Gaziantep’te mehterhane sırt dönenlerinin verdiği cesaretle, bu kez Denizli’de benzer bir tartışma gündeme oturdu. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında sahne alan anaokulu öğrencilerinin mehter marşı eşliğinde gerçekleştirdiği gösteri, ne yazık ki bir öğretmenin sert müdahalesiyle yarıda kesildi. İddiaya göre öğretmen, büyük bir öfke ve tahammülsüzlükle müzik sistemini kapatarak etkinliği sonlandırdı.
Bu olay, sadece bir okul etkinliğinin kesintiye uğramasından ibaret değil. Asıl mesele, bir toplumun kendi değerleriyle kurduğu bağın hangi noktada zayıfladığıdır. Mehter marşı, bu milletin tarihsel hafızasında yer etmiş, geçmişin mücadele ruhunu, direncini ve inancını simgeleyen bir kültürel mirastır. Anaokulu çağındaki çocukların bu mirasla tanışması, onu oyunla, müzikle ve coşkuyla içselleştirmesi ise son derece doğal ve kıymetlidir.
Peki bu tablo karşısında sorulması gereken soru şudur: Bir öğretmeni, çocukların sahnelediği masum bir gösteriye bu denli sert bir tepki vermeye iten nedir? Bu tepki, bireysel bir öfke patlaması mı, yoksa daha derin bir değer kopuşunun dışa vurumu mu?
Eğitim kurumları, yalnızca akademik bilginin aktarıldığı yerler değildir. Aynı zamanda kültürün, tarihin ve ortak değerlerin yeni nesillere aktarıldığı en önemli alanlardır. Bu yüzden bir öğretmenin tutumu, sadece kendi kişisel duruşunu değil, aynı zamanda eğitim sisteminin ruhunu da yansıtır.
23 Nisan gibi, çocuklara armağan edilmiş bir bayramda; onların sahne heyecanını, milli ve manevi değerlerle kurdukları bağı kesintiye uğratmak, pedagojik olduğu kadar toplumsal açıdan da sorgulanması gereken bir davranıştır.
Elbette her bireyin farklı düşünceleri olabilir. Ancak söz konusu olan çocuklar ve onların gelişim süreçleri olduğunda, kişisel tepkilerin yerini sağduyu ve sorumluluk almalıdır. Çünkü o sahnede sadece bir gösteri değil; bir milletin geçmişiyle kurduğu bağın küçük ama anlamlı bir yansıması vardır.
Bugün Denizli’de yaşanan bu olay, bize bir kez daha şunu hatırlatıyor: Değerler, sadece anlatılarak değil, yaşatılarak aktarılır. Ve bazen bir marşa gösterilen tahammülsüzlük, çok daha büyük bir meselenin işareti olabilir.










