MEHMET CEYLAN

Tarih: 01.04.2021 23:31

SAMİMİYETSİZLER OLDUKÇA, SAMİMİ OLANLARIN CANI ÇOK SIKILIR

Facebook Twitter Linked-in

Siyaset öyle bir şeydir ki, samimiyetsizlik veya samimiyet ölçüsünün en iyi tevzi edildiği bir alandır.

Bir tarafta samimiyetle dava bilinci içinde varlık ve yokluklarıyla mücadele eden insanlar diğer tarafta menfaatlerinin girdabında dava perdesi altında kasalarını dolduranlar, şöhretlerini artıranlar, makamlarını çelik halatlarla bağlayanlar.

Tabi ki, bu durum kendiliğinden oluşmuyor. Oy potansiyeli, kendine biatçı kesimlerin alkışları, çekilen yağlar yöneticilerin gözlerini perdeliyor yada işlerine öyle geliyor.

Bir tarafta siyasi potanın içinde samimiyetle birileri erimeye çalışırken, birileri potanın içine bile girmeden dökülen külçeleri destelemek peşinde olur ve desteliyor.

Aslında siyasi yelpaze oluşurken kararın net verilmemiş olması, o yelpazenin arkası başka önü başka hale gelebiliyor.

Yelpazeyi oluşturanlar bile bu kararı vermeden yola çıkıyorlar. Sadece nasıl hükümet oluruz planıyla, bu yolda her şey mübah düsturuyla çıkılan yolun sonunda, bir güruhla birlikte o kirli potanın içinde buluyorlar kendilerini. Çünkü şan, şöhret, makam ve zeningil nefisleri okşadığı için o güruh diğer samimi temiz güruhu gölgede bırakıyor.

Hükümet olmak için her yol mübah görünmesi oluşturulan yelpazede fazla boşluklar bırakır o boşlukları ne kadar samimiyetsizler varsa doldurur.

Siyasi yelpazeyi oluşturup yola çıkarken ciddi bir karar vermek lazım.

Rahmani, bilgiye dayalı, hizmet odaklı, barış, birlik ve toparlayıcı siyasi yola mı girilecek?

Popilist siyasetin esiri olup, kirli, düşmanlaştırıcı, bölücü bir siyasi yola mı girilecek?

Kararı net olmayan bu siyasi yelpazeler, çok temiz duygularla oluşmasına rağmen, bir müddet sonra Popilist siyasetin esiri olup, kirli, düşmanlaştırıcı, bölücü siyaset anlayışı işgal etmiş olur.

KÜRŞAT AYVATOĞLU İLK DEĞİL SON OLMAYACAK AMA İYİ BİR ÖRNEK

Günlerdir Kürşat Ayvatoğlu konuşuluyor. Ayvatoğlu ilk değil sonda olmayacaktır. Tüm partilerin içinde böyle kendini çok iyi satanlar vardır. Onlar kendilerini iyi vitrine koyarlar. Onlar için her yol mubahtır. Genel merkezlerden tutun her ilde ilçede çevrenizde o tiplerini çokça görürsünüz. Kısa sürede milyonları ceplerine indirenler milyonluk lüx araçlarda hava atanlar, çevrelerinde dava adamıymış gibisine para gücüyle çevre edinenleri çokça görürsünüz. Makam sahipleri ve yöneticiler de bunların bu havalı duruşlarını nasılda davaya hizmet ediyor temasıyla boy fotoğraflarının içine girerler.

ACİTASYON VE DAVA ADAMLIĞI

Kürşat Ayvatoğlu iyi bir halt etmişçesine birde özür dilermiş görünümünde kamuoyuna açıklama yapıyor. Acitasyon yaparak kendisini veya içinde bulunduğu partiyi kurtarabileceğini sanıyor.

Kürşat Ayvatoğlu ; “Babam vefat ettikten sonra ailemin daha fazla sorumluğu almak durumunda kaldım. Daha fazla güçlü görünürsem her kapının açılacağını düşündüm. Şimdi, çok yanlış olduğunu anladığım bu durumun içine sürüklendim. Daha fazla nüfuz sahibi olma, olduğundan farklı görünme çabasıyla gücün yanında görünme, hükümetteki güçlü insanlarla fotoğraf vererek kendime yeni kapılar açma düşüncesi beni her gün başka bir yanlışa sürükledi. Oysaki insanın kendi çabası kendi mücadelesi kendine yetermiş.

Ardından uyuşturucu batağına sürüklendim, içine çektikçe beni çekti, kendim olmaktan çıktığım bir dünyanın içinde savruldum. Bundan kurtulmak için defalarca yardım istemeyi düşündüm ama rahmetli babam, canım anamı düşündükçe bir türlü kimseye bunu anlatamadım.” Diyor.

Şu sözlerde çok önemli;  “Ticaret yapıyor olmama rağmen Ak Parti Genel Merkezde bir işim olursa siyasi büyüklere daha yakın olursam daha güçlü olurum düşüncesi ile orada işe girmek için bütün koşulları zorladım. Maddi olarak ihtiyaç duymama rağmen Partinin gücü için orada olmak istedim. Bu düşünce tarzı beni daha büyük yanlışların içine sürükledi.”

İşte bir tarafta samimiyetle dava bilinci içinde ülke meselelerini kendine dert edinenler, vatan millet sevgisiyle bağlılıklarını ilan edenler, maddi zorluklar içinde tek kuruşuna müdahil olmadan sokak, sokak - kapı kapı partisini anlatanlar diğer tarafta bunu menfaatlerinin esiri yapıp lüx hayata merhaba diyenler. Bunları gördükleri halde tedbir almayan, sessiz kalan hatta destekleyen yöneticiler o samimiyetle hizmet edenleri görmez bile.

Bu duruma gelen siyasi partiler bitişini kendisi hazırlamış oluyor. Bir grup insanı zengin eder, tüyü bitmemiş yetimin hakkını peşkeş çeker sonrada döner ülke için çile çekenler diye birde plaket verir ödüllendirir. O samimi insanlarla da onları aynı kefeye koyarlar.

İktidarda olan siyasi partilerin en büyük hastalığı, kendi zenginlerini oluşturur, yolsuzlukların, hırsızlıkların yolunu açar, kirli siyasetin içinde kaybolur. En çok da tek başına iktidar dönemlerinde oluşur bu iktidar zenginleri. Menderes zenginleri, Demirel zenginleri, Özal zenginleri şimdide Erdoğan zenginleri. Sonrada dönüp bakıp dava arkadaşlarımız diye nutuk çekerler. Onun içinde 70 yıldır bir çok parti gelip geçti, tek başına güçlü ve uzun süreli iktidar oldukları halde bir tane kurumlaşmış bir parti var mı?. Hani dava partileriydi bunlar.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —