Tarih: 04.07.2022 10:28

İBB’NİN FİDELERİ MEYVELERİNİ VERDİ

Facebook Twitter Linked-in

Köylülerle birlikte çilek, domates, salatalık, biber ve fasulye hasadı yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bu ülke, gerçekten zenginliği hak ediyor.

 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2020 yılından bu yana İstanbullu çiftçilere verdikleri ücretsiz fide desteğinin meyvelerini, yine hemşehrