
İnsanlığın ezici çoğunluğu bir labirentin içinde yaşadığının farkında bile değil. Duvarları göremiyor, yürüdüğü yolun kendisine çizildiğini fark etmiyor, dönüp durduğu koridorları özgürlük sanıyor. İsmet Özel ise farklı bir yerde durur: o, labirentte olduğunun bilincinde olan ve bu duruma itiraz eden adamdır.
Ama mesele yalnızca bir labirentte sıkışmış olmak değil. Bu labirentin tek bir çıkışı var ve o çıkışın üzerinde, iştah kabartan küçük bir peynir parçasıyla bezenmiş bir fare kapanı duruyor. Sistemin sunduğu “kurtuluş” budur: seni dışarı çıkaracağını vaat eden, oysa seni kendi mekanizmasına sonsuza dek bağlayacak olan bir tuzak.

Peki tek çıkış kapansa, insan ne yapar? İsmet Özel’in verdiği cevap yalındır: Labirenti yıkmak. Kapıdan çıkmaya çalışmak değil, duvarları devirmek. İşte “evet isyan” burada anlam kazanır; işte “partizan” olmak burada bir zorunluluk hâline gelir. Çünkü labirent, adı konmuş bir şeydir: modernizm. Ve modernizmin sunduğu tek kapıdan geçmeye çalışmak, kapana kendi ayağınla girmek demektir.
İsmet Özel’in etkisi örgütlenmenin ötesindedir. Onu okuyanlar bir teşkilatın üyesi olmasalar da, sanki gizli bir partiye kayıtlıymış gibi aynı doktrine inanır, aynı yöntemi benimserler. Bu, kelimelerin gücüyle kurulmuş bir birlikteliktir. Onun için kelimeler mermidir, mısralar birer namludur. Şiir, süs değil; cephe hattıdır.

Köprüyü geçmek için ayıya dayı demeyişi, işini köprüsüz yoldan halletmenin zorluğuna katlanışı, boynundaki yaftaya tarantula yazdılar diye tarantulaymış gibi davranmayı reddetmesi, haram yememenin en büyük özgürlük olduğunu haykırması işte mısralarında gizli bir isyan var ve bu isyan Hz. Muhammed’in (sas) cahiliye düzenine karşı başlattığı isyanın aynısı veyahut devamı.

İsmet Özel bu topraklarda nadiren rastlanan bir tiptir: “var olmuş” bir şair. Yalnızca yazmamış, yaşamıştır yazdığını. Bir entelektüel, bir mütefekkir olarak, çağının rahat kabullerine sırtını dönmüş, labirentin duvarlarına omuz vermeyi seçmiştir.
Ve belki de asıl mesele budur: Kapana kısılmamak için kapıyı aramayı bırakıp, duvarı yıkmaya cüret etmek.










