Haber: Mehmet Ceylan
Kayıtlarda kumpas girişimi açıkça görülüyor. Adil U., Bilgehan Y.’den Hasan Mutlu aleyhine kullanmak üzere "done" (veri) istiyor ve "Bak adımı vermeden ama" diyerek kendisini gizlemeye çalışıyor. Bilgehan Y.’nin, "Saki oraya gidiyor, sen kötülük düşünüyorsun" sözlerine rağmen Adil U., ısrarla Hasan Mutlu’yu zora sokacak Done talebinde bulunuyor.
ADİL U.: Verin doneleri bana, ben kendimi yakacağım arkadaş. Ben partili değilim. Üyeliğim yok, bir şey yok. Verin bana doneleri. Haksız mıyım başkanım?
BİLGEHAN Y.: Saki ne diyor bu konuda? Şu an ne yapacakmış?
ADİL U.: Başkanım ben sana bir şey söyleyeyim mi, beni kimse tutamaz. Bu iş ekmek parasına döndü, tamam mı? Kimde done varsa, kim verecekse bana verdir. Tamam mı? Bak, adımı vermeden ama... Önce sor, verecek mi? Ya da sende varsa sen ver. Ben babamı bile tanımam. Kimsenin haberi bile olmaz; "ondan aldım, bundan aldım" da yok. Ben giderim, otururum. Hiçbir şey olmamış gibi de kahvemi içerim.
BİLGEHAN Y.: Sıkıntı yok.
ADİL U.: Başkanım "sıkıntı yok" da, bak sıkıntı var şu anda; biz bekliyoruz.
BİLGEHAN Y.: Hayır sıkıntı yok, yani bekliyorsunuz. Saki oraya gidiyor, sen kötülük düşünüyorsun. Sen bana bilmem ne diyorsun. Onu diyorsun, bunu diyorsun. Saki ne yapıyor onu bilmiyorum.
ADİL U.: Başkanım ben de diyorum ki, "Saki önemli değil." Bu benim ekmeğim diyorum. Tamam, bu konuda ben karar veririm. Saki'ye bir şey söylenmesine gerek var mı? Yok. Olduktan sonra haberi olur. Sen kimi diyorsun destekle, bana söyle başkanım.
BİLGEHAN Y.: Şu an ben sana şunu söyleyeyim; son bir kez daha konuşulur.
ADİL U.: Oyalar bizi.
BİLGEHAN Y.: Şöyle ki; oyalasın, sen o zaman açarsın yerini. "Hasan Başkan izin verdi" dersin, bitti gitti.
ADİL U.: Benim zaten niyetim ne biliyor musun? Bayramdan önce açmak burayı.
BİLGEHAN Y.: Olabilir, mümkün.
ADİL U.: Ne yapacak bana? Gelip orayı mı yıkacaklar?
Diyalogda Bilgehan Y., "Mühürleri sökersin" diyerek Adil U.'a akıl veriyor. Adil U. ise sadece mühür sökmekle kalmayacağını, “Sana da dava açtırırım” diye karşı dava açacağını belirterek kumpasın boyutunu artırıyor:
BİLGEHAN Y.: Mühürleri sökersin, devam edersin.
ADİL U.: Mühürleri sökerim, sana da idare mahkemesinde bir dava açtırırım olur biter. Benim yeri açmam lazım başkanım. Bak başkanım ben çok ciddiyim. Varsa done verin patlatalım diyorum. Ben Saki'yi dinlemem diyorum; bak sen beni hiç tanımamışsın.
BİLGEHAN Y.: Ben anladım.
ADİL U.: Başkanım şirket benim tamam mı, şirketin tamamı benim. Paranın tamamını harcayan benim, daha sana açık anlatayım mı?
BİLGEHAN Y.: Yok, gerek yok.
ADİL U.: Tamam, daha ben ne diyeyim sana? Veriyorsa Saki benim paramı, 50 milyonumu verir o zaman karışmam. Doğru mu başkanım?
BİLGEHAN Y.: Olur.
ADİL U.: Nasıl olacak şimdi? Kim verecek başkanım benim paramı?
BİLGEHAN Y.: Ne bileyim... Son bir kez konuş bakalım Saki'yle, ne yapmaya çalışıyor?
ADİL U.: Saki ne diyor biliyor musun? Aynı Atilla'ya döndü. "Bekleyelim, ortalık karışır" diyor. Ya diyorum karışır da, çatır çatır ihaleler bitiyor. Millet işinde gücünde, biz salak gibi 24 saat Saraçhane'de duruyoruz.
BİLGEHAN Y.: Seni oraya götürmüş.
ADİL U.: 1.5'a kadar, 2'ye kadar oradaydım başkanım. Öbür gün 11'den 12'ye kadar oradaydım.
BİLGEHAN Y.: Niye? Manyak mı bu ya?
ADİL U.: Orada bizi ...lar belediyede.
BİLGEHAN Y.: Niye? Ne gerek var? Senin ne işin var orada? Sen partili misin?
ADİL U.: Başkanım, lafıma geldin bak. Ben diyorum ki, ben kimseyi dinlemem değil mi? Verin bana doneleri bir daha konuşmaya gerek yok. Bir tane daha adam belirleyin, destek olalım çıkalım buradan. Bununla mı uğraşacağız.
BİLGEHAN Y.: Yani düşün artık iyice kepazelik. Oturalım bunu hafta içi konuşalım.
