Özcan KARTAL


HAKİKATİN GÖLGESİNDE İKTİDAR

Özcan Kartal yazısı


Muktedirlerin İllüzyonu ve Kitlelerin Uyanışı

İnsanlık tarihi, yönetenler ile yönetilenler arasındaki o ezeli ve ebedi güç mücadelesinin sahnesidir. Bu sahnede iktidar sahipleri, tahtlarını ve güçlerini korumak için her devirde benzer araçlara, benzer illüzyonlara başvurmuşlardır. Dün olduğu gibi bugün de kitleleri manipüle etmenin, onları kendi rızalarıyla boyunduruk altına almanın yolları çok fazla değişmedi. Muktedirlerin iktidarlarını sağlama alma taktikleri; din, vatanperverlik, korku ve cehalet sacayağı üzerine kuruludur. Ancak bu yapay ihtişam, adaletin nefesi karşısında her zaman mum gibi erimeye mahkûmdur.
Muktedirlerin Kadim Taktikleri: Din, Korku ve Düşman İllüzyonu
Tarih boyunca iktidarı elde tutmanın en konforlu yolu, kutsalları siyasetin merkezine devşirmek olmuştur. İmam Gazâlî’nin asırlar önce isabetle belirttiği gibi; "Yöneticiler dini kendi çıkarları için kullandıklarında, zarar önce dine sonra topluma dokunur." Din, aşkın ve kutsal olanın alanı olmaktan çıkarılıp bir yönetim enstrümanı hâline getirildiğinde, adalet de inanç da aynı anda çürümeye başlar. İbn Rüşd, bu tehlikenin en sinsisini şu sözlerle tasvir eder: "Dindarlık görüntüsü altında yapılan zulüm, açık zulümden daha tehlikelidir." Çünkü bu örtü, halkın mukaddesat duygularını sömürerek zulmü meşrulaştırır. Nizamülmülk ise yöneticinin samimiyet testini adalete bağlar: "Adaletin olmadığı yerde yöneticinin dindarlık iddiası, halkın yarasını iyileştirmez."
Kutsalların sömürüsüne eşlik eden bir diğer güçlü araç ise korkudur. Niccolò Machiavelli’nin tespitiyle, hükümdarlar halkı yönetmek için korkuyu ve inancı hep bir arada kullanmışlardır. Hannah Arendt, bu taktiğin psikolojik zeminini şöyle özetler: "Bir halkı aldatmanın en kolay yolu, ona sürekli tehdit altında olduğunu söylemektir." Dışarıda yapay bir düşman, içeride ise sürekli pompalanan bir beka sorunu... Bertrand Russell’ın deyişiyle "vatan sevgisi", George Orwell’ın ifadesiyle "milliyetçilik", iktidarın elinde halkın dikkatini ekonomik çöküşten, yolsuzluktan ve gerçek sorunlardan uzaklaştıran sorgulanamaz bir silaha dönüştürülür.
Cehaletin Gücü ve Mukaddes Çöküş
İktidarların en çok beslendiği zemin, sorgulamayan kitlelerdir. İbn Haldun’un çarpıcı tespitiyle; "Halkın cehaleti üzerine kurulan iktidar güçlü görünür; fakat uzun ömürlü olmaz." Çünkü cehalet, rasyonel bir yönetim üretemez. Mâverdî’nin uyardığı gibi, yönetici kendini halkın emanetçisi olarak görmek yerine gücü kendi çıkarı için kullandığında, devletin tüm kurumları çöker.
İşte bu noktada antik felsefenin dehalarından Eflatun (Platon) devreye girer. Devlet adlı eserinde Platon, aristokrasinin ve liyakatin kaybolduğu, gücün zorbaların eline geçtiği tiranlık rejimlerini anlatırken adeta bugünü tarif eder. Platon’a göre tiranlar, önce kendilerini "halkın koruyucusu" gibi sunarlar, yapay savaşlar ve düşmanlar icat ederek halkın kendilerine muhtaç kalmasını sağlarlar. Platon’un meşhur sözü durumu özetler: "Bir devlette adaletten önce güç hakim olursa, o devlet batar."
Halk Ne Yapmalı? Taklitten Tahkike Geçiş
Peki, kitleler bu büyük illüzyon karşısında ne yapmalı? Muktedirlerin bu hipnotik oyununu bozmanın yolu nereden geçiyor? Cevap, İbn Rüşd’ün o sarsıcı uyarısında gizlidir: "Gerçeği araştırmak yerine otoriteyi taklit eden toplumlar, hatayı hakikat sanmaya başlar." Halkın yapması gereken ilk ve en önemli hamle, taklitçiliği bırakıp sorgulayıcı (tahkiki) akla geçmektir. Sunulan dogmaları, ekranlardan akıtılan korku senaryolarını, din ve vatan ambalajlı yolsuzlukları aklın süzgecinden geçirmelidir.
Adaleti En Üst Kriter Yapmak: Halk, yöneticilerin ibadet ritüellerine veya hamasi söylemlerine değil, icraatlarındaki adalet oranına bakmalıdır. İbn Haldun’un dediği gibi; "Devletin gücü adaletle ayakta kalır; adalet kaybolduğunda dinî söylemler onu uzun süre ayakta tutamaz." Adalet talep etmek, liyakat istemek en temel vatandaşlık görevidir.


