DR. KADİR ÇETİN


OKULLAR GÜVENLİ DEĞİLSE GELECEK NASIL GÜVENDE OLACAK?

Kadir Çetin Yazısı


Amerika’nın Arizona Devlet Üniversitesinde bulunduğum 1995 yılında, iki çocuğu ilkokul çağında olan bir Amerikalı aile ile tanışmıştım. Çocukları “Home School” (Ev Okulu) dedikleri bir sistemle eğitimlerini sürdürüyorlardı. 

Bu sistemde çocuklar okula gitmiyor, ancak sorumluluğu aileler üstlenmiş ve evlerinde yürütüyorlardı eğitimlerini. Eyalet çapında bu şekilde örgütlenmiş ve kilisenin de destek verdiği aileler sistemden oldukça memnun gözüküyorlardı.

O zaman aile reisi Mark’a, niçin okula göndermiyorsunuz bu çocukları? diye sorduğumda Mark, “Okullar çocuklar için güvenli yerler değil. Madde bağımlılığı başta olmak üzere akran zorbalığı vb. bir yığın problem yaşanıyor okullarda” demişti. 

Ben çok şaşırmıştım Amerika’daki okulların bu durumuna. Zira bizim okullarımızda o yıllarda böyle bir şey yoktu. Aradan geçen 30 yıl sonra bizim okullarımız da Mark’ın dediği noktaya gelmiş. 

Sistem Alarmı

Geçen sene bu köşemde “Okullarda Akran Zorbalığı (10.05.2025) ve “Şiddet Sarmalı: Türkiye Nereye Gidiyor?”(13.12.2025) başlıklı iki yazı yazmış, okullardaki şiddet olaylarına dikkat çekmiş ve alınması gereken önlemleri sıralamıştım. 

Bugün yine aynı konu maalesef… Acı, çok acı…

İstanbul’da bir meslek lisesinde yaşanan ve öğretmen Fatma Nur Çelik’in öğrencisi tarafından sınıfta öldürülmesi olayı ile sarsıldık eğitim camiası olarak. Sınıfta bir öğretmenin canına kıyılması, artık sıradan bir adli vaka değildir. Bu olay, eğitim sistemimizin tam ortasında büyüyen ve yıllardır görmezden gelinen bir sorunun en acı sonucudur.

Bir öğretmen, ders anlattığı sınıfta hayatını kaybetti.

Bunun adı yalnızca bir “trajedi” değildir. Bunun adı önceki yazılarımda da belirttiğim gibi bir sistem alarmıdır.

Daha acısı ise bu olay hiç kimse için sürpriz değildir.

Çünkü eğitim ortamlarında artan şiddet yıllardır gözümüzün önünde büyüyor.

Yıllardır Görmezden Gelinen Bir Tehlike

Okullarda öğretmenlere yönelik hakaret, tehdit ve fiziksel saldırı haberleri artık neredeyse sıradan hale geldi. Sosyal medyada dolaşan görüntülerde öğretmenini tehdit eden öğrenciler, sınıfta kavga eden gençler ve müdahale etmekte zorlanan eğitimciler var.

Ancak her olaydan sonra yapılan şey aynı: Kısa bir gündem, birkaç açıklama ve sonra derin bir sessizlik.

Sorunun kökenine inmek yerine, sorunu konuşmaktan kaçan bir yaklaşım hâkim.

Oysa gerçek ortada: Okullarda yönetimin ve öğretmenin otoritesi çizildi ve disiplin zayıfladı.

Öğretmen Yalnız Bırakıldı

Bugün öğretmenler yalnızca ders anlatmıyor.

Aynı zamanda öfke kontrolü olmayan öğrencilerle, aile desteği görmeyen çocuklarla, psikolojik sorunlarla ve giderek sertleşen bir gençlik kültürüyle mücadele ediyor.

Ama bu mücadelede çoğu zaman yalnız bırakılıyorlar.

Rehberlik servisleri birçok okulda yetersiz.

Riskli davranış gösteren öğrenciler erken tespit edilemiyor.

Disiplin mekanizmaları ise çoğu zaman caydırıcı olmaktan uzak.

Dahası, öğretmenler çoğu zaman idari ve hukuki süreçlerde de kendilerini güvende hissetmiyor.

Bir öğretmenin sınıfa girerken aklından şu soru geçmemeli: “Bugün başıma bir şey gelir mi?”

Sorun Sadece Eğitim Değil, Toplumsal

Okuldaki şiddet, aslında toplumdaki gerilimin aynasıdır.

Sosyal medyada normalleşen hakaret dili, televizyonlarda sıradanlaşan saldırganlık ve siyasi liderlerin toplumu kutuplaştırması gençlerin dünyasına da yansıyor.

Saygı kültürü zayıfladıkça, öğretmenin otoritesi de zayıflıyor.

