İnsan, dünyaya geldiği günden beri bir şeylerin peşinde koşmaktadır. Kimi servet arar, kimi makam; kimi şöhret ister, kimi de güç sahibi olmanın hayalini kurar. Fakat tarih boyunca insanı gerçekten huzura ulaştıran şey ne malın çokluğu olmuş ne de makamın yüksekliği olmuştur. İnsan, ancak kalbini doyuran değerlere sahip olduğunda gerçek anlamda zengin olabilmiştir.
Bizim en büyük hazinemiz imanımız ve ahlaki değerlerimizdir. Çünkü iman, karanlık gecelerde yolumuzu aydınlatan bir kandil; ahlak ise insanı insan yapan en değerli cevherdir. İmanını kaybeden kişi yönünü kaybeder; ahlakını kaybeden ise kendisini kaybeder.
Bu sebeple her şeyden önce korumamız gereken değer, Allah’ın rızasını kazanma gayretidir. İnsanların övgüsü geçicidir, makamlar fanidir, servetler ise emanet. Fakat Allah’ın rızası için yapılan bir iyilik, sonsuzluk yolculuğunda insanın en kıymetli azığıdır.
Güç arıyorsak Allah bize yeter. Çünkü bütün kuvvet ve kudret O’nundur. İnsan bazen kendisini güçlü zanneder; malına, makamına ve çevresine güvenir. Oysa bir hastalık, bir musibet veya küçücük bir imtihan, insanın ne kadar aciz olduğunu göstermeye yeter. İşte o zaman anlarız ki gerçek dayanak yalnızca Allah’tır.
Rehber arıyorsak, bize Allah Resûlü Hz. Muhammed yeter. O’nun hayatı, insanlık için en güzel örneklerden biridir. Merhametiyle, adaletiyle, sabrıyla ve ahlakıyla insanlığa yol göstermiştir. İnsan ne zaman çıkmazda kalsa, O’nun hayatına baktığında bir çıkış yolu bulacaktır.
Hidayet ve nur arıyorsak Kur’an bize yeter. Çünkü Kur’an yalnızca okunmak için gönderilmiş bir kitap değil, yaşanmak için indirilmiş bir hayat rehberidir. Onun ayetlerinde insanın yaratılış sırrı, hayatın anlamı ve kurtuluşun yolu vardır.
İbret almak istiyorsak ölüm bize yeter. Her gün toprağa verilen insanlar, aslında yaşayanlara sessiz bir nasihattir. Mezarlıklar, dünyanın geçiciliğini anlatan en büyük öğretmenlerdir. Ölümü hatırlayan insan haksızlıktan uzaklaşır, kibirden sakınır ve zamanının kıymetini bilir.
Meşgul olmak istiyorsak ibadet bize yeter. Çünkü ibadet yalnızca belirli vakitlerde yapılan bir görev değil, insanın Rabbine yakınlaşma vesilesidir. Namaz gönlün huzuru, dua kalbin nefesi, zikir ruhun gıdasıdır.
Zengin olmak istiyorsak kanaat bize yeter. Nice servet sahipleri vardır ki huzursuzdur; nice mütevazı insanlar vardır ki gönülleri huzurla doludur. Gerçek zenginlik, sahip olduklarının farkına varabilmek ve şükredebilmektir. Kanaat eden insan, yokluk içinde bile huzur bulur; kanaatsiz insan ise servet içinde dahi fakirdir.
Bugün dünyanın en büyük problemi imkânsızlık değil, doyumsuzluktur. İnsan her şeye sahip olmak istiyor; fakat sahip olduklarının kıymetini bilmiyor. Kalpler boşaldıkça kasalar doluyor, vicdanlar zayıfladıkça hırslar büyüyor. Oysa insanın ihtiyacı olan şey daha fazla mala sahip olmak değil; daha fazla manaya sahip olmaktır.
İmanımız, ahlakımız, Allah’ın rızası, Peygamberimizin örnekliği, Kur’an’ın rehberliği, ölümün ibreti, ibadetin huzuru ve kanaatin zenginliği… Bunlar insana yetiyorsa dünya da yeter, ömür de yeter. Bunlar yetmiyorsa dünyanın bütün serveti toplansa yine yetmez.
Çünkü gönlünü Allah ile dolduramayan insanın boşluğunu hiçbir dünya nimeti dolduramaz.









