Reklam
Reklam
Reklam

DR. KADİR ÇETİN

DR. KADİR ÇETİN


GEÇTİĞİMİZ 25 YILIN HESABINI RAKAMLAR VERİYOR

Kadir Çetin Yazısı


Dün AKP, kuruluşunun 25. yılını görkemli bir törenle kutladı. Milletin önemli bir bölümünün geçim sıkıntısı altında ezildiği, emeklinin açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiği, gençlerin gelecek kaygısıyla boğuştuğu bir ülkede; gökyüzüne yansıtılan dron gösterileri, sahne şovları ve havaya savrulan paralar elbette tartışılabilir.

Ama asıl tartışılması gereken başka bir şey var: 25 yılda bu ülkenin nereye geldiği!

Bir ülkenin gelişmişlik ve refah düzeyini anlamanın yollarından biri de hastane ve hapishane verilerine bakmaktır. 

Sağlık sisteminin fotoğrafını başka bir yazıya bırakalım. Orada da iç açıcı bir tablo yok. “Giderlerse gitsinler” denilerek yurt dışına gitmek zorunda kalan hekimler, tıklım tıklım hastaneler ve ekonomik nedenlerle sağlıklı beslenemeyen milyonlar…

Bugün biz hapishanelerin rakamlarına bakalım.

Rakamların Dili: Cezaevleri Taşıyor

Geçtiğimiz günlerde bir internet gazetesinin başlığı dikkatimi çekti:

“Türkiye’de son 6 ayda 50 bin kişi hapse girdi.” (1)

Bu başlığı okuyunca uzun yıllar görev yaptığım Millî Eğitim Bakanlığı geldi aklıma.

İnsan ister istemez soruyor: Bu kadar insan neden suç işliyor?

Merak ettim ve cezaevi verilerine baktım. Baktığımda ise insanın içini daraltan bir tabloyla karşılaştım.

Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 403 cezaevi var ve toplam kapasitesi 299 bin 42 kişi. Buna karşılık tutuklu ve hükümlü sayısı 433.520 kişi (Aşağı yukarı aynı nüfusa sahip F.Almanya’da tutuklu ve hükümlü sayısı 60 bin civarında)

Aradaki fark tam 134 bin 478 kişi!

Yani cezaevlerinde kapasitenin üzerinde 134.478 kişi bulunuyor.

Soruyorum: Bu insanlar nerede kalıyor? Nerede yatıyor? Hangi koşullarda tutuluyor?

Dahası var. Son altı ayda tutuklu ve hükümlü sayısının yaklaşık 50 bin kişi artması, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir durumdur.

Bu, sıradan bir istatistik değildir. Bu rakamlar, toplumsal hayatın alarm verdiğini gösteriyor.

Haftada 5 Bin Uyuşturucu Satıcısı!

Bu tabloya bakarken önceki İçişleri Bakanlarımızdan Sayın Süleyman Soylu’nun bir açıklamasını hatırladım:

“Haftada ortalama 5 bin uyuşturucu satıcısını veya imalat yapanı yakalıyoruz.”

Bu cümleyi bir kenara not edelim.

Bir tarafta cezaevlerinin kapasitesini aşan yüz binlerce insan… Diğer tarafta haftada binlerce uyuşturucu satıcısı ve imalatçısının yakalandığını söyleyen bir devlet yetkilisi…

Sonra dönüp kendimize şu soruyu soralım: Biz nasıl bir ortamda yaşıyoruz?

Sokakta Adalet Arayan Bir Toplum

Yaklaşık bir yıl önce kaleme aldığım “Şiddet Olayları Artarak Devam Ediyor!!!” başlıklı yazımda bazı tespitlerde bulunmuştum.

Şunları ifade etmiştim:

  1. Adalet mekanizması sağlıklı çalışmıyor. Adalet gecikiyor. Adaletin geciktiği yerde vatandaş, hakkını sokakta ve kimi zaman şiddet yoluyla aramaya yöneliyor.

  2. Sınır güvenliğinde yaşanan zafiyetler; insan, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı açısından Türkiye’yi cazip bir alan hâline getiriyor.

  3. Vatandaşın devlete olan güveni sarsılıyor.

  4. Büyük şehirlerin bazı mahallelerinde gettolaşma, sokaklarda ise organize suç örgütlerinin görünürlüğü artıyor.

Bunların tamamı bir gerçeğe işaret ediyor: Türkiye ciddi bir güvenlik ve toplumsal çözülme sorunuyla karşı karşıyadır.

Sorun Sadece Cezaevi Değil, Sistemin Kendisidir

Peki neden?