ADİL U.: Vallahi ben hafta içini beklemeyeceğim. Pazartesi o dükkanı açacağım, gelsin Hasan o dükkanı kapatsın. İşte bana iki tane done versen, oraya geldiği zaman onu kulağına bir üfleyelim ... olur giderler. İki tane done ver bana ya, bir şey yapmayacağım söz. Allah söz, sen "yap" diyene kadar yapmayacağım.
BİLGEHAN Y.: Problem yok.
ADİL U.: Ben ne yapacağım biliyor musun? Yarın öbür gün temizlik yapacağım, pazartesi ufak ufak dükkanı açacağım böyle çıtır çıtır, tamam mı? Sen bana iki tane done ver ama aramızda kalsın. Benden sana söz, aramızda kalacağına. Cebimde dursun tamam mı? Biri gelecek ya oraya, onun kulağına "fıs fıs fıs" yapayım göndereyim gitsin.
Hasan Mutlu’yu zora sokmak için her türlü yolu mubah gören Adil U., Bilgehan Y.'den aldığı akıllarla strateji belirliyor. Bilgehan Y., zabıta müdahalesi durumunda "Savcılığa gidiyorum" diyerek blöf yapmasını ve kaçak kafe dosyası için BAYPAŞ üzerinden hamle yapmasını tavsiye ediyor.
BİLGEHAN Y.: Oraya gelecek olan zabıta zaten.
ADİL U.: Tamam gelsin. Dilber gelmeyecek mi?
BİLGEHAN Y.: Oraya Dilber gelmez, adamları gelir.
ADİL U.: Tamam, ben giderim Dilber’e; "Selamünaleyküm selam müdürüm" derim. "O başkanına söyle direkt git" derim. "Hadi bir daha gelin ... yiyorsa" derim. Nasıl?
BİLGEHAN Y.: Demez. Demez.
ADİL U.: Ben giderim belediyeye derim. Atilla'ya derim.
BİLGEHAN Y.: "Ben savcılığa gidiyorum" diyebilirsin, o ayrı konu.
ADİL U.: Ama başkanım ne ... gideceğim ben? Blöf mü yapacağım? Olmaz ki, bana done verin.
BİLGEHAN Y.: Şu an elimde yok, dur bakayım, bir bakalım.
ADİL U.: Öztürk'te var diyorsun.
BİLGEHAN Y.: Öztürk'te var; Öztürk bu ara çok samimi Hasan’la, Atilla’yla.
ADİL U.: Gördüm Öztürk, Ersin, Bilal orada önüne yatıyor.
BİLGEHAN Y.: İyi de normaldir. Her istediğini yerine getirdiler, sıkıntı yok.
ADİL U.: Öztürk’e güveniyor musun?
BİLGEHAN Y.: Öztürk’e güvenmiyorum.
ADİL U.: Tamam benden bahsetme, Öztürk’ten done al.
BİLGEHAN Y.: Öztürk’ten done al diyorsun...
ADİL U.: Seni de satar, beni de satar.
BİLGEHAN Y.: Satar..
ADİL U.: Yok mu başkanım hiç başkanlık oluruyla verdiği "caleculla" iş? Rüşvet aldığı yer, böyle kesin kanıtlı bir iş? Mesela bir iş böyle var ama o almadan olmuyor... Bir bağlantısı yok mu başkanım?
BİLGEHAN Y.: Bir sürü var. Bir sürü var.
ADİL U.: Tamam başkanım, bana üç tane söyle ikisini ispat edeyim. Ona buna da gerek yok, ikimizin arasında kalsın.
BİLGEHAN Y.: Yani forum kısmında şöyle bir şey yapabiliriz: Forumu gidip BAYPAŞ'a verdirebilirsin. Çünkü Atilla öyle söyledi. Direkt BAYPAŞ'a verdirebilir. BAYPAŞ’a verdirdikten sonra da hayırlı işler, onu yapabilir yani.
ADİL U.: Tamam da anahtarı nasıl alacak benden? Atilla gelip oradan nasıl anahtar alacak? "Burayı kim yaptı?" diyecek, "İspatla" diyecek. "Ben yaptım burayı" diyeceğim. Faturalarım var. Nasıl ispatlayacak? Nasıl alacak benden oranın anahtarını? Bana diyor ki; "Kimsenin gücü yetmez anahtar almaya sizden."
BİLGEHAN Y.: Yalan söylüyor.
ADİL U.: Ya tamam, gelip nasıl alacak mesela? Oraya el mi koyacak polisle?
BİLGEHAN Y.: Bir bekle, pazartesi günü konuşalım.
ADİL U.: Vallahi ben pazartesi gününü beklemeyeceğim. Ben sana söyleyeyim mi; ben karıştırırım ortalığı valla. Ama bana iki tane done ver ya, Allah rızası için.
BİLGEHAN Y.: Bulup vereceğim sana.
ADİL U.: Başkanım yok bu çatı matı falan filan... Bu belediye arkasında bir yer vardı, hani oradan almıştı bir daha... Otelden aldılar; otelden neye göre aldılar?
BİLGEHAN Y.: Yaptılar, o işlerin bazılarında ben varım.
ADİL U.: Başkanım senin olduğunu yapmayacağız işte Allah Allah, ben çocuk muyum?
BİLGEHAN Y.: Hayır, "benim yanımdasın" onu demiyorum ben. Bazılarında varız, bazılarında yokuz.
ADİL U.: "Yok" diyeceğim; "orada bir tane düzgün adam var o da bu" diyeceğim. Seni antiparantez belirteceğim orada. Tamam mı? "Bir tane adam var orada, adamı yediler"
İstanbul
08.01.2026