Bir zamanlar öğretmen, aileden sonra gelen en güçlü rehberdi.

Bugün ise birçok öğretmen, sınıfta yalnız bırakılmış bir kriz yöneticisi gibi çalışıyor.

Artık Slogan Değil, Politika Gerek

Her acı olaydan sonra “öğretmenler baş tacıdır” demek yetmez.

Gerçek soru şudur: Bu baş tacını nasıl koruyacağız?

Eğitim kurumlarında güvenlik yalnızca kapıdaki güvenlik görevlisiyle sağlanamaz. Artık somut adımlar gerekiyor:

  • Riskli okullarda güvenlik ve erken uyarı sistemleri kurulmalı
  • Rehberlik ve psikolojik danışmanlık kadroları güçlendirilmeli
  • Şiddet eğilimi gösteren öğrenciler için özel destek ve takip mekanizmaları oluşturulmalı
  • Öğretmenlere kriz yönetimi ve güvenlik konusunda kurumsal destek sağlanmalı
  • Öğretmene yönelik şiddete karşı caydırıcı hukuki düzenlemeler etkin şekilde uygulanmalı

Kısacası, eğitim ortamlarında güvenlik bir lüks değil zorunluluktur artık…

Bir Öğretmenin Ardından

Fatma Nur Çelik artık aramızda değil.

Genç bir öğretmen, mesleği gereği bulunması gereken yerde -sınıfında- hayatını kaybetti.

Bu sadece bir insanın kaybı değil.

Bu, eğitim sisteminin güvenliğine dair ciddi bir uyarıdır.

Eğer bu olaydan sonra da birkaç gün konuşup unutacaksak, bir sonraki haberin gelmesi sadece zaman meselesidir.

Bir toplumun geleceği sınıflarda, okullarda şekillenir. Eğer sınıflar, okullar güvenli değilse, geleceğimiz de güvende değildir.

Ve o zaman şu soruyla yeniden yüzleşeceğiz: Bir öğretmenin hayatını koruyamayan bir eğitim sistemi, gerçekten geleceği inşa edebilir mi? 

Meslektaşımız Fatma Nur ÇELİK öğretmenimize Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı ve sabırlar diliyorum.

Abdurrahman Kaçmaz
7.03.2026 11:03:53
Kıymetli Baskanim, Kaleme aldığınız yazıyı büyük bir hüzün ve derin bir düşünceyle okudum. Bir eğitimci olarak satırlarınızda yalnızca bir olayın anlatımını değil; aynı zamanda eğitim dünyasının içinde büyüyen bir yarayı, bir vicdan çağrısını ve bir sorumluluk hatırlatmasını gördüm. Özellikle merhum öğretmenimiz Fatma Nur Çelik üzerinden yaptığınız değerlendirme, meselenin yalnızca bir adli vaka değil; aynı zamanda eğitim sistemimiz adına ciddi bir uyarı olduğunu çok açık bir şekilde ortaya koyuyor. Yazınızda yıllar önce Amerika’da tanıştığınız bir ailenin evde eğitim tercihini anlatmanız ve aradan geçen yıllarda okulların güvenliği üzerine yaptığınız tespitler, okuyana ister istemez derin bir muhasebe yaptırıyor. Çünkü eğitim ortamı her şeyden önce güven duygusunun yeşerdiği bir yer olmalıdır. Öğretmenin kendini güvende hissetmediği, öğrencinin huzur bulmadığı bir ortamda gerçek bir eğitim iklimi kurmak elbette kolay değildir. Bir eğitim yöneticisi olarak şunu açık yüreklilikle söylemek isterim ki; yazınız yalnızca bir eleştiri metni değil, aynı zamanda önemli bir farkındalık çağrısıdır. Okullarda yaşanan şiddetin yalnızca eğitim kurumlarının değil, toplumun genel iklimiyle doğrudan ilişkili olduğunu hatırlatmanız son derece yerinde bir tespittir. Çünkü saygı kültürü zayıfladığında bundan en çok etkilenen yerlerin başında ne yazık ki okullar gelmektedir. Ancak bütün bu zorluklara rağmen eğitim dünyasının umudunu kaybetmemesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü öğretmen, hâlâ bir çocuğun hayatına dokunabilen en güçlü rehberdir. Bir söz, bir bakış, bir ilgi bazen bir gencin kaderini değiştirebilir. Bu yüzden öğretmeni yalnız bırakmayan, onu koruyan ve destekleyen bir eğitim anlayışı hepimizin ortak sorumluluğu olmalıdır. Yazınız bu yönüyle sadece bir tespit değil; aynı zamanda eğitim camiasını düşünmeye, sorumluluk almaya ve çözüm üretmeye davet eden güçlü bir çağrıdır. Böylesine hassas ve önemli bir konuda kaleminizi cesaretle konuşturmanız gerçekten takdire şayandır. Kaleminize sağlık Kadir Bey. İnanıyorum ki bu tür yazılar eğitim dünyasında hem farkındalık oluşturacak hem de daha güvenli, daha güçlü bir eğitim ortamının kurulmasına katkı sağlayacaktır. Saygılarimla

Hakki GENÇ
7.03.2026 12:10:45
Acilen yetkililerin dikkate alması gereken gerçekler...