Bir yıl önce şu soruları sormuştuk: 

  • Ekonomik kriz sokaklara şiddet olarak mı yansıyor?

  • Gençler televizyon dizilerindeki mafya karakterlerini rol model mi alıyor?

  • Ceza infaz düzenlemeleriyle hapisten çıkan bazı mafya liderlerinin siyasilerle yan yana görüntü vermesi, toplumda mafyayı ve organize suçu meşrulaştırıyor mu?

  • TikTok, X, YouTube gibi sosyal medya platformları bu süreçte nasıl bir rol oynuyor?

  • Devletin ve kurumların denetim boşluğunu, sokak kabadayıları mı dolduruyor?

Bu soruların cevabını elbette yetkililer vermek zorundadır. Çünkü suç ve suçlu sayısındaki artış, yalnızca Adalet Bakanlığının değil, devletin bütün kurumlarının meselesidir.

Çözüm Daha Fazla Cezaevi Mi?

2026 yılı için 9 yeni cezaevi yapılacağı açıklanmıştı.

Peki soruyorum: Daha fazla cezaevi yapmak, daha az suçlu yetişmesini sağlayacak mı?

Elbette hayır. Cezaevi, suçun sonucuyla ilgilenir.

Asıl yapılması gereken, suçun nedenlerini ortadan kaldırmaktır.

Bugün daha fazla cezaevi yapmakla övünmek yerine, yarın daha az cezaevine ihtiyaç duyacağımız bir toplum inşa etmenin yollarını aramalıyız.

Çünkü cezaevlerinin sayısını artırmak bir başarı göstergesi değildir. Tam tersine… Bir toplumda cezaevleri doluyorsa, önce toplumun neden bu hâle geldiğini sorgulamak gerekir.

Suçun Kaynağına İnmeden Sonuç Alınamaz

Suçun tek bir nedeni yoktur.

Adalet sistemi, işsizlik, yoksulluk, aile yapısındaki bozulmalar, alkol ve madde bağımlılığı, sosyal çevre, kültürel yapı ve elbette eğitim…

Bunların tamamı birlikte değerlendirilmelidir.

Peki; 

  • Üniversitelerin sosyoloji ve psikoloji bölümleri ne yapıyor?

  • Devletin ilgili kurumları ne yapıyor?

  • Sivil toplum kuruluşları ne yapıyor?

  • Bu kadar insan neden suça sürükleniyor?

  • Neden gençler suçtan uzak tutulamıyor?

  • Neden suçun kaynağına inmek yerine, suç işlendikten sonra müdahale etmekle yetiniyoruz?

  • Bunların bilimsel olarak araştırılması ve sonuçlarının kamu politikalarına dönüştürülmesi gerekmiyor mu?

Millî Eğitim Bu Tablonun Neresinde?

İşte burada Millî Eğitim Bakanlığı devreye giriyor.

Çünkü eğitim yalnızca çocuklara matematik, Türkçe, fen veya tarih öğretmek değildir.

1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nda eğitimin amacı; bireyin beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı biçimde gelişmesini sağlamaktır.

Dolayısıyla eğitim sisteminin ürettiği insan modeli, toplumsal hayatın geleceğini doğrudan belirler.

Toplumsal kurallara, ahlaki değerlere ve hukuka saygılı bireylerin yetiştirilmesi; suçla mücadelede en önemli koruyucu politikalardan biridir.

Fakat bugün Millî Eğitim Bakanlığının gündemine baktığımızda, toplumsal suç ve şiddet meselesinin köklerine inmekten çok, eğitim sisteminin yapısal düzenlemeleriyle uğraşıldığını görüyoruz.

13 yıl önce yeterli araştırma yapılmadan ve eğitim paydaşlarının görüşleri yeterince alınmadan uygulamaya konulan 4+4+4 sistemi bugün yeniden tartışılıyor.

Şimdi de 5+3+3 gibi modeller üzerinden “eskiye dönelim mi?” tartışmaları yapılıyor.

Oysa mesele zarf değil, mazruftur. Mesele kaç yıl ilkokul, kaç yıl ortaokul, kaç yıl lise okunduğu değildir.

Asıl mesele: Busistemden nasıl bir insan çıkıyor?

Birisinin Çıktısı, Diğerinin Girdisidir

Toplumsal sorunlara kurumların duvarlarını birbirinden ayırarak bakamayız.

Millî Eğitim Bakanlığı topluma insan yetiştiriyor. Adalet Bakanlığı ise bu insanların suç işleyenleriyle ilgileniyor. Başka bir ifadeyle: Bir bakanlığın çıktısı, diğer bakanlığın girdisidir.

O hâlde Millî Eğitim Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı başta olmak üzere devletin ilgili bütün kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları birlikte çalışmak zorundadır.