Hukukun Üstünlüğünü Savunmak: İbn Haldun, bir toplumun çöküşünü yöneticilerin kendilerini kanunların ve ahlakın üzerinde görmesiyle başlatır. Toplum, hukukun herkese eşit uygulanması konusunda geri adım atmamalı, gücün tek bir merkezde kutsanmasına izin vermemelidir.
Korku Duvarını Aşmak: Tehdit ve beka söylemleriyle yaratılan sahte korku çemberi kırılmalıdır. Hakiki vatanseverlik, iktidarın hatalarını alkışlamak değil; ülkenin geleceğini karartan politikalara karşı ses çıkarabilmektir. Montesquieu, "Din ile devlet birleştiğinde, din kutsallığını; devlet ise adaletini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır" derken sistemin bu kırılgan doğasını özetlemektedir.


Entelektüel Sorumluluk ve Hakikatin Mutlak Zaferi
Nihayetinde, muktedirlerin kurduğu bu illüzyon çemberini kıracak olan asıl dinamik, Antonio Gramsci’nin ifadesiyle egemenlerin "kültürel hegemonyasına" karşı durabilen toplumun gerçek aydınlarıdır. Gerçek aydın, fildişi kulesinden slogan atan değil; epistemik bir cesaretle bilginin ranta ve güce alet edilmesine karşı çıkan, kitlelerin "organik" rehberidir. Julien Benda’nın tasviriyle "aydınların ihaneti" tuzağına düşmeyen; yani geçici siyasi ve maddi çıkarlar uğruna gerçeği eğip bükmeyen her entelektüel, bugün toplumu taklitçilikten kurtarıp bilimsel şüpheciliğe taşımakla mükelleftir.
Toplumun mutlak surette yönelmesi gereken yegâne pusula ise hamaset veya rasyonaliteden uzak dogmalar değil; eleştirel akıl, pozitif bilim ve evrensel hukuk normlarıdır. Çünkü sosyolojik bir gerçekliktir ki, diyalektik tarihin akışı statükoyu değil, değişimi besler. Sahte beka söylemleriyle tahkim edilen korku imparatorlukları, bilimin metodolojik şeffaflığı ve adaletin sarsılmaz mantığı karşısında yapısal olarak çökmeye mahkûmdur. İnsanlık bilmelidir ki; iktidarların yalanları ne kadar organize, cehaletin faturası ne kadar ağır olursa olsun, Francis Bacon’ın o zamansız dehasıyla haykırdığı nesnel doğa kanunu eninde sonunda hükmünü icra edecektir: "Bilgi, mutlak güçtür" ve hiçbir karanlık odak, aydınlanmış bir zihnin ürettiği hakikati sonsuza dek zindanda tutamaz.

