DR. KADİR ÇETİN


GÜÇ, EMPERYALİZMİN BEYNİ VE ORTA DOĞU’NUN BİTMEYEN HESABI

Kadir Çetin Yazısı


1970’li yılların başıydı. Ortaokul sıralarında okuyan çocuklardık. 

O yıllarda çıkan bazı dergilerin kapakları oldukça çarpıcı başlıklar taşırdı. Bunlardan biri de kapağında; 

“Emperyalizmin Beyni Siyonizmdir.” 

“Amerika Rusya Yahudiye Kukla ifadelerinin yer aldığı Yeniden Milli Mücadele dergisiydi.

Biz ise henüz dünyayı yeni tanımaya çalışan çocuklar olarak birbirimize şu soruları soruyorduk:

“Siyonizm diye bir ülke mi var?”

“Siyonizm diye bir millet mi var?”

Yıllar geçti, büyüdük. O gün anlamını bilmediğimiz kavramların, aslında dünya siyasetinin en sert tartışmalarından birine karşılık geldiğini zaman içinde öğrendik.

Siyonizm Nedir?

Siyonizm; 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ve Yahudilerin tarihsel olarak “Siyon” diye adlandırdıkları ve Arz-ı Mevud (Vaad Edilmiş Topraklar) olarak tanımladıkları Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurulmasını savunan siyasi ideolojinin adıdır. 

Avrupa’da yükselen antisemitizm ve güvenlik kaygıları, bu düşüncenin yayılmasına zemin hazırlar. Zaman içinde bu ideoloji yalnızca bir fikir akımı olmaktan çıkıp Orta Doğu’nun kaderini etkileyen güçlü bir siyasi harekete dönüşür.

İngiltere’nin himayesinde, ABD ve batılı ülkelerin desteği ile 1948’de İsrail Devleti’nin kurulmasıyla birlikte Siyonizm, uluslararası siyasetin belirleyici unsurlarından biri haline gelir. 

Bu gelişme 20 ve 21. yüzyılda, başta Filistin olmak üzere Lübnan, Suriye, Ürdün, Mısır, Irak ve bugün İran’ı içine alan geniş bir coğrafyada kalıcı bir gerilim hattı oluşturdu.

Güvenlik Politikaları ve Askeri Güç

İsrail’in kuruluşundan itibaren devlet politikası büyük ölçüde güvenlik merkezli bir anlayış üzerine inşa edildi. Bölgedeki düşmanlıklar ve savaşlar, bu yaklaşımın sürekli olarak güçlenmesine yol açtı.

Ancak bu güvenlik anlayışı çoğu zaman askeri müdahaleleri, sert operasyonları ve bölgesel gerilimleri de beraberinde getirdi. Güvenlik arayışı ile güç kullanımı arasındaki bu ilişki günümüzde Orta Doğu siyasetinin en tartışmalı başlıklarından biri olmaya devam ediyor.

Arz-ı Mevud Tartışmaları ve Bölgesel Gerilim

Bugün Orta Doğu’daki tabloya bakıldığında, sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan İsrail’in, “Arz-ı Mevud” olarak adlandırılan Nil’den Fırat’a uzanan vaat edilmiş topraklar söylemini de sık sık gündeme getirdiği görülmektedir.

Bu kavram bazı çevreler tarafından tarihsel ve dini referanslarla açıklanırken, İsrail’in takip ettiği politika, esasında bunu siyasi bir genişleme ideolojisi olarak ortaya koymaktadır.

Geçtiğimiz yıllarda Gazze ve Batı Şeria’da İsrail’in saldırıları sonucu çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 70 binin üzerinde Filistinlinin katledilmesi, bölgeden zorunlu göçler ve komşu ülkelerdeki (Lübnan, Suriye, Mısır, Irak, İran) hedeflere yönelik saldırılar, Orta Doğu’daki dengeleri sürekli sarsan gelişmeler olarak hafızalara kazınmış ve kazınmaktadır.

Kutsal Metinler ve Siyasi Yorumlar

Bölgedeki savaşın temel motivasyonu tartışmasız dini referanslardır. Özellikle kutsal metinlerde geçen ifadelerin siyasi hedeflere dayanak olduğu katil Netenyahu ve üst düzey İsrail yetkililerinin kendi iç kamuoyuna verdikleri mesajlarında da görülmektedir.

Tevrat’ta İsrailoğullarının Tanrı tarafından “seçilmiş bir halk” olduğu şöyle ifade edilir. 

“Çünkü sen Tanrın RAB için kutsal bir halksın. Tanrın RAB seni yeryüzündeki bütün halklar arasından kendisine ait halk olmak üzere seçti.” Tesniye Kitabı 7:6 

Diğer milletler ve toplumların rolü ise şu cümlede ifade edilmiştir.

Yabancıların oğulları surlarını inşa edecek, kralları sana hizmet edecek.” Yeşaya Kitabı 60:10

Bu bağlamda Tevrat’ta, Yeremya kitabında geçen şu ifade de oldukça çarpıcıdır.

Bak, bugün seni uluslar ve krallıklar üzerine koydum; kökten söküp yıkman, yok edip yıkman; kurman ve dikmen için.(Yeremya 1:10) 

İsrailoğullarının seçilmişliği yanında diğer milletler ve toplumlara verilen rol, günümüzde İsrail’in bölgede hiçbir kaide kural tanımadan, savaş hukukunu hiçe sayarak okulları, hastaneleri bombalaması, kadın, çocuk demeden öldürmesinin dayanağı işte bu dini metinlere olan imandan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

Büyük Güçlerin Stratejik Hesapları

Orta Doğu’nun durumunu yalnızca bölgesel aktörlerle açıklamak eksik olacaktır. Uluslararası güç dengeleri de bu denklemde belirleyici rol oynamaktadır elbette.

Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail arasındaki stratejik ortaklık, Orta Doğu siyasetinin en güçlü ittifaklarından biri olarak görülmektedir. Aynı zamanda bölgenin yeraltı kaynaklarının cazibesi, Çin’in ekonomik yükselişi ve küresel güç rekabeti de bölgenin jeopolitik önemini daha da artırmaktadır.

Güç Barış Getirir mi?

Bugün Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den İran’a uzanan gerilim hattı bize önemli bir gerçeği gösteriyor. 

Askeri güç ve sert güvenlik politikaları kısa vadede sonuç üretse bile, uzun vadede yeni çatışma alanları doğurabiliyor. Güç dengelerine dayalı siyaset çoğu zaman kalıcı barıştan çok sürekli bir kriz ortamını besleyebiliyor.

Yeniden Sorulması Gereken Sorular

Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, çocukluk yıllarındaki o saf soruların ruhuna uygun doğru soruları yeniden hatırlamaktır: Çünkü doğru sorular sorulmadan doğru cevaplara ulaşmak mümkün değildir.

“Siyonizm nedir?”

“Bu çatışmalar neden yaşanıyor?”

“ABD-İsrail’in, Iran’a saldırıları ile başlayan savaşın günlük maliyetinin bir milyar Dolar olduğu ve insanı yaşatmak için değil öldürmek için bu masrafın yapıldığı hangi aklın ve vicdanın eseridir?” 

“Osmanlının bölgede asırlarca barış ortamını sağladığı idari mekanizmanın şifresi neydi? 

“Daha adil ve barışçıl bir düzen mümkün mü?”

 “Gerek dini gerekse ekonomik motivasyonla Dünya hakimiyeti peşinde koşan ihtiraslı güç sahiplerinin kararı ile okuldaki çocukların ABD-İsrail bombaları ile hayattan koparılmasının hesabı sorulmayacak mı?”

“Bundan 50 küsur yıl önce bugün yaşanan sorunların teşhisinde feraset sahibi bu insanların sorunu teşhis ve çözüm yöntemlerine hayran olmamak mümkün mü?”

Ve belki de asıl soru şudur:

“Dünya gerçekten güçle mi yönetilecek, yoksa adaletle mi?”

GÖNÜL SOFRALARININ 10.’SU ESKİ CUMA ŞEHRİNDE

İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ BAYRAMPAŞA’DA TÖRENLE KUTLANDI

UMUT ÖZTÜRK’ÜN DUYGU YÜKLÜ SÖYLEŞİSİ BAYRAMPAŞALILARI AĞLATTI

RADYO PROGRAMCISI UMUT ÖZTÜRK BAYRAMPAŞALILARLA BULUŞUYOR

BAYRAMPAŞA BELEDİYESİ EMEKÇİLERİNDEN SERT TEPKİ: "BU HAKSIZLIK KABUL EDİLEMEZ!"

BAYRAMPAŞA SİYASETİNDE MART HAREKETİ CHP’DEN İSTİFALAR

EMEKLİLER LOKALİ’NDE “YAŞ ALAN KADINLAR, GÜÇLÜ HİKÂYELER” SEMİNERİ

RAMAZAN’DA SEVİLEN İSİMLER SULTANGAZİLİLERLE

TÜRK KIZILAY, HUZUREVİ SAKİNLERİYLE İFTARDA BULUŞTU

ÇOCUKLARDA FARKINDA OLMADAN OLUŞAN RİSK

BAYRAMPAŞA’DA 8 MART’TA KADINLARA KARANFİL DAĞITILDI

MİNİK KALPLER İFTAR SOFRASINDA BULUŞTU

BAYMÜDER İFTARINDA SEKTÖR TEMSİLCİLERİ VE YEREL YÖNETİM BULUŞTU

BAYRAMPAŞA’DAN BALKANLAR’A KARDEŞLİK İFTARLARI

KADIN SÜRÜCÜLER İSTANBUL PARK'TA BULUŞTU

“KİMYADA BİRLİK ZAMANI” İFTARDA PEKİŞTİ

HASAN MUTLU’DAN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ MESAJI

8 MART KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

EYÜPSULTAN’DA SEMA GÖSTERİSİ BÜYÜLEDİ

ARI SÜTÜ, PROPOLİS VE POLEN ÜRETİMİ KADIN ARICILARIMIZIN ELLERİNDE DEĞERLENECEK

İstanbul

14.03.2026

  • İMSAK 05:47
  • GÜNEŞ 07:11
  • ÖĞLE 13:18
  • İKİNDİ 16:37
  • AKŞAM 19:16
  • YATSI 20:35

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 25 19 2 4 41 61
2.FENERBAHÇE A.Ş. 25 16 0 9 32 57
3.TRABZONSPOR A.Ş. 25 16 3 6 22 54
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 25 13 5 7 15 46
5.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 25 12 7 6 17 42
6.GÖZTEPE A.Ş. 25 11 5 9 10 42
7.KOCAELİSPOR 25 9 10 6 -3 33
8.SAMSUNSPOR A.Ş. 25 7 7 11 -3 32
9.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 25 7 9 9 -3 30
10.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 25 7 9 9 -10 30
11.CORENDON ALANYASPOR 25 5 8 12 -4 27
12.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 25 6 12 7 -6 25
13.TÜMOSAN KONYASPOR 25 5 11 9 -10 24
14.HESAP.COM ANTALYASPOR 25 6 13 6 -15 24
15.İKAS EYÜPSPOR 25 5 13 7 -17 22
16.KASIMPAŞA A.Ş. 25 4 12 9 -15 21
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 25 3 11 11 -27 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 25 3 17 5 -24 14