Kelami AKGÜL
7.03.2026 12:42:50
Toplumumuzda yetkilerle donatılmış insanlar yetiştirdik. Ancak, ferdi, aileyi, okulu, toplumu ayakta tutan değerleri payandalarını bir bir çektik kişilikler bozuldu aileler bozuldu toplum yozlaştı. Sandık ki Avrupa uyum yasalarıyla kanuni düzenlemeleriyle bir sihirli değnek her şeyi düzeltecek...

Kemal Ziya Engez
7.03.2026 17:55:58
Kaleminize sağlık sorunları ve önlemleri ne güzel özetlemişsiniz.

Yakup Kale
7.03.2026 18:02:54
Bence eğitim aileden başlar. Anne, baba çocuğuna ilk eğitimi ve aile, okul, çevre birlikte olursa başarılabilir

Yakup Kale
7.03.2026 18:04:31
Aile eğitimi yoksa eğitim eksik kalır. Sevgiyi ve saygıyı çocuk aileden alır

Mehmet Cetiner
8.03.2026 13:37:25
Teşekkür ederim hocam

ŞİŞLİ’DE KİTAP FUARINDA ANLAMLI BULUŞMA

SOSYAL MEDYADA “KENDİ KENDİNE PSİKİYATRİK TANI KOYMA” TRENDİ BÜYÜYOR!

EYÜPSULTAN’DA ULAŞIM SORUNLARI ÇÖZÜME KAVUŞUYOR

BAYRAMPAŞA PİKNİK ALANI SEZONA HAZIRLANIYOR

CHP BAYRAMPAŞA’DA BÜYÜK KAVGA: SUÇLAMLARA ÖRGÜT TEPKİ GÖSTERDİ

GAZETECİ İSMAİL ARI GÖZALTINA ALINDI

MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

BELEDİYE İFTARINA OKUYUCULARIMIZDAN TEPKİLER ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR

AMACINDAN UZAKLAŞAN İFTAR PROGRAMI İÇİN OKUYUCULARIMIZDAN TEPKİLER BÜYÜYOR

ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANAN LÜTFİ KADIOĞULLARI İÇİN EV HAPSİ KARARI VERİLDİ

ENGELSİZ KIZILAY’DAN 18 MART’TA ŞEHİTLİĞE ANLAMLI ZİYARET

İSRAF, SEÇİM ŞARKISI MÜZİKLİ GÖSTERİ: İFTARIN MANEVİ RUHUNDAN UZAKLAŞTI

KINALI KUZULARI RAHMETLE, MİNNETLE ANIYORUZ: BAYRAMPAŞA’DA 18 MART

BAYRAMPAŞA’DA KARDEŞLİK VE KADİR GECESİ YÜRÜYÜŞÜ

ABDURRAHMAN DURSUN RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN

ESENLER’DEN GAZZE’YE 10 BİN KİŞİLİK İFTAR SOFRASI

BALKANLAR’DA BAYRAMPAŞA RÜZGÂRI ESTİ: KIRÇOVA VE GOSTİVAR İFTAR SOFRASI

BAYRAMPAŞA VAKFI 30. YILINDA: FARKLI KESİMLER SAHURDA BULUŞTU

SİYASET, İŞ VE AKADEMİ DÜNYASININ BULUŞTUĞU İFTAR

İYİ PARTİ BAYRAMPAŞA, AÇIK HAVA İFTARINDA BULUŞTU

İstanbul

27.03.2026

  • İMSAK 05:23
  • GÜNEŞ 06:49
  • ÖĞLE 13:15
  • İKİNDİ 16:44
  • AKŞAM 19:30
  • YATSI 20:51

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 27 17 1 9 33 60
3.TRABZONSPOR A.Ş. 27 18 3 6 24 60
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 27 15 5 7 18 52
5.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 27 12 8 7 14 43
6.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 27 9 12 6 -9 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 27 8 10 9 -10 33
10.CORENDON ALANYASPOR 27 6 8 13 1 31
11.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
12.TÜMOSAN KONYASPOR 27 7 11 9 -8 30
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 27 6 14 7 -9 25
14.HESAP.COM ANTALYASPOR 27 6 14 7 -18 25
15.KASIMPAŞA A.Ş. 27 5 13 9 -15 24
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 27 4 12 11 -27 23
17.İKAS EYÜPSPOR 27 5 15 7 -19 22
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 27 4 18 5 -23 17