1 Haziran 1881
Bugün o kadar kızdım ve üzüldüm ki çok sarsıldığımı hisseyledim. Bunun da sebebi şudur : Konya’ya geldiğim vakitte , halkının namuslu takımının aşağılık kişilerin kötülüğünden o kadar korku ve dehşete uğramış olduklarını, zaptiye , memurlar, bütün eşraf ve ahaliden işitmiştim. BU aşağılık insanlar geceleri sokaklarda yüzleri peçeli ve silahlı oldukları halde gezip, bir takım kadınları bağırta çağırta tutup dağlara ve köylere götürmek ve bazen vuruşmalara sebep olmak gibi bir takım cinayet işlemeye varan durumlardan dolayı ahali ezandan sonra sokağa çıkamaz olmuşlardı. Geceleri sokaklarda silah atmak ve kadınların feryadını işitmek ve bu aşağılıklar sürüsüne hiçbir şey yapamamak adet hükmüne girmiş olduğundan malum olanların edepsiz sürüsünün düzen ve kötülüklerinden kurtulunması çaresine bakılmamış idi.
Bir çocuğa tacizde bulunulur, çocuk vefat eder, failler bulunmaz , canilikleri yanlarına kalır. Bir kadını iple boğarlar, bu da yanlarına kalır. Bir Hristiyan hanesine zorla silah atarlar , hane sahibi korkusundan şikayet edemez. Bir takım kimseleri dağa götürüp iki üç ay sürekli eşkıyalık yaparlar. Babaları ve anneleri şikayet eylediklerinde Adliye tarafından hak yerine getirilemez. Geceleri kadınları bağırta çağırta götürdükleri vakitte biz kimse bakmasın diyerek evlerin pencerelerine doğru kurşun atarlar. Hiç kimse ne şikayet eder, etse bile ne de cezalandırılırlar. Bir hamile muhacir karısını zorla dağa götürüp aşağılık fiillerini gerçekleştirdikten sonra salıverirler. Kadın evine gelir gelmez çocuğunu doğurur.
Bu zararlı kişiler kol kol olarak geceleri zorla kadınlar kaldırıp , bir birleriyle mezarlık aralarında silah ile döğüşüp vuruşurlar. Hükumet bu durumun önlenmesine güç yetiremez. Bunlara karşılık verecek adamın evini basıp karısını zorla dağlara götürürler, kimse bir şey diyemez. Kısacası Konya’ya geldiğim vakitte memleketi tarif olunmayacak surette karışık ve azgın bir halde buldum. Ulema ve ahali taraflarından bunun için bir çok ricalarda bulunuldu. Bu eşkıyalık düzenini iki buçuk sene evvel kabul edilen Adliye Mahkemeleri Usûlü niçin önleyemeyip, halkın güvenliğini niçin sağlayamamış. Çünkü mahkeme usulleri bizim halk hakkında değildir.
Bizim bu aşağılıklar sürüsü haps olunsa bile bir düğün evinde kalınmak derecesinde olduğundan hapisten çıkar çıkmaz yine meşru olmayan fiillerini tekrar ettikleri gibi aleyhlerinde şahitlik edenlerin karılarını kaldırmak ve yaralamak gibi bir takım vahşi davranışlarda bulundukları yönüyle artık bu takımdaki adamlar ne yaparlarsa yapsınlar hiçbir taraftan şahit gelip iddiaların ispatlanamayacağı bu zararlılar sürüsü halkı bütün korku ve yılgınlığa düşürmüş ve serbestçe kötülük ve eşkıyalıklarını yapmakla aleme nam salmışlardır.
Namusu olan bir Vali bu durumlara nasıl tarafsız bakabilir ? Bundan dolayı bunun öcünü almak için sekiz kadar melunu darp ettim. Zira bedenlerini cezalandırmaktan başka çare yok idi. Umulmadık biçimde şu sayılan fenalıkların önü birden bire alındı. Köy ahırlarının samanlıklarında kapatılmış kadınlar evlerine salıverildi. Konya’da bütün ahali tam bir güvenlikle sokağa çıktı ve emniyet iade olmuş olduğundan bütün ahali tarafından memnuniyetleri ifade edildi. Hatta merkeze bağlı bazı yerlerden bile teşekkür beyanları olundu. [1]
Eğinli Said Paşa’nın 7 defterden oluşan “Hatıratı” nın detaylarını Ali Işık , “Vali İngiliz Sait Paşa’nın Konya Günleri” adlı eserinde şöyle anlatır : “Dördüncü, beşinci ve altıncı cildin ilk yarısı tamamen Konya Valiliği devresine ilişkindir.”
Konya Valiliği dönemiyle ilgili , 1948 de Konya’da münteşir “Babalık” gazetesi Muzaffer Erdoğan imzasıyla 70 tefrika halinde yayınlamış. Bu yayını, Burhan Çağlar, “İngiliz Said Paşa ve Günlüğü Jurnal” adlı eserine almış. Lâkin gazetedeki dipnotları ihmal etmesi nedeniyle , Konya için önem arz eden bu bilgilerden okuyucuların mahrum bırakıldığı için , Ali Işık mezkur eserinde mufassal olarak verir.
Her iki eserde , Konya’da (9 Nisan 1881-25 temmuz 1887) tarihleri arasında altı seneyi aşkın görev yapan Vali Said Paşa’nın önemli icraatlara imza attığı anlaşılıyor. Günümüze kadar ulaşan Konya Vilayet Binası onun eseridir.
Konya’ya veda ettiği 25 Temmuz 1887 de, bütün Konya halkı yollara dizilmiş ve kendisini uğurlamışlardır. “ Ve içlerinden bir iki erkek ile kadın “ Bizi bırakıp nereye gidiyorsun?” diye ağlayarak seslenmekle bu yolda olan açığa vuran muhabbetlerinden hakikaten müteessir oldum “ [2]
der.
Konya Vilayet Binasında kullanılan taşların, Konya Kalesinin harabelerinden getirilmesine onay verdiği için her ne kadar , Sayın Işık “hayırla anamıyorum” demişse de, İngiliz (Eğinli ve Büyük ) Said Paşa’yı rahmetle anıyorum.

