Ekonomi probleminin çözümü, hayatın diğer pek çok alanında olduğu gibi, temelde ahlaki ve vicdani bir duruş meselesidir. Bu duruş, her şeyden önce toplumun önünde olanlar; toplumu idare eden ve ona yön verenlerle başlar. Eğer yöneticiler etik değerlerden uzaklaşırsa, toplumun geri kalanına söyleyecek sözleri kalmaz.
Bir yanda asgari ücretle veya az üstünde maaş alarak geçinmeye çalışan geniş bir kitle varken; diğer yanda imtiyazlı kişilere, "tüyü bitmemiş yetimin hakkı" olan kurumlardan fahiş maaşlar verilmesi veya bir kişinin birden fazla kurumdan huzur hakkı alması asla kabul edilemez. Bu duruma göz yuman, buna müsaade eden ve bu haksız kazancı kabul eden kim olursa olsun, vicdani sınırları aşmış ve büyük bir vebal altına girmiş demektir. Bu tablo yalnızca adaletsiz değil, aynı zamanda toplumsal huzuru bozacak bir infial sebebidir. Ülkenin öncelikle bu adaletsiz ve gayriahlaki durumdan arınması şarttır.
Ekonomik kalkınma için önce girişimciyi rahatlatacak adımlar atılmalı, ardından topyekûn bir seferberlik ilan edilmelidir. Ancak unutulmamalıdır ki; bu aziz millet, seferberliğe katılmadan önce liderlerinin bu sürece ne kadar dâhil olduğuna bakar. "Halkına telkin verip, salkımı kendisi götüren" bir yönetim anlayışıyla kronik sorunlar çözülemez.
BİR YÖNETİCİDE BULUNMASI GEREKEN TEMEL VASIFLAR
Adil ve ahlaki bir yönetim sergileyebilmesi için bir yöneticinin şu vasıflara sahip olması gerekir:
- Akl-ı Selim Sahibi Olmak: Allah’ın rızasını gözeten, kötülüklerden sakınan ve yönettiği toplumun haklarını her şeyin üstünde tutan bir sağduyuya sahip olmalıdır.
- Kabiliyet ve Liyakat: İdarecilik üstün bir beceri sanatıdır. Bu yeteneğe sahip olmayanlar, topluma zarar vermemek adına bu ağır sorumluluğa talip olmamalıdır.
- İlim ve Donanım: Bir yönetici; tarihi, sosyolojiyi, toplum psikolojisini ve çağın iktisadi yapısını çok iyi bilmelidir. Bilgi düzeyi yüksek bir lider, toplumun da bir "bilgi toplumu"na dönüşmesine vesile olur.
- Adalet: Adalet yönetimin temelidir. "Düşmanına dahi adaletle davranma" ilkesini benimsemeyenler, yöneticilik makamına layık değildir. Haklı olanın hakkı, kimliğine bakılmaksızın zalimden alınarak iade edilmelidir.
- Cesaret: Yönetici, sorumluluk almaktan ve risk altına girmekten çekinmemelidir. Ancak bu cesaret, ölçüsüz bir taşkınlıkla karıştırılmamalıdır.
- Basiret ve Feraset: İdareci, olayların perde arkasını görebilmeli, beden dilini ve saklı gerçekleri okuyabilmelidir. "Hele bir deneyelim, duruma göre bakarız" mantığıyla devlet yönetilemez.
- Dürüstlük ve Yüksek Ahlak: Niyeti ile dili, dili ile ameli bir olmayanlar toplum için felakettir. Ahlakı yozlaşmış bir lider, zamanla tüm toplumu bu dejenere yapıya alıştırır.
- Sabır ve Sebat: Zorluklar karşısında dayanıklı olmayan, kararsız kişilerin ağır yükleri taşıması mümkün değildir. Hak yolda istikrar, başarının anahtarıdır.
- Affetmek ve Hoşgörü: Şahsına yapılan hataları affedebilmek büyük bir erdemdir. Yönetici, gerektiğinde bağışlayıcı olmayı bilmelidir.
- İstişare (Danışma): Kararlar, konunun ehli olan kişilerle danışarak alınmalıdır. İstişare, hataları minimize eder ve ortak aklı devreye sokar.
- Şura (Denetim Heyeti): Yönetim, liyakat sahibi ve baskıdan uzak uzmanlardan oluşan bir heyet tarafından denetlenmeli; yapılan işler tarafsız bir "ekspertiz" süzgecinden geçirilmelidir.
Sonuç olarak; bu vasıfları taşıyan liderler, ahlak üzere karar veren, halkın haklarını koruyan ve topluma bereket getiren gerçek hizmetkârlardır.