Çünkü suç işlendikten sonra ceza vermek, sorunu çözmenin yalnızca son aşamasıdır. Asıl başarı, insanı suça sürükleyen şartları ortadan kaldırabilmektir.

25 Yılın Sonucuna Rakamlarla Bakalım

AKP'nin 25. kuruluş yıl dönümünde meydanlarda, sahnelerde ve ekranlarda büyük bir kutlama yapılabilir.

Dron gösterileri yapılabilir. Sahneler kurulabilir. Milyonlar harcanabilir. Konuşmalar yapılabilir.

Ama bütün bunların ötesinde, ülkenin gerçek fotoğrafını görmek için yukarıdaki rakamlara bakmak ve buna göre politika geliştirmek sorumluların görevidir.

Cezaevleriyle ilgili rakamlar alkış istemiyor. Bu rakamlar hesap vermeyi gerektiriyor. Çünkü mesele yalnızca kaç kişinin cezaevinde olduğu değildir.

Mesele, neden bu kadar insanın cezaevine girdiğidir. Ve daha önemlisi: Yarın kaç kişinin daha cezaevine girmesini engelleyebileceğimizdir.

Sonuç ve Değerlendirme

Toplumsal kalkınmanın temel unsurlarından biri eğitimdir.

Eğitimin amacı suç işleyen insan yetiştirmek değil, suça bulaşmayan, hukuka ve toplumsal değerlere saygılı, düşünen, sorgulayabilen, sorumluluk sahibi insanlar yetiştirmektir.

Bu nedenle iktidarı ve Millî Eğitim Bakanlığını, eğitim sisteminin şekliyle değil, çıktısıyla ilgilenmeye çağırıyoruz.

Daha fazla cezaevi yapmakla övünmek yerine, daha az cezaevine ihtiyaç duyacağımız bir Türkiye inşa edilmelidir.

Çünkü devletin gerçek başarısı; kaç suçluyu yakaladığıyla değil, kaç insanın suç işlemesini engellediğiyle ölçülür.

Bugün yapılması gereken bellidir: Sorunun sonucuyla değil, kaynağıyla mücadele etmek.

İktidarı ve Millî Eğitim Bakanlığını, başta 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nda belirtilen temel ilkeler olmak üzere, eğitimin gerçek amacı doğrultusunda görevini yapmaya ve kaliteli insan yetiştirmeye davet ediyoruz.

Çünkü 25 yılın hesabını en güzel törenler değil, rakamlar verir.

Ve rakamlar bugün hiç de alkışlanacak bir tablo göstermiyor.

Kaynaklar:

Kaynakça: 

(1)https://gazeteoksijen.com/turkiye/turkiyede-son-6-ayda-50-bin-kisi-hapse-girdi-235573

(2) https://www.adalet.gov.tr/

 

Naci Yılmaz
15.08.2026 11:32:41
Bu Güzel Tesbitler İÇİN Teşekkür ediyorum Kadir Hocam Niğdeden SELAMLAR.

hasan akçay
15.08.2026 12:44:05
Teşekkürler. Elinize, aklınıza sağlık.

Mustafa Demir
15.08.2026 17:43:57
Yaraya parmak basmak buna denir. Bu güzel tespitler için çok teşekkür ederim. Kaleminize ve gönlünüze sağlık...

Derviş Doğan
15.08.2026 18:42:46
Sayenizde, bu konu ile ilgili bilgi sahibi olduk. Çok teşekkür ediyorum.

Cahit Gumus
16.08.2026 10:45:45
Önce sizi bu güzel yazınızdan dolayı tebrik ediyorum. Çok güzel tespitler, hepsinin altına imzamı atıyorum. Tek adam sistemi Türkiye’mize uygun değil yine eski parlementer sisteme dönmek bana daha uygun geliyor. Seçilen milletvekilleri bir meslek sahibi gibi davranmamalı milletvekili bir meslek değildir bizler adına memleketi dürüst yönetmek memleketi ileri götürmektir insanların da yaşam kalitesini artırmaktır kendi yaşamlarını artırmak değildir. Zaten memleket kalınırsa milletvekili dahil hepimiz bundan yarar görürüz. Bir türlü bunu göremiyorlar milletvekili oldun köşeyi döndün olmaz bu gibi görüntüler insanı yaşları kötü yollara sevk ediyor küt örnek bulunuyor lütfen buna dikkat etmeliler. Siz zaten gereğini yazmışsınız bana daha fazla gerek yok yazmama. Tekrar sizleri seviyor Allaha emanet ediyorum inşallah her şey güzel olur memleketimizde kurtulur.

