Hristiyan teolojisinin ve Batı felsefesinin kurucu figürlerinden Saint Augustinus (ö. 430), Yeni Akademi düşüncesinin temsil ettiği Hellenistik kuşkuculukla (Akademik Septisizm) doğrudan hesaplaşan ilk büyük Orta Çağ düşünürüdür. Augustinus, gençlik yıllarında kendisini etkileyen ve "Hiçbir şeyden emin olunamaz, insan sadece olasılıklarla yetinmelidir." diyen şüpheci anlayışa karşı Contra Academicos (Akademisyenlere Karşı) eserinde felsefi ve mantıksal araçları kullanarak güçlü bir cephe açmıştır.
Augustinus’un stratejisi, şüphecilerin yöntemini onların kendi silahıyla vurmak üzerine kuruludur. Kuşkucular "Her şeyden şüphe edilebilir." dediklerinde Augustinus, insanın şüphe etme eyleminin kendisinden şüphe edemeyeceğini gösterir. Buradan hareketle meşhur "Si fallor, sum" ("Yanılıyorsam, varım") ilkesini geliştirir. Eğer şüphe ediyorsam yanılıyorum demektir; yanılıyorsam var olmam gerekir. Dolayısıyla şüphe etmek, zihnin kendi varlığını ve bilincini doğrudan kanıtlamasıdır.
Gazzâlî’den farklı olarak Augustinus, şüpheciliği kırarken öncelikle felsefi ve mantıksal çıkarım mekanizmalarını ön plana çıkarır:
- Matematiksel ve Mantıksal Doğrular: Duyular yanıltıcı olsa bile "2 + 2 = 4" gibi soyut mantık bağıntıları veya çelişmezlik ilkesi şüphe götürmez derecede kesindir.
- İçsel/Öznel Deneyimler: Bir insanın bir şeyi tatması, soğuk veya sıcak hissetmesi hususundaki öznel tanıklığı tartışmaya kapalıdır.
Ancak Augustinus da nihai tahlilde bu felsefi ve mantıksal mücadeleyi Hristiyan ilahiyatına bir zemin hazırlamak için yürütmüştür. Zihnin ulaştığı bu değişmez ve ezeli doğruların (içsel matematiksel ilkeler, iyilik ve adalet düşüncesi) insanın kendi ölümlü zihninden kaynaklanamayacağını; bunların Tanrı’nın insan zihnine yansıyan aydınlanması (İllüminasyon teorisi) sayesinde bilinebildiğini savunur.
Özetle Augustinus; Hellenistik dönemin "hiçbir şey bilinemez" diyen şüphecilerini önce mantıksal bir zorunlulukla kilitledikleri kesinliklere çekmiş, ardından bu kesinliği Tanrı'nın varlığının ve Hristiyan epistemolojisinin en güçlü kanıtına dönüştürmüştür.