Hoşçakalın dostça kalın. Sevgilerimle...

BEKİR BİKLİÇ’TEN ÖNEMLİ BİR TEKLİF: "BELEDİYE KARAKOLLARA YEMEK VERMELİ"

BAŞKAN CANDAROĞLU: CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN KATILACAĞI METRO AÇILIŞINA DAVET ETTİ

ARNAVUTKÖY’DE DENİZCİLİK VE KABOTAJ BAYRAMI COŞKUSU

VALİ DAVUT GÜL BAYRAMPAŞA’DA BİR DİZİ PROGRAMA KATILDI

ÖDEV EVLERİ’NDE YIL SONU COŞKUSU: GELECEĞİN YILDIZLARI SAHNEDE!

2. GELENEKSEL ESMEK ÖRGÜ FESTİVALİ RENKLİ GÖRÜNTÜLERE SAHNE OLDU

BAŞKAN DURSUN DOWN SENDROMLU BASKETBOL MİLLİ TAKIMIMIZLA BİR ARADA

SABRİ ŞENEL’DEN “TÜRK VE TÜRKÇE GİDERSE TÜRKİYE KALIR MI?”

TÜRK MİLLETİ İKTİDARDAN VE MUHALEFETTEN DAHA FAZLASINI İSTİYOR, DAHA FAZLASINI HAKKEDİYOR!..

BAYRAMPAŞA SPOR TESİSLERİ İÇİN YATIRIM PROTOKOLÜ İMZALANDI

GENÇLİK MERKEZLERİ TİYATRO GÜNLERİ BAŞLADI

TRABZON KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ DOKUZ GÜNLÜK MARATONUN ARDINDAN RENKLİ BİR FİNALLE SONA ERDİ

LGS SINAV ÖĞRENCİLERE İKRAMLAR BELEDİYESİ’NDEN

SULTANGAZİLİLER İÇİN KÜLTÜR GEZİLERİ BAŞLADI!

İSTANBUL’UN SESİ GAZETESİ 19. YILINI KUTLADI

YAPAY ZEKA PROJESİ İLK MEZUNLARINI VERDİ

BİSİKLET TURU VE MİLLÎ MAÇ HEYECANI YEŞİLAY’DA YAŞANDI

KIZILAY YILIN İLK 5 AYINDA 1,2 MİLYON ÜNİTE KAN BAĞIŞI ALDI

TUTUKLU BELEDİYE BAŞKANI HASAN MUTLU’DAN SABRİ AKPINAR PARKI TEPKİSİ

BAYRAMPAŞA’DA ÇIRAĞLAR YAKILDI, SEMAHLAR DÖNÜLDÜ: VAKIF ŞUBESİ AÇILDI!

İstanbul

21.06.2026

  • İMSAK 03:24
  • GÜNEŞ 05:25
  • ÖĞLE 13:11
  • İKİNDİ 17:11
  • AKŞAM 20:47
  • YATSI 22:38

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 34 24 5 5 47 77
2.FENERBAHÇE A.Ş. 34 21 2 11 40 74
3.TRABZONSPOR A.Ş. 34 20 5 9 22 69
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 34 17 8 9 19 60
5.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 34 16 9 9 23 57
6.GÖZTEPE A.Ş. 34 14 7 13 10 55
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 34 13 9 12 1 51
8.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 34 10 13 11 -6 41
9.TÜMOSAN KONYASPOR 34 10 14 10 -7 40
10.KOCAELİSPOR 34 9 15 10 -12 37
11.CORENDON ALANYASPOR 34 7 11 16 0 37
12.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 34 9 15 10 -15 37
13.KASIMPAŞA A.Ş. 34 8 15 11 -16 35
14.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 34 9 18 7 -11 34
15.İKAS EYÜPSPOR 34 8 17 9 -15 33
16.HESAP.COM ANTALYASPOR 34 8 18 8 -22 32
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 34 6 16 12 -35 30
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 34 8 20 6 -23 30