DR. KADİR ÇETİN


ÖZEL BİR GÜNÜN ARDINDAN: VEFANIN VE FİKRİN IŞIĞINDA BİR BULUŞMA

Kadir Çetin Yazısı


Bazı günler vardır; takvim yapraklarında sıradan görünür ama yaşandığında hafızalara kazınır. 17 Şubat 2026 tarihi de bizim için böyle bir gün oldu…

Geçtiğimiz yıl 22 Şubat’ta, “Türkiye Eğitimciler Platformu” gönüllüleri olarak Milli Eğitim Vakfı’nın ev sahipliğinde bir araya gelmiş, eğitim dünyamızın Efsane Bakanı Sayın Ali Naili ERDEM’in unutulmaz bir sohbetini dinlemiştik. 

Söz Uçar Yazı Kalır

Samimiyetin, zarafetin ve devlet terbiyesinin iç içe geçtiği o sohbet; yalnızca bir hatıra paylaşımı değil, aynı zamanda bir irfan meclisiydi. Türkiye sevdalısı Sayın Bakanımızın sohbetini o zaman bölüm bölüm Türkiye Eğitimciler Platformunda paylaşmıştım. Ardından ME Vakfımız da bu kıymetli sohbeti, “söz uçar yazı kalır”ın gereği bir kitapçık hâline getirerek kalıcı bir hatıraya dönüştürdü. Müteşekkiriz Vakıf Başkanımız ve ilgililerine…

Aradan zaman geçti, fakat o günün sıcaklığı eksilmedi. Aksine, gönüllerimizde yeniden filizlenen bir arzuya dönüştü. “Bir kez daha buluşalım” dedik. Bu konuda, başta Ankara Milletvekilimiz Sayın Ayşe GÜROCAK olmak üzere, Sayın Bekir TURGUT’a, Sayın Muhterem KAYA’ya ve emeği geçen herkese teşekkür borcumuz var. Sayın Vekilimizin, buluşmanın TBMM Sosyal Tesisleri’nde yapılabileceğini ifade etmesiyle işimiz kolaylaştı. Mekân meselesi çözüldü; geriye sadece hasret kaldı.

Güzel Bir Tevafuk

Ramazan öncesi için en uygun tarih 17 Şubat olarak belirlendi. Davetler yapıldı, hazırlıklar tamamlandı. Fakat bu buluşmayı asıl özel kılan, öğrendiğimiz o güzel tevafuktu: 17 Şubat, Türkiye sevdalısı Sayın Bakanımızın doğum günüydü… Hem de 99. yaşı (Maşallah).

O gün, yalnızca bir yaş günü kutlamadık. Bir ömrün birikimine, bir devlet adamının vakarına, Türkiye’ye adanmış bir hayatın kıymetine şahitlik ettik. Ülkemizin birlik, dirlik ve beraberliği daim olsun diyerek Pastasını keserken tuttuğu dilek, aslında hepimizin ortak duasıydı. O an; geçmişle gelecek arasında kurulan zarif bir köprü gibiydi.

Eğitimciler Bir Arada

Aynı çatı altında, aynı gönül ikliminde buluşmak… Yıllarca eğitim camiamızın farklı kademelerinde görev yapmış; bakanlık, müsteşarlık, genel müdürlük ve başkanlık sorumluluğu üstlenmiş kıymetli isimlerle yüz yüze sohbet edebilmek… Sanal ortamlardaki irtibatı gerçek bir muhabbet halkasına dönüştürmek… İşte asıl zenginlik buydu.

Anlamlı Hatıralardan Bir Demet

Sayın Bakanımız, her zamanki berrak üslubuyla hatıralarını paylaşırken bizi önce 1964 yılına götürdü. Koalisyon hükümetinin Başbakanı İsmet İNÖNÜ ile öğretmenin protokoldeki yeri ile ilgili diyaloğunu aktardı. “Öğretmenin protokolde yeri yok. Oysa öğretmen, Allah huzurunda da makbul bir kuldur. Onun için Paşa Hazretleri, öğretmenin yeri protokolde ilk sırada olmalıdır.” dediğini anlattı. Ve ardından aynı cümleyi yeniden kurdu: “Öğretmene gerekli değeri, kıymeti vermek durumundayız.”

Bu söz, sadece bir hatıranın değil; aslında bir zihniyetin de ifadesiydi.

Bir başka anısında ise birlikte görev yaptığı bir milletvekilinden söz etti. Toplantılara her defasında aynı elbiseyle gelen bu vekile bir gün sormuş: “Başka elbisen yok mu?” Aldığı cevap, aslında bir dönemin vicdan aynasıydı: “Benim insanım köyde çarıkla gezerken ben nasıl ikinci bir elbise alırım? Vicdanım buna razı olmaz, Ali Naili…”demiş.

