BÜYÜKLERİN ETRAFINI SARAN ZEHİRLİ BÖCEKLER
Siyami Boylu
İnsanlığın yeniden dirilişi büyük şahsiyetlerle mümkün olur. Büyük şahsiyetler ise yalnız ilim ve faziletle değil, doğru çevre ile ayakta kalırlar. Tarih boyunca nice büyük insanlar yetişmiş; fakat bir kısmı düşmanlarının darbeleriyle değil, etraflarını saran menfaat ehlinin sinsî tesiriyle zayıflamıştır.
Hakikatte büyük insanın en çetin imtihanı düşmanları değil, yakınında bulunan kimselerdir.
Düşman açıktan gelir, zararını gizlemez. Fakat sahte dost sessizce yaklaşır; hürmet görüntüsü altında nüfuz eder; nihayetinde hakikatin yerine menfaati yerleştirir.
İşte bu sebeple büyüklerin etrafını saran bu kimselere zehirli böcekler diyoruz. Çünkü onların zararı gürültülü değil, sinsi ve yıkıcıdır.
Bir ağacı balta bir günde keser; fakat kurt ağacı içten içe çürütür.
Büyük insanın etrafındaki fırsatçılar da böyledir.
Onlar çoğu zaman kendilerinde bir kıymet bulamazlar. Ne ilimleri vardır, ne görüşleri derindir, ne de insanlara faydalı bir hizmet ortaya koyabilirler. Fakat görünmek isterler, takdir edilmek isterler, büyük sayılmak isterler.
Bu arzunun kolay yolu büyüğe yaklaşmaktır.
Büyük insanın yanında görünmek büyüklük zannedilir.
Oysa:
Gölge büyüklük vermez.
Güneşin yanında duran parlamaz; yalnız görünür.
Bu kimseler önce saygı gösterirler, sonra yakınlaşırlar, sonra söz sahibi olmaya başlarlar. Bir müddet sonra büyük insanın adıyla konuşurlar.
Şöyle derler:
— Üstad böyle buyurdu
— Hocamız böyle istiyor
— Büyüklerimiz böyle emrediyor
Hakikat ise çoğu zaman bunların zıddıdır.
Böylece büyük insanın adı menfaatin perdesi haline gelir.
Fazilet sahipleri bu noktada bal küpü gibidir.
Menfaat ehli ise bal küpünün etrafındaki sineklerdir.
Sinek balı sevdiği için değil, baldan pay almak için gelir.
Balın kıymetini bilmez; fakat baldan faydalanmak ister.
Sonunda bal bozulur.
Sinekler balı yiyemez ama balı yenmez hale getirir.
İnsanlık tarihi bunun misalleriyle doludur.
Nice alimler, nice mürşitler, nice devlet adamları; kendi sözlerinden dolayı değil, etraflarında konuşan kimseler yüzünden suçlanmışlardır.
Bu yüzden eskiler şöyle demiştir:
"İnsanın kıymeti kadar çevresi olur."
Çevre bozulduğunda söz bozulur.
Söz bozulduğunda hakikat kaybolur.
Hakikat kaybolduğunda büyük insanın adı kalır, özü gider.
İşte en büyük felaket budur.
Büyük insan kendini koruyacaktır.
Kendisini istismar ettirmeyecektir.
Adını kullandırtmayacaktır.
Sözünü eğdirip büktürmeyecektir.
Herkese açık olmak fazilettir; fakat herkese teslim olmak zaafdır.
Merhamet fazilettir; fakat suistimal edilen merhamet hikmetsizliktir.
Büyük insanın kalbi yumuşak olabilir; fakat ölçüsü sağlam olmalıdır.
Çünkü büyük insan yalnız kendinden mesul değildir.
Onun sözü bir nesli etkiler.
Onun hali bir toplumu yönlendirir.
Onun adı bir hareketi temsil eder.
Bu yüzden büyük insanın yanlış dostları, yanlış düşmanlardan daha zararlıdır.
Düşman dışarıdan yıkar.
Yanlış dost içeriden çürütür.
Çürüme sessiz olur.
Fakat yıkım büyük olur.
Bir bina dıştan sağlam görünür; fakat temeli çürümüşse bir gün çöker.
Büyük hareketler de böyledir.
Dışarıdan değil, içeriden yıkılırlar.
En büyük tehlike dış düşman değil, iç bozulmadır.
Bir hareketin sonu düşmanla değil, menfaatle gelir.
Menfaatin girdiği yerde ihlas azalır.
İhlasın azaldığı yerde hakikat zayıflar.
Hakikatin zayıfladığı yerde hareket çöker.
Büyüğe yakın olan değil, doğru olan değerlidir.
Bir insanın büyüğe yakın olması onun değerli olduğunu göstermez.
Değer ölçüsü yakınlık değil, samimiyettir.
Değer ölçüsü isim değil, hizmettir.
Değer ölçüsü görünmek değil, olmaktır.
Bu sebeple büyüklerin etrafında bulunan herkes kendisini hesaba çekmelidir:
Ben hizmet için mi buradayım?
Yoksa görünmek için mi?
Hakikat için mi?
Yoksa menfaat için mi?
Büyük insanın etrafında bulunmak bir şeref değildir.
Büyük insanın yükünü taşımak şereftir.
Büyük insanın adıyla yükselmek kolaydır.
Büyük insanın davasıyla yürümek zordur.
İşte gerçek imtihan budur.
Büyüğe yük olan değil, yük alan değerlidir.
Büyüğün adıyla konuşan değil, büyüğün davası için çalışan değerlidir.
Büyüğün yanında görünen değil, büyüğün yolunda yürüyen değerlidir.
Bu hareket şunu bilir:
Sinek balı bozar.
Kurt ağacı çürütür.
Menfaat hareketi yıkar.
Bu yüzden büyüklerin etrafı temiz tutulacaktır.
İsimler değil ölçüler konuşacaktır.
Yakınlık değil liyakat esas olacaktır.
Söz değil amel değerli olacaktır.
Ve herkes şu hakikati bilecektir:
Büyükleri yıkan çoğu zaman düşmanları değil, etrafındaki zehirli böceklerdir.
Bu manifesto bir suçlama değildir.
Bir ikazdır.
Bir muhasebedir.
Bir temizlik çağrısıdır.
Bir diriliş davetidir.
Çünkü insanlık yeniden dirilecekse önce çevre temizlenecektir.
Çünkü hareket güçlenecekse önce ihlas kuvvetlenecektir.
Çünkü büyükler korunacaksa önce hakikat korunacaktır.
Ve biz Allah'a sığınırız:
İhlasın zayıflamasından…
Hakikatin eğrilmesinden…
Büyüklerin istismar edilmesinden…
Menfaatin dava yerine geçmesinden…
Ve inanırız ki:
Hak korunursa büyükler korunur.
Büyükler korunursa toplum korunur.
Toplum korunursa insanlık yeniden dirilir.









