Bugün bir bayram hikayesi yazmak istedim. Acı ama bu bir bayram sabahı hikayesi.
Ramazan ayının bereketi ve manevi ikliminden çıkıp, Ramazan ayında oruç tutmanın mükafatı olarak Bayram coşkusu yaşıyorduk, bu yıl Pandemi dolayısıyla bu coşku sadece manevi havada kaldı.
Gerek Pandemi dolayısıyla gerek emperyalist zalimlerin zulümleri ile zor günler geçiriyoruz.
Bu zor günlerde özellikle müslümanlara büyük görev düşüyor. Her konuda olduğu gibi Pandemi mücadelesinde de örnek olmalı. Ama maalesef bu güne kadar bunu çok görmedik.
Gelelim Bayram sabahı hikayemize....
Sabah kalktık, Sabah namazını evde eda ettikten sonra Bayram namazı için yola çıktık. Yaklaşık 400 metrelik bir yolumuz var ev ileFatih Cami arasında.
İstanbul Fatih’te bulunan çağ açıp çağ kapatan Cihan padişahı Fatih Mehmet Sultan Han’ın emaneti olan Fatih Camiinden bahsediyoruz.
Bismillah dedik yola koyulduk. Pandemi yasakları içinde Bayram namazına müsade edildi. Müsade edildi ama kurallardan uzaklaşın denilmedi. Duyarlı olun denildi.
Yol üstünde ilk yol durağı İstanbul Fatih ilçesinin meşhur olan, ayrı bir havası ve insan tiplerinin olduğu İsmailağa cami oldu. Caminin kapısının önünde gruplar halinde insan var. Sakallı cübbeli konuştuğu zaman mangalda kül bırakmayan bu güruh ne sosyal mesafeyi uygular nede maskeye rivayet eder, çoğu maskesiz maske takanların da maskeleri çeneden yukarı çıkmaz.
Yola devam ediyoruz.
Bembeyaz cübbesi, uzun sakalı, sarığı var yanında da iki oğlu birlikte yürüyorlar ama maalesef maskeleri yok. Sanki sizin maskenize gerek yok Corona bize zarar vermez dercesine.
Allah Allah..... diyerek hayretler içinde yürüyoruz yolumuza.
Fatih cami tüm ihtişamıyla karşımızda duruyor. Duruyoruz bir öz çekim yapıyoruz. O caminin ihtişamı içimize manevi bir hava yüklüyor.
Caminin kapısına yaklaşıyoruz. Uzun bir kuyruk ve sosyal mesafe kaybolmuş bir kalabalık görüyoruz.
Acaba dedik belediye bir hizmet getirdi, camiye gelenlere Hes kodu sorgulaması mı yapıyor, cemaate güvenli ortam mı sağlanıyor diye düşünerek yol alıyoruz. Birde vatandaşların neredeyse günahına girecektik hizmet ayağınıza gelmiş bu sıkışıklığa ne gerek var diyecektik ki, birde ne görsek Hes kodu sorgulayıp güvenli bir şekilde bayram namazı kılınmasını sağlamak yerine tam kapı ağzına işkembeleri dolduracak kahvaltı arabası koymuş belediye...
Belediye hizmet veriyor, güvenle namaz kılmalarını sağlamak için Hes kodu sorgulamak yerine, insanların sağlığını hiçe sayan işkembe doldurma hizmeti veriyor.
Üç kişi yan yana zor geçen, iki kişi kahvaltılık almak için dursa yol kapanacak cami kapısının tam önüne böyle bir araba koymak hangi akıllı yöneticinin icrası çok merak ettik.
Cami içi dolu olduğu gibi bahçe bile dolu maşallah. Vatandaş dikkat ediyor saflar mesafeye uygun, cemaat hepsi maskeli.
Havada sabahın serinliği var dışarıda olanlar üşüme derecesinde, Belek’i mermer üstünde oturmak çok zor bacaklar donmak üzere ama İmam-Hatibin maşallahı var, Coronadan girdi Filistin Kudüs döktürüyor. Konular önemli anlatılması gerekir, Filistinliler yanında birde Uygur Türklerinden bahsediverseydi iyiydi ama neyse. İmam-Hatip coştukça coşuyor, mermer üstünde cemaat bacakları buz tutmasın diye ovalıyor bir o tarafa bir bu tarafa dönüyor.
Hani belliki cemaatin geneli hutbe dinlemenin farz olduğunu biliyor ki, kalkmadı ama cemaat dışarda üşüyor vebali var diye düşünen yok.
Neyseki hutbe bitti donmuş bacaklar ayağa kalkıp ısınmaya çalışıyor.
Cemaat hutbe dinlerken birde baktık Suriye uyruklu kadınlar cemaati yara yara gezinti yapıyor. Kimse bunlara bir şey demiyor mu? Herhalde kimsede cesaret yok. Neme lazım kime ne dersin belki başına bela alırsın.
Cemaat kalabalık mesafeli camiyi terk etmek gerek. Birde ne görelim mangalda kül bırakmayan bir güruh vardı ya yaklaşık yirmi kişilik bir grup tamda cemaatin, kalabalığın ortasında uygun adım tören geçişi yapıyor, hiç birinde maske yok mesafe sıfır.
Camiden çıkalım dedik birde ne görelim, hani işkembe şişirmek için bir büyük hizmet yapılıyordu ya caminin bahçe kapısında işte oraya yöneliyoruz, geçmek ne mümkün... kapı tıkanmış kalabalıktan. Mesafede neymiş, kim icat etmiş bu maske mesafeyi çok saçma dercesine.
Bizde kendimizi korumak için korku içinde diğer kapıdan çıkıp yaklaşık 300 metre dolaşıp geldik ve yolumuza devam ettik.
Yine yolumuz İsmailağa’dan geçiyor burada namaz sonrası cemaat çıkmış camiden bayağı kalabalık yol kenarı. Dedik ya burası başka bir dünya kimse kural takmaz ne maske ne mesafe.
Eve gelip oturup düşünmeye başladık bu gördüklerimizi.
Sahi ya müslüman örnek değil miydi.
Biz müslümanlar nasıl örnek olacak?
Neyse bu gün bayram çok yüzeysel geçelim, şu islam ulaması diye ortalıkta görünenler de Namaz, Oruç dışında islam’ı yaşatmanın daha önemli olduğunu biraz anlatsın.


