Okul müdürleri ve idari amirler, görevlerini 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu (DMK) ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak birçok kamu kurumunda tecrübe edildiği üzere, özellikle Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarında okul müdürlerine yönelik sendikal baskılar ve üye kaybetme endişesi, yöneticilerin görevlerini kanun ve mevzuata uygun şekilde, tarafsızca icra etmelerini engellemektedir.
Sendikaların her yıl yetkiyi alabilmek adına girdikleri kıyasıya rekabet; okullarda öğretmenler ve idareciler arasında çeşitli huzursuzluklara yol açmaktadır. Örneğin; görevini kasten ihmal eden bir öğretmeni mevzuat gereği sözlü veya yazılı olarak uyaran bir okul müdürü, anında sendikal baskıyla karşı karşıya kalmakta ve "mobbing" yapmakla suçlanmaktadır. Okullarda kümelenen sendikal, hemşehrici, ideolojik veya etnik odaklar; adeta bir ittifak kurarak kamu idaresini baskı altına almakta, kamu otoritesini zedelemek ve yıpratmak için her türlü yolu denemektedir.
Bu noktada okul müdürleri için iki zorlu seçenek ortaya çıkmaktadır:
Ya bu yapıların baskılarına boyun eğilecek: Mevzuattan kaynaklanan emir ve görevlerin yerine getirilmemesine göz yumulacak, tabiri caizse "körler sağırlar birbirini ağırlar" anlayışıyla idari zafiyet kabullenilecektir. Bu yolu seçen müdürlerin "kağıt üzerinde" huzuru yerinde görünse de kamu düzeni ağır yara almaktadır.
Ya da devlet adamlığı vasfı sergilenecek: Sonucu ne olursa olsun; açılacak soruşturmalara ve ortaya atılacak asılsız iftiralara göğüs gererek devletin otoritesi ve eğitim kalitesi tesis edilecektir. Ne yazık ki bu onurlu duruşu sergileyen müdürler, sürekli bir soruşturma ve iftira baskısı altında görev yapmaya çalışmaktadır.
Devletin, mülki ve idari amirlerin; görevini hakkıyla yerine getiren bu müdürlere sahip çıkması, devletin bekası ve kurumsal devamlılık açısından elzemdir. Aksi takdirde, okullarda oluşacak küçük grupların "başı bozuk" tavırları eğitim ortamını zehirleyecek, bu durumdan en büyük zararı yine öğrencilerimiz görecektir. Mülki amirlerin ve müfettişlerin öncelikli görevi; kamu düzenini korumak ve liyakatle görev yapan yöneticileri yalnız bırakmamaktır.
Unutulmamalıdır ki:
"Mal cimrilerde, silah korkaklarda, karar da zayıflarda olursa işler bozulur." (Hz. Ebubekir)










