Ahilik geleneğinden bugüne uzanan bu anlayış; esnaf kültürünün sadece ticaretten ibaret olmadığını; vicdan, dayanışma ve paylaşım üzerine kurulduğunu açıkça göstermektedir. Ancak bugün geldiğimiz noktada küçük esnafımız, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal olarak da büyük bir mücadele vermektedir.
Mayıs ayını geride bırakırken sahada en çok duyduğumuz cümlelerden biri şu oldu:
“Esnaf artık sadece kazanç mücadelesi değil, ayakta kalma mücadelesi veriyor.”
Bugün özellikle mahalle bakkalları, tekel bayileri, büfeler ve gıda sektöründe faaliyet gösteren küçük işletmeler, çok ciddi ekonomik baskılar altında yaşam mücadelesi veriyor. Artan kira bedelleri, enerji maliyetleri, POS komisyonları, ürün tedarik fiyatlarındaki sürekli değişim ve zincir market rekabeti; küçük esnafın yükünü her geçen gün daha da ağırlaştırıyor.
Fiyat Değişimleri ve Dijitalleşme Kıskacı
Özellikle son dönemde sigara ve temel gıda ürünlerinde yaşanan sık fiyat artışları, hem vatandaş ile esnafı karşı karşıya getiriyor hem de işletme düzenini zorlaştırıyor. Esnaf, çoğu zaman kendisinin belirlemediği fiyatların açıklamasını vatandaşa yapmak zorunda kalıyor. Bununla birlikte, vatandaşın alım gücündeki düşüş de küçük işletmelerdeki satışların yavaşlamasına neden oluyor.
Sahada dikkat çeken bir diğer önemli konu ise küçük esnafın dijitalleşme karşısında yalnız bırakılmasıdır. Büyük zincirler ve online satış platformları dev kampanyalarla büyümeye devam ederken, mahalle esnafı bu rekabetin içinde çoğu zaman tek başına mücadele ediyor. Oysa küçük işletmelerin dijital altyapılara erişiminin kolaylaştırılması, e-ticaret desteklerinin artırılması ve yerel işletmeleri koruyan yeni modellerin geliştirilmesi artık kaçınılmaz bir ihtiyaç hâline gelmiştir.
Esnaf, Mahallenin Güvenidir ve Işığıdır
Ancak tüm bu zorluklara rağmen esnafımız, hâlâ bu toplumun en güçlü dayanışma noktası olmaya devam ediyor. Çünkü esnaf sadece ticaret yapan kişi değildir; mahallesinin güvenidir, ışığıdır, bereketidir. Zor zamanlarda veresiye defterini açan da odur, bulunduğu sokağa sahip çıkan da odur. Bu nedenle küçük esnafı korumak, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.
Bir kadın temsilci olarak sahada özellikle şunu çok net görüyorum: Artık esnafın sesi daha fazla duyulmalıdır. Kararlar alınırken sadece rakamlar değil, dükkânın içindeki gerçek hayat dikkate alınmalıdır. Çünkü ekonomik verilerin ardında; evine ekmek götürmeye çalışan aileler, borcunu çevirmeye çalışan işletmeler ve emeğiyle ayakta duran insanlar vardır.
Bayram Alışverişlerinde Yerel Esnafı Tercih Edelim
Önümüzdeki hafta idrak edeceğimiz Kurban Bayramı; paylaşmanın, dayanışmanın ve birlik olmanın en kıymetli zamanlarından biridir. Bayram alışverişlerinde mahallemizin esnafını tercih etmek; yalnızca ekonomik bir destek değil, aynı zamanda kültürümüze ve dayanışma ruhumuza sahip çıkmaktır. Yapılan her yerel alışveriş, bir dükkânın ışığının yanmaya devam etmesine katkı sağlar.
Bu vesileyle başta esnaf ve sanatkârlarımız olmak üzere tüm vatandaşlarımızın Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; aileleri ve sevdikleriyle birlikte sağlık, huzur, bereket ve mutluluk içerisinde güzel bir bayram geçirmelerini temenni ediyorum.
Çünkü ahilik kültürü bize şunu öğretmiştir:
“Bereket; sadece kazançta değil, paylaşabilen vicdanlarda yaşar.”









