedinin feryatlarından yola çıkarak, bana yazdığı yazılardan alıntılarla bu önemli konu hakkında birkaç cümle kurmak istedim. Tabi bu cümleleri kurmak çok kolay değil çünkü çok hassas bir konu.

ZORLAMAYLA OLAN, ZORLUKLARLA DEVAM EDER

“19 yaşındayken (5 ay içinde) görücü usulü ile evlendirildik. 2004 e kadar 24 yaşıma kadar asla beni aileme göndermek istemediler. Çirkeflik, hakaret iftira aklınıza gelebilecek her şeyi yaşattı eşimin ailesi sağ olsunlar. Babamın vefatından sonra, devletin adaletinden hatta  Allah'ın adaletinden yoksun kaostan beslenenlerle  ve Allah korkusu olmayanlarla büyük bir imtihan içindeydim. Tarih tekerrürden ibarettir Şimdi bu İmtihanı aynı şeyleri 10 yaşındaki evladıma da yapmak istiyorlar.”

Bu sözler bu acıları yaşayan hanımefendiye ait. Bu hanım efendi tek değil toplumun büyük bir çoğunluğunda plansızca yapılan, adına da görücü usulü veya aşk evliği denilen evliliklerde çokça yaşanmaktadır.

Önce evliliği bir tarif etmek gerekirse, evlilik bir yuva oluşturmak, o yuvadan nesil yetişmesini sağlamaktır. Evlilik bizim inancımızda büyük bir değerdir. “Allah’ın emri, peygamberin kavli” ile başlayan kız isteme zorla olabilir mi? Zorlamayla olabilir mi? Gördüm aşık oldum diyerek olabilir mi? “Kızım – oğlum evlilikte keramet vardır hele bir evlenin gerisi gelir” diyerek olabilir mi?

Böyle cahilhane, hurafeler dolu, plansız bir evlilik olursa sonu bugünkü yaşadığımız durumlar olur. Belki önceleri bu kadar belli değildi, iletişim araçları daha kısıtlıydı. Asıl sebepte görücü gibi olan aynı veya yakın köyde evlenen insanlar birbirini ailesini hatta sülalesini tanırdı daha saygılı evlilikler yaşardı. Ama şimdi özellikle metropol şehirlerde ayrı kültürlerin insanlarının evlilikleri çok sıkıntılı oluyor.

EŞLER SAYGILI VE AİLELERE ADALETLİ OLMALI

Kadın veya erkek evlenmeden bir anne babaya sahipken, evlendikten sonra iki anne ve babaya sahip oluyorlar. Her iki tarafta birbirlerine saygılı, ailelerine karşı adaletli olmalı ki, sorun olmasın. Bir taraf benim ailem derse o evlilikte sıkıntı çıkar. İki tarafında birbirinden üstünlüğü yoktur.

Erkek kadını, “Saçı uzun aklı kısa, kısa etek” gibi yanlış tabirlerle görür, hizmetçi olarak bilirse o evlilik değil zorlama olur. Kadın da erkeği, bankamatik gibi görürse “Erkek değil mi ne istersem yapacak” derse işte o evlilikte sıkıntılı olur. Önce eşler birbirilerine saygılı olmalı sonra ailelere adaletli olmalı.

AİLE İÇİNDE ŞİDDETİN YERİ YOKTUR

Aile içinde gerek kadına gerek erkeğe hiçbir türlü şiddetin yeri olamaz. Kadına şiddet, kadın cinayeti vahşiliğin bir olgusudur. Kimsenin böyle bir hakkı yoktur.

İster eş tarafından, isterse aile bireyleri tarafından, kimsenin şiddet, mobbink uygulama hakkı yoktur. Şiddet ve Mobbink uygulayan eşlere veya aile bireylerine bu hakkı kim veriyor?

Tabi yanlış uygulamalar, günümüzün iletişim araçlarının toplum üstünde yaptığı baskıyı da göz önüne almak lazım. Tüketim tolumu, doyumsuz bir tolum haline gelmemiz, kanunlardaki yanlışlıklar da bu olumsuzlukların önünü açıyor.

SÜMBÜL’ÜN ACIKLI HİKAYESİ

Bana yazarak feryadını durmaya çalışan Sümbül’ün acıklı hikayesi kısaca şöyle;

Sümbül; Anadolu’nun bir köyünde 19 yaşındayken görücü usulü ile evleniyor. Büyüklerin sözü üstüne söz söylenmez diyerek denileni yapıyor boyun büküyor. Bu evlilik aslında bir işkenceye dönüşüyor. Aile, babasının da ölümü üzerine yalnızlığını fırsat bilip sürekli baskı oluşturuyor. Öyle ki, çaresiz duruma düşüyor. Ne yaptıysa ne dediyse kimse dinlemiyor. Sümbül çok gayretlidir, çalışkan ve kendi başının çaresine bakacak güçtedir aslında ama çevre baskısı ağır geliyor.  

Sümbül bir süre sonra kocasının işi gereği köyü terk etmek zorunda kalıyor. Büyük şehirde kendisine yepyeni bir hayat kuruyor, çevre ediniyor ayakları üstüne sağlam basıyor. Aileden uzak olunca eşi de daha sakin ve saygılı olmaya başlıyor. Büyük şehirde koşturmalı bir hayatı varken, bu arada birde oğlu oluyor. Oğlunu büyütüp 10 yaşlarına geldiği zaman tekrar köyüne dönmeye daha sakin bir hayat yaşama umuduyla bir adım atıyor. Sümbül köye gitmesine rağmen boş durmuyor eğitimini de sürdürüyor.

Fakat burada en garip olan köyde bir değişim olmaması. Aile gene mobbink uygulamaya devam ediyor. Eşi, köy havasına uyup eşine baskı ve şiddete varan uygulamalara başlıyor, oğluna ne yaşatacağını hiç düşünmüyor. Kapılar yumruklanıp tehditler savruluyor.

Ama Sümbül artık eski sümbül değil kolay lokma değildir, dik durmasını biliyor. “Allah’tan başka korkum yok ne yaparsanız yapın” edası içinde net duruşunu sergiliyor.

Yani kısacık hikayenin verdiği mesaj aslında toplum yapımızdaki insan değerlerimizin unutulup nefis ve şiddet değerlerimizin dile gelmesidir.         

Yamtar
30.01.2022 17:42:53
Ekonomik bağımsızlığına kavuşan kadınlarımız ayakta durmayı öğreniyorlar.

İSTANBUL, SANCAKTEPE’DE “MUTLULUK” PANELİNE DAVET

SULTANGAZİ’DE ASFALT SEFERBERLİĞİ

DÜNYA ŞAMPİYONASI’NA SULTANGAZİ DAMGASI! 3 ŞAMPİYON BİRDEN!

ÖZEL İNSANLAR EMİRGAN KORUSU’NDA MORAL BULDU

GENÇLİK BULUŞMALARI TAM GAZ DEVAM

EBELER HAFTASI’NDA ENGELSİZ KIZILAY’DAN ANLAMLI ZİYARET

SAADET PARTİSİ BAYRAMPAŞA’DA STAND ÇALIŞMASI VE ESNAF ZİYARETLERİ

MHP BAYRAMPAŞA MECLİS ÜYELERİNDEN İSTANBUL İL BAŞKANI VOLKAN YILMAZ’A ZİYARET

MÜFTÜLER EMANETLERİ SAHİPLERİNE ULAŞTIRDI

YANİ YAZARIMIZ SİYAMİ BOYLU FİKİR DÜNYASINDA BİZLERLE

EDEP’TEN"ŞEHİTLERİMİZ İÇİN HATİM, SURE VE SALAVAT: VEFA VE DUA BULUŞMASI"

MÜFTÜLERDEN BALKANLAR’DAKİ YETİMLERE ANLAMLI ZİYARET

RUMELİ BALKAN ÇALIŞTAYI TÜRKİYE BOSNA SANCAK DERNEĞİ’NDE YAPILDI

FENERBAHÇE İSTANBUL JET EUROCUP 1 ŞAMPİYONU

RAMS PARK'TA GALATASARAY ŞOVU: ŞAMPİYON GİBİ

ÖĞRENCİLER İÇİN GÜVENLİ YOL: ZABITA OKUL ÖNLERİNDE GÖREVDE

SULTANGAZİ BELEDİYESİ SPOR KULÜBÜ TARİHİNDE BİR İLK!

HASTA NAKİL AMBULANSLARI HASTA VE YAKINLARINA BÜYÜK KOLAYLIK SAĞLIYOR

BAYRAMPAŞA’DAN DÜNYA BİLİMİNE UZANAN BAŞARI

GEZETEMİZDE YENİ BİR SOLUK "BAYRAMPAŞA İÇİN SORUMLULUK VAKTİ: BEN DE YAZIYORUM!" DEDİ

İstanbul

01.05.2026

  • İMSAK 04:17
  • GÜNEŞ 05:56
  • ÖĞLE 13:06
  • İKİNDİ 16:57
  • AKŞAM 20:07
  • YATSI 21:39

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 31 23 3 5 49 74
2.FENERBAHÇE A.Ş. 31 19 2 10 35 67
3.TRABZONSPOR A.Ş. 31 19 4 8 24 65
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 31 16 7 8 18 56
5.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 31 14 8 9 21 51
6.GÖZTEPE A.Ş. 31 13 6 12 12 51
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 31 11 8 12 -2 45
8.TÜMOSAN KONYASPOR 31 10 11 10 -2 40
9.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 31 9 12 10 -3 37
10.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 31 9 12 10 -11 37
11.KOCAELİSPOR 31 9 13 9 -10 36
12.CORENDON ALANYASPOR 31 6 10 15 -1 33
13.KASIMPAŞA A.Ş. 31 7 14 10 -16 31
14.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 31 7 17 7 -14 28
15.İKAS EYÜPSPOR 31 7 17 7 -19 28
16.HESAP.COM ANTALYASPOR 31 7 17 7 -21 28
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 31 5 15 11 -34 26
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 31 5 20 6 -26 21