Reklam
Reklam

MEHMET CEYLAN

ÇÖKÜŞ VE ÇÜRÜMÜŞLÜK, SONUÇ TEHLİKE

Dünyanın en zengin ülkesi veya en varlıklı bireyleri olsak dahi, bu çürümüşlük sürdüğü sürece "millet" olma vasfımızı kaybederiz.


Son günlerde yaşananlar, ülkede baş gösteren çürümüşlüğün ve çöküntünün açık bir kanıtı olarak karşımıza çıkıyor. Birkaç kez bu konuyu yazılarımla dile getirmeye çalışmıştım. Toplumsal değerler, ahlaki ilkeler ve adalet duygusu zayıfladıkça, bu çürümüşlük ve çöküntü daha da gün yüzüne çıkıyor.

Gün geçmiyor ki her sabah yeni bir operasyon haberiyle uyanmayalım. Belediye operasyonlarının siyasi saiklerle yapıldığı net bir şekilde ortada; bunu bir kenara koyalım. Yasa dışı bahis, kumar, uyuşturucu, fuhuş, çeşitli dolandırıcılıklar, şike ve benzeri derken en son AK Parti içinde önemli görevler üstlenmiş kişilerin adının karıştığı fon krizi patlak verdi.

Tabii AK Parti iktidarının yaptığı ilk operasyonlar bunlar değildi. 2002 yılında iktidara geldikten sonra ilk icraat olarak mafyaya karşı ciddi adımlar attılar ve mafya büyük ölçüde sokaklardan temizlendi. Fakat geldiğimiz noktada, ne yazık ki "yeni nesil" mafya oluşumlarıyla karşı karşıyayız.

  • 2007–2012 yılları arasında Balyoz ve Ergenekon davaları adı altında Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde operasyonlar yapıldı. Türk ordusunun Genelkurmay Başkanı, suç örgütü yöneticisi iddiasıyla yaklaşık iki yıl cezaevinde yattı.
  • 2013–2016 yılları arasında 17-25 Aralık Soruşturmaları, Kozmik Oda, yasa dışı dinleme operasyonları, finans ve medya ayakları, Tahşiyeciler ve Kumpas davaları yaşandı.
  • 2015–2016 yıllarında PKK mensuplarının bazı il ve ilçe merkezlerinde kazdığı hendeklerin kapatılması, barikatların kaldırılması ve devlet otoritesinin yeniden tesisi amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından meskûn mahal operasyonları yürütüldü.
  • 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Mülki İdare ve Bürokrasi Soruşturmaları, Yargı Operasyonları, ByLock/Eagle ve Ankesörlü Telefon İncelemeleri; GATA, sınav soruları, askeri okul soruşturmaları ile "Gaybubet Evleri" operasyonları gerçekleştirildi.

Tüm bu yapılanlar ilk bakışta ülke açısından son derece faydalı adımlar olarak görülebilir ve öyledir de; zira devlete karşı yapılan saldırıların bertaraf edilmesi ve güvenliği bozan yapıların çökertilmesi gerekiyordu. Ancak bu operasyonlar sonrası boşaltılan alanlar, zamanla çürümüşlük ve çöküş için kolay nüfuz edilebilir zeminler haline geldi.

ÇİFTE STANDART VE ADALET KAYBI

2024 Yerel Seçimleri sonrası belediyelere yönelik uygulamalara bakıldığında benzer bir adaletsizlik göze çarpıyor. Elbette herkes sorgulansın, suçu olan hesabını versin; ancak bu süreç tek taraflı yürütülmemeli. İktidar belediyeleri hakkında sadece idari incelemeler yapılırken, muhalefet belediyelerine yönelik tutuklamalar gerçekleşiyor ve uzun tutukluluk süreçleriyle yargılamalar devam ediyor. İktidar belediyelerine rutin denetimler uygulanırken, muhalefet belediyeleri adeta çıkar amaçlı suç örgütü muamelesi görüyor.

Yine son yıllarda kumar, uyuşturucu, fuhuş, dolandırıcılık ve şike gibi suçlardan gözaltına alınan ya da tutuklanan kişilere baktığımızda, büyük çoğunluğunun 40 yaş altı —yani mevcut iktidar döneminde hayata atılmış— genç nesil olduğu görülüyor. Ülkede bomba etkisi yaratan son fon krizine adı karışanların yaş ortalaması da oldukça genç ve bu kişiler iktidara yakın, hatta iktidar bünyesinde görev almış isimler. Bütün bunlara bakınca insan "Bu ülke suç makinesi mi üretiyor?" diye düşünmekten kendini alamıyor.