RECEP YÜKSEL
16.08.2026 18:32:11
Kıymetli Kadir bey, hemen her yazınızda olduğu gibi, bu makalenizde de, ülkemizin temel sorunlarından olan, suç işleyenlerin her geçen gün artması, cezaevlerinin kapasitesinin çok üstünde hükümlü ve tutulunun bulunması gerçeğini gündeme getirmekte ve öncelikle bu önemli konuda yetkililerin dikkatini çekmektesiniz. Bu önemli konuyu, sayılarla gündeme getirdiğiniz için size teşekkür ediyorum. Elinize, yüreğinize sağlık. Esasen, sorunu rakkamlarla ortaya koymakla kalmayıp, sorunun çözümünü de çok net bir şekilde ifade ediyorsunuz. Burası benim için çok dikkat çekici, bana göre yazınızın özeti ve adeta ana fikri; "Bugün daha fazla cezaevi yapmakla övünmek yerine, yarın daha az cezaevine ihtiyaç duyacağımız bir toplum inşa etmenin yollarını aramalıyız." Tekrar teşekkür ediyor, başarılar diliyorum. Selamlar... Recep Yüksel

Reklam
SİYASETİN AYNASI VE BİR UYARI: AHMET DAVUTOĞLU VAKASI

SİYASETİN AYNASI VE BİR UYARI: AHMET DAVUTOĞLU VAKASI

FOTOĞRAF ÇEKİMİ İHALE SORUŞTURMASINDA ÇELİŞKİLER YUMAĞI

TÜRKİYE’DE EĞİTİM ÇIKMAZLARI

İBB SPOR KULÜBÜ’NDEN AKDENİZ OYUNLARI’NDA MADALYA YAĞMURU 8’i ALTIN, 16 MADALYA

KAYSERİ’DE TARİHTEN SANATA, MÜZİKTEN LEZZETE 9 GÜNLÜK ŞÖLEN

SİVAS KONGRESİ’NİN 107. YIL DÖNÜMÜ BEYLİKDÜZÜ’NDE KUTLANDI

İHMAL VE İSTİSMARA KARŞI 75 BİN 500 KEZ DESTEK

ÇANAKKALE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NDE YEDİNCİ GÜN: TARİH, SANAT VE KÜLTÜR

Burak Türkkan: “Belediye Başkanı Hasan Mutlu ve yol arkadaşlarına sahip çıkılmalı”

CHP’li üyeler oylamaya katılmadı: Üsküdar’da başkanvekili seçimi ertelendi

İDDİANAMEDE "KAÇAK KAFE" MERCEK ALTINDA:

YENİ EĞİTİM YILI AÇILIRKEN: ÇOCUKLARIMIZ OKULDA GÜVENDE Mİ?

Bayrampaşa Müftüsü Recep Eren Hakkari il Müftülüğüne Atandı.

İSLAM DÜŞÜNCESİNDE AKIL, İNANIŞ VE YÖNTEM

Bayrampaşa Zabıtalarının Boğaz Sefası

Eyüpsultan’a Tramvay Geliyor, Altyapı Yenileniyor

Sultangazi’de Kentsel Dönüşüm Hızla Sürüyor

Elim Sırrı Tarcan Spor Ve Yaşam Kompleksi, Törenle Hizmete Açıldı

TÜKİD, Sorunları Ve Çözüm Önerileri İçin Çalıştay Düzenledi

Festivalle Birlikte Çocuk Ve Gençleri Çanakkale Denizinde Buluşturdu

Reklam

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 4 3 0 1 6 10
2.BEŞİKTAŞ A.Ş. 4 3 1 0 5 9
3.KOCAELİSPOR 4 3 1 0 2 9
4.TRABZONSPOR A.Ş. 4 2 1 1 5 7
5.AMED SPORTİF FAALİYETLER 4 2 1 1 2 7
6.GENÇLERBİRLİĞİ 4 2 1 1 -3 7
7.FENERBAHÇE A.Ş. 4 2 2 0 2 6
8.KASIMPAŞA A.Ş. 4 1 0 3 1 6
9.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 3 2 1 0 0 6
10.İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK 4 1 2 1 0 4
11.CORENDON ALANYASPOR 3 1 1 1 0 4
12.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 3 1 1 1 0 4
13.SAMSUNSPOR A.Ş. 4 1 2 1 -1 4
14.ARCA ÇORUM FK 4 1 2 1 -2 4
15.ERZURUMSPOR FK 4 1 2 1 -6 4
16.EYÜPSPOR 4 1 3 0 -4 3
17.GÖZTEPE A.Ş. 3 0 2 1 -2 1
18.TÜMOSAN KONYASPOR 4 0 4 0 -5 0