Eğer şükrederseniz elbette size artırırım. Eğer nankörlük ederseniz bilin ki azabım çok şiddetlidir.(İbrahim, 7)
Bir millet önce ekmeğini değil, şükrünü kaybeder.
Şükrünü kaybeden, nimetin sahibini unutur. Sahibini unutan, kendini sahip sanır. Kendini sahip sanan ise önce secdeyi terk eder, sonra hürmeti, ardından da insanlığını…
Bugün sokaklarda yürüyenlerin çoğu ayaktadır; fakat ruhları diz çökmüştür. Kalabalıklar çoğalmış, gönüller tenhalaşmıştır. Binalar yükselmiş, insan küçülmüştür.
Allah’a başkaldıran bir nesilden anne-babasına hürmet beklemek, kurumuş bir çölden gül istemeye benzer.
Rabbinin emrine kulak tıkayan, babasının nasihatine de sırt çevirir.
Secdeyi yük gören, saygıyı da zayıflık zanneder.
Çünkü insan, göğe baş kaldırdığı gün yeryüzüne de merhametini gömer.
Bugün en büyük yoksulluk cebimizde değil; vicdanımızdadır.
En büyük enflasyon pazarda değil; ahlâktadır.
En büyük iflas bankalarda değil; vefadadır.
İnsanlar birbirini tanıyor; fakat birbirine güvenmiyor.
Konuşuyor; fakat samimiyet kuramıyor.
Gülümsüyor; fakat içinde menfaat hesapları dolaşıyor.
Selam veriyor; fakat kalbini kapısının dışında bırakıyor.
Vefa artık eski bir kelime muamelesi görüyor. Menfaatin sözlüğünde vefanın karşılığı yoktur. Çıkarın olduğu yerde sadakat kiralanır; makamın olduğu yerde dostluk ihale edilir; alkışın olduğu yerde hakikat susturulur.
Oysa bir medeniyet, gökdelenlerle değil; vefalı insanların omuzlarında yükselir.
Biz bugün binalar yaptık, fakat gönülleri yıktık.
Yollar yaptık; birbirimize giden yolları kapattık.
Köprüler kurduk; gönüller arasındaki köprüleri yaktık.
Evlerimizi büyüttük; sofralarımızı küçülttük.
Ekranlarımızı aydınlattık; kalplerimizi kararttık.
Ve sonra dönüp, “Neden bereket yok?” diye sorduk.
Bereket, nankör sofralara uğramaz.
Rahmet, kibirli kapıları çalmaz.
Huzur, Allah’ı unutan şehirlerde misafir kalmaz.
Bugün bize düşen yeni binalar yapmak değildir.
Yeni bir vicdan inşa etmektir.
Yeni yollar açmak değildir.
Hakikate dönen yolu bulmaktır.
Yeni sloganlar üretmek değildir.
Yitik olan secdeyi, kaybolan şükrü, unutulan vefayı yeniden diriltmektir.
Çünkü şükür gidince bereket gider.
Vefa gidince güven gider.
Güven gidince toplum çözülür.
Toplum çözülünce geriye yalnızca aynı sokakta yaşayan yabancılar kalır.
Unutmayalım…
Allah’ın artıracağını vaad ettiği nimet, sadece ekmek değildir.
Huzurdur.
Muhabbettir.
Vefadır.
Güvendir.
Ve bunları kaybeden bir toplumun elinde kalan servet, sadece sayılardan ibarettir.