Tüm bu tablonun temel sebebi; adalet adı altında yapılan eylemlerin hakiki adaletten uzak olmasıdır. Balyoz ve Ergenekon süreçlerinde askeriyeye yapılanlar; FETÖ/PDY operasyonlarında samimiyetle inanmış, yönlendirilmiş insanlar, yaşlılar, hamile veya lohusa kadınlar, emzikli bebekler etkilendi ancak işin siyasi ayağına dokunulmadı. Hatta bunu araştırma komisyonu teklifleri dahi bile bile reddedildi.

AK Parti, 2002 yılında iktidara geldiğinde eğitim, ekonomi ve adalet sacayağında adil davranmış olsaydı; siyasi sadakat yerine liyakate dayalı bir kadro yapısı kursaydı, bugün yaşadığımız sorunlar kuşkusuz en aza inmiş olurdu.

Dikkat çeken bir diğer husus ise tüm operasyonların iş işten geçtikten sonra yapılmasıdır. FETÖ/PDY sürecinde, hendek olaylarında ve bugün yürütülen uyuşturucu, fuhuş, dolandırıcılık veya fon operasyonlarında; sorunlar ancak kangrenleştikten sonra müdahale edildi. Oysa bu tür yapılanmalar ve eylemler, devlet aklı tarafından önceden tespit edilebilecek niteliktedir.

2015 Yıllarında yapılmıştı şimdi tekrar yapılıyor. Gazete ve televizyonlar kapatılıyor, el konuyor, gazeteciler tutuklanıyor. Halkın haber alma özgürlüğü olan gazeteler ve sorup sorması gereken gazeteciler susturulmaya çalışılıyor. Bir tarafta korku imparatorluğu oluştururken, diğer tarafta hürriyetten korkuluyor. 

 

KUTUPLAŞMA VE TOPLUMSAL YAPIDAKİ BOZULMA

Bu operasyonların ardından "dış güçler" ve "iç hainler" söylemi üzerinden toplum aşırı derecede kutuplaştırıldı. Hükümet, tabanını konsolide etmek uğruna içeride ötekileştiren ve kin üreten bir siyaset izledi. Bu kin ve kutuplaşma dili, bugün toplumun tüm katmanlarında hissedilir hale gelmiş durumdadır ve toplumsal dokumuz ve gelecekte siyasi yapılar için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.

12.06.2021 tarihinde yazdığım “AK Parti 3 Kasım 2002 Tarihinde Kaybetti” başlıklı yazımda şu ifadeleri kullanmıştım:

"19 yıllık iktidarında AK Parti’nin başarılı mı yoksa başarısız mı olduğuna bakmadan önce; kazanıp kazanmadığına bakmak gerekir. Aslında AK Parti, 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde %34,4 oy oranıyla 363 milletvekili çıkarıp meclisin %80'ine hâkim olduğu gün kaybetti.

'Adil Düzen' söylemiyle gelen ve seçim öncesinde adaletsiz seçim sisteminden şikâyet eden AK Parti yönetimi, 3 Kasım seçimlerindeki temsil adaletsizliğini görüp; 'Böyle bir adaletsizlik üzerine kurulan iktidarı istemiyoruz, seçim kanununu değiştirip yeniden seçime gidelim' diyebilseydi, işte asıl o gün kazanmış olacaktı.

Kurulan bir sistemde adalet yoksa, güç elinizde olsa bile ömrü uzun olmaz. Demek ki 'Adil düzen' diyerek geldikleri Milli Görüş gömleğini gerçekten de çıkarmışlardı. Gelinen noktada birçok adaletsizliğe imza atan AK Parti'nin bugün yaşadığı tüm sıkıntıların başlangıcı, o gün atılan bu adımlardır."

Sonuç

Geldiğimiz noktada derin bir çöküş ve çürümüşlük yaşamaktayız. Gelir adaletinin kaybolması, iktidara yakın çevrelerin zahmetsizce büyük servetler elde etmesi ve kısa sürede lüks bir yaşam sürmeye başlaması toplumdaki dengeyi ve adalet duygusunu derinden sarsmaktadır. Son fon krizi patlamadan önce genel ve yerel düzeyde iktidara yakın kişilerin hayat standartlarındaki anormallikleri görmek mümkündü. Bu son kriz, tabloyu net bir şekilde gözler önüne serdi. Artık iktidara yakın yazarlar, düşünürler, kamuoyunca bilinen isimler ve hatta cemaatler bile bu duruma ses yükseltmeye başladı.

AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu yükselen seslere kulak verir ve zaman kaybetmeden doğru tedbirleri alırsa toplum bir nebze nefes alabilir. Bir tarafta açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verenler, diğer tarafta tek bir öğün yemeğe neredeyse bir veya birden fazla asgari ücret harcayanlar olduğu sürece bu çöküş durdurulamaz. Bir tarafta hiçbir suçu olmadığı halde mahkeme kapılarında ve cezaevlerinde çile çekenler, diğer tarafta belgelenmiş suçlarına rağmen elini kolunu sallayarak gezenler olduğu sürece bu toplumsal yıkımdan kurtulamayız.

Kısacası, "Benden olan yaşasın, diğerleri ezilsin" anlayışı devam ettiği takdirde çürümüşlük ve çöküş hızlanacaktır. Bizim toplumsal ve ahlaki yapımız böyle bir yozlaşmayı kaldıramaz. Dünyanın en zengin ülkesi veya en varlıklı bireyleri olsak dahi, bu çürümüşlük sürdüğü sürece "millet" olma vasfımızı kaybederiz.

 

   

Reklam
ÇÜKÜŞ VE ÇÜRÜMÜŞLÜK, SONUÇ TEHLİKE

ÇÜKÜŞ VE ÇÜRÜMÜŞLÜK, SONUÇ TEHLİKE

İBB'DEN ENGELLİ BİREYLERE SPORLA REHABİLİTASYON DESTEĞİ: 87 BİN KİŞİYE ULAŞILDI

İBB BAŞKANVEKİLİ NURİ ASLAN: “İSTANBUL, BİR ARADA YAŞAMA İRADESİNİN ŞEHRİDİR”

TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ İZMİR’DE KÜLTÜR VE SANAT COŞKUSUYLA BAŞLADI

AK PARTİ İSTANBUL MİLLETVEKİLLERİ ÜÇ İLÇEDE SAHA ÇALIŞMASI GERÇEKLEŞTİRDİ

ALFA ÇOCUKLAR

SULTANGAZİ’DE ERZURUM HEYECANI

İNSAN ZİHNİNİN İKİ FARKLI BOYUTU: AKIL, BİLİM VE İMAN ARASINDAKİ SINIR HATLARI

“BAĞIMLILIK BİR AHLAK PROBLEMİ DEĞİL, BİR HASTALIK!”

TÜRKİYE’NİN SOMON İHRACATINDA HEDEFİ DÜNYA GENELİNDE İLK ÜÇE GİRMEK

BEYLİKDÜZÜ ULUSAL AFET TATBİKATINDA YERİNİ ALDI

SULTANGAZİ BELEDİYESİ SANAT AKADEMİLERİ GALA PROGRAMI

BAYRAMPAŞA’DA OKUL KANTİNLERİNE SIKI DENETİM

ÇETELER BÜYÜRKEN “DİNDAR NESİL” NEREDE?

“KENDİ İRADEMİ DE HALKIMIN İRADESİNİ DE ASLA SATMAM.” DİYEN HASAN MUTLU’NUN EŞİYİM.

121 ÜLKEDEN YAKLAŞIK 100 BİN ZİYARETÇİ FIRINCILIK VE PASTACILIK TEKNOLOJİLERİ İÇİN İSTANBUL’A GELDİ

ORTA ÇAĞ HRİSTİYAN VE İSLAM DÜNYASI’NDA FELSEFE-DİN İLİŞKİSİ

BAYRAMPAŞA BELEDİYESİ’NDEN LİSE SON SINIF ÖĞRENCİLERİNE YKS SEMİNERİ

YENİDEN REFAH PARTİSİ BAYRAMPAŞA İLÇE BAŞKANLIĞINDAN KAYMAKAMLIK ZİYARETİ

CHP İL YÖNETİMİNE TEPKİ HAYRETTİN ÖZBAKIR: "BİLGİM VE ONAYIM OLMAKSIZIN YAZILMIŞIM"

Yazıyı Sesli Oku
Reklam
Reklam
Reklam

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.AMED SPORTİF FAALİYETLER 9 6 1 2 10 20
2.GALATASARAY A.Ş. 8 6 1 1 6 19
3.FENERBAHÇE A.Ş. 8 5 2 1 16 16
4.TRABZONSPOR A.Ş. 8 5 2 1 13 16
5.KASIMPAŞA A.Ş. 9 4 1 4 4 16
6.BEŞİKTAŞ A.Ş. 8 5 3 0 6 15
7.KOCAELİSPOR 9 5 4 0 2 15
8.ERZURUMSPOR FK 9 4 3 2 -4 14
9.ARCA ÇORUM FK 9 4 4 1 3 13
10.GÖZTEPE A.Ş. 9 3 3 3 3 12
11.CORENDON ALANYASPOR 9 3 3 3 -2 12
12.İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK 8 3 3 2 0 11
13.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 8 3 4 1 -3 10
14.TÜMOSAN KONYASPOR 9 2 5 2 -3 8
15.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 9 2 5 2 -6 8
16.GENÇLERBİRLİĞİ 9 2 5 2 -11 8
17.SAMSUNSPOR A.Ş. 9 1 7 1 -13 4
18.EYÜPSPOR 9 1 8 0 -21 3