Dünyada yaşayan sekiz milyar insanın her biri, kendi zihin dünyasında farklı bir Allah (Tanrı) tasavvuruna, telakkisine ve muhayyilesine sahiptir. Dolayısıyla her bireyin inancı ve imanı, zihnindeki Allah (Tanrı) imgesine göre şekillenir.
İslam ve Hristiyanlıkta Tasavvur Farklılıkları İslam inancında bir yandan "Arş'a istiva eden", mülkün sahibi bir Melik gibi tasvir edilen ve yer yer antropomorfik (insan biçimci) yorumlara açık kapı bırakan bir "Aşkın Tanrı" tasavvuru varken; diğer yandan Kehf ve Kaf surelerinde işaret edildiği üzere, insana şah damarından daha yakın, benliğine fısıldayan "İçkin bir Rahman" telakkisi mevcuttur.
Hristiyanlıktaki Teslis (Baba-Oğul-Kutsal Ruh) inancı ise genellikle bir "üçleme" olarak eleştirilse de, Hristiyan teologlar Tanrı’nın özünün (tözünün/formunun) tek olduğunu, bu tek tözün üç farklı tezahürle göründüğünü savunarak monoteist bir duruş sergilerler. Bazı bilim insanlarına göre bu durum, İslam’daki "Esma-ül Hüsna" (99 İsim) kavramıyla benzerlik taşır. Nasıl ki İslam’da Rahman, Vedud ve Gaffar gibi farklı isimlerin özü tek bir Allah’a çıkıyorsa, Teslis'in de benzer bir mantıkla tek bir özü temsil ettiği iddia edilmektedir.
Felsefi Yaklaşımlar: Deizm ve Panteizm Allah (Tanrı)'nın vahiy göndermediğine inanan Deist ekollerde ise Allah (Tanrı); evrenin mutlak ruhu, mutlak nuru veya bilinci olarak kabul edilir. Bu yaklaşımın izlerini, Allah’ın göklerin ve yerin nuru olduğunu belirten Nur Suresi 35. ayetinde de görmek mümkündür. Öte yandan, evrenin bizzat kendisini veya bütünlüğünü ilahi kabul eden Panteist (metindeki ateist vurgusuna yönelik düzeltme) yaklaşımlar da mevcuttur.
Sonuç: Aşkın ve İçkin Olanın Sentezi Tarihsel süreçte, örneğin 7. yüzyıl Arap toplumunda daha çok gökyüzünde, Arş’ta konumlanan "Müteal" (Aşkın/Transandantal) bir Allah tasavvuru baskındı. Ancak Kur’an-ı Kerim, aynı zamanda insanın iç dünyasına hitap eden "İçkin" bir yaratıcı portresi de sunar. Merhum Zeki Coşkunsu’nun da ifade ettiği gibi; Tanrı’nın değişmeyen özüne (ıtlak) O’nun "Müteal" yönü; değişken olan isim ve sıfat tecellilerine ise O’nun "İçkin" yönü diyebiliriz. Bu ayrım, Mikrokozmos (insan) ile Makrokozmos (evren) arasındaki bağı açıklayan güçlü bir bilimsel ve teolojik temellendirmedir.
Şüphesiz, doğrusunu Allah bilir.