Bu cümle salonda derin bir sessizlik bıraktı. Çünkü o söz, yalnızca bir şahsın değil; bir neslin taşıdığı sorumluluk duygusunun yansımasıydı.

Fevzi ÇAKMAK Ne Dedi?

Bir başka anısı Rahmetli Fevzi ÇAKMAK Paşa ile ilgiliydi… “Fevzi Paşa 1946 yılında İzmir’den Demokrat Partiden, bağımsız Milletvekili adayı oldu. Paşayı İzmir’de gezdirmek ve seçmenle buluşturma görevini bana verdiler. Bir seçim bölgesinden dönüşte ikindi namazı için durduk.” 

“Seccadesini serdi namazını kıldı. Namazdan sonra Atatürk ile ilgili Paşa’ya sordum: Atatürk’e zındık diyorlar, dinsiz imansız diyorlar; ne diyorsunuz?” Bana sertçe cevap verdi: “Yalan evlat, yalan. Atatürk dinsiz, imansız olsaydı benim onun yanında ne işim vardı?” dedi.

 Ve Ardından Geldi Asıl Çağrı…

“Almanya’da şimdi Bismark zamanını dikkate alarak, bu Almanya yanlış kuruldu diyen var mı? yok... Ama Türkiye’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna yanlış diyenler var.”

 “Türkiye’yi kavram kargaşasından kurtaralım. Zihinlerimize vurulan ipotekleri kaldıralım. Bağımsız düşünen, özgür ve cesur beyinlere ihtiyacımız var.” 

 “Kökü mazide olan ati” olduğumuzu hatırlattı. Mustafa Kemal Atatürk’ü yeniden anlamayı; yerli ve millî duruşu yalnızca sloganlarda değil, fikirde, vicdanda ve istikbal meselesi olarak kuşanmayı salık verdi. Çünkü güçlü Türkiye’nin yolu, berrak, özgür düşünen ve cesur zihinlerden geçiyordu.

Geleceğin İnşası

Yaklaşık üç saat süren o buluşmada zamanın nasıl aktığını anlamadık. Anlatılan her hatıra, geçmişin tozlu raflarından çıkmış bir anı değil; bugüne tutulan bir ışık gibiydi. Orada sadece bir doğum günü kutlanmadı. Vefa tazelendi, dostluk pekişti, geleceğin Türkiye’si için idealler yeniden hatırlandı.

17 Şubat artık takvimde sıradan bir gün değil. O gün; vefanın, fikrin ve irfanın yeniden dirildiği bir gün oldu bizim için. Bir ömrün tecrübesiyle kuşakların umudunun aynı masada buluştuğu ve enerji yüklendiğimiz bir gün.

Belki de en önemlisi şuydu: O gün hepimiz bir kez daha anladık ki, güçlü bir gelecek inşa etmek için önce hafızamıza, kavramlarımıza, vicdanımıza ve öğretmenimize sahip çıkmalıyız.

Çünkü güçlü bir gelecek, ancak kaliteden ödün vermeyen iyi yetişmiş öğretmenlerle inşa edilir.

İskender Kurnaz
21.02.2026 10:14:37
Tarihe damgasını vuran bu yaşanmış olayları bizlere aktaran değerli saygıdeğer Dr. Kadir Çetin ağabeyime teşekkür ederim. Tarihe not düşülen bu anılara/yaşanmışlara ihtiyacımız var. Kaleminize sağlık sayın hocam Saygılarımla selamlıyorum.

Mahir Güngör
21.02.2026 10:51:45
Emeğinize sağlık sayın hocam. Ali Nail’i Erdem beyin bakanlık yaptığı dönemde ben de öğretmen olarak çalıştım. Eskiden bir devlet terbiyesi ve o terbiye ile donanmış devlet adamları vardı.

Abdurrahman Kaçmaz
21.02.2026 17:50:27
Kiymetli Baskanim Kaleme aldığınız yazıyı bir eğitim yöneticisi gözüyle okuduğumda, satır aralarında yalnızca bir hatıra buluşmasını değil; bir eğitim felsefesinin izlerini gördüm. Metninizdeki vefa duygusu, aslında kurumsal hafızanın ne kadar kıymetli olduğunu bizlere yeniden hatırlatıyor. Özellikle merhum ve hayatta olan devlet büyüklerinin hatıraları üzerinden verdiğiniz mesajlar, bugünün eğitim sistemi için önemli çıkarımlar barındırıyor. Öğretmenin protokoldeki yeriyle ilgili aktarılan hatıra, aslında bugün de üzerinde düşünmemiz gereken temel bir meseledir: Öğretmene verilen değer, bir toplumun geleceğe bakışını belirler. Eğitim sistemimizin niteliği; fiziki imkânlardan önce, öğretmene duyulan saygı ve güvenle yükselir. Ali Naili Erdem’in doğum günü vesilesiyle gerçekleşen bu buluşma, sadece bir vefa örneği değil; aynı zamanda bir fikir muhasebesidir. İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ve Mustafa Kemal Atatürk üzerinden aktarılan anılar; ideolojik tartışmalardan öte, ortak hafızayı ve devlet ciddiyetini hatırlatmaktadır. Eğitim yöneticileri olarak bizler için buradaki en önemli mesaj; kavram kargaşasından uzak, berrak bir zihinsel duruş geliştirebilmektir. Bugün eğitim sistemimizin en temel ihtiyacı; bağımsız düşünebilen, değerleriyle barışık, eleştirel ama köksüz olmayan bireyler yetiştirmektir. Yazınızda geçen “kökü mazide olan ati” vurgusu, tam da bu dengeyi işaret ediyor. Geçmişi romantize etmeden, fakat ondan kopmadan bir gelecek tasavvuru inşa etmek zorundayız. Bir eğitim yöneticisi olarak bu yazıdan şu vizyonel çıkarımı yapıyorum: Kurumsal hafızayı diri tutmalıyız. Öğretmenin itibarını yalnızca söylemde değil uygulamada güçlendirmeliyiz. Genç zihinlere ezber değil, cesaret kazandırmalıyız. Milli ve evrensel değerleri çatıştırmadan birlikte öğretebilmeliyiz. Yazınız; duygusal olduğu kadar sahici. Abartıdan uzak, samimi ve içten bir anlatım var. Bu yönüyle bugünün eğitim dünyasında ihtiyaç duyduğumuz “denge dili”ni temsil ediyor. Vefa ile vizyonu aynı cümlede buluşturabilmek kıymetlidir. Kaleminize sağlık.

ŞİŞLİ’DE KİTAP FUARINDA ANLAMLI BULUŞMA

SOSYAL MEDYADA “KENDİ KENDİNE PSİKİYATRİK TANI KOYMA” TRENDİ BÜYÜYOR!

EYÜPSULTAN’DA ULAŞIM SORUNLARI ÇÖZÜME KAVUŞUYOR

BAYRAMPAŞA PİKNİK ALANI SEZONA HAZIRLANIYOR

CHP BAYRAMPAŞA’DA BÜYÜK KAVGA: SUÇLAMLARA ÖRGÜT TEPKİ GÖSTERDİ

GAZETECİ İSMAİL ARI GÖZALTINA ALINDI

MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

BELEDİYE İFTARINA OKUYUCULARIMIZDAN TEPKİLER ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR

AMACINDAN UZAKLAŞAN İFTAR PROGRAMI İÇİN OKUYUCULARIMIZDAN TEPKİLER BÜYÜYOR

ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANAN LÜTFİ KADIOĞULLARI İÇİN EV HAPSİ KARARI VERİLDİ

ENGELSİZ KIZILAY’DAN 18 MART’TA ŞEHİTLİĞE ANLAMLI ZİYARET

İSRAF, SEÇİM ŞARKISI MÜZİKLİ GÖSTERİ: İFTARIN MANEVİ RUHUNDAN UZAKLAŞTI

KINALI KUZULARI RAHMETLE, MİNNETLE ANIYORUZ: BAYRAMPAŞA’DA 18 MART

BAYRAMPAŞA’DA KARDEŞLİK VE KADİR GECESİ YÜRÜYÜŞÜ

ABDURRAHMAN DURSUN RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN

ESENLER’DEN GAZZE’YE 10 BİN KİŞİLİK İFTAR SOFRASI

BALKANLAR’DA BAYRAMPAŞA RÜZGÂRI ESTİ: KIRÇOVA VE GOSTİVAR İFTAR SOFRASI

BAYRAMPAŞA VAKFI 30. YILINDA: FARKLI KESİMLER SAHURDA BULUŞTU

SİYASET, İŞ VE AKADEMİ DÜNYASININ BULUŞTUĞU İFTAR

İYİ PARTİ BAYRAMPAŞA, AÇIK HAVA İFTARINDA BULUŞTU

İstanbul

27.03.2026

  • İMSAK 05:23
  • GÜNEŞ 06:49
  • ÖĞLE 13:15
  • İKİNDİ 16:44
  • AKŞAM 19:30
  • YATSI 20:51

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 27 17 1 9 33 60
3.TRABZONSPOR A.Ş. 27 18 3 6 24 60
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 27 15 5 7 18 52
5.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 27 12 8 7 14 43
6.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 27 9 12 6 -9 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 27 8 10 9 -10 33
10.CORENDON ALANYASPOR 27 6 8 13 1 31
11.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
12.TÜMOSAN KONYASPOR 27 7 11 9 -8 30
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 27 6 14 7 -9 25
14.HESAP.COM ANTALYASPOR 27 6 14 7 -18 25
15.KASIMPAŞA A.Ş. 27 5 13 9 -15 24
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 27 4 12 11 -27 23
17.İKAS EYÜPSPOR 27 5 15 7 -19 22
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 27 4 18 5 -23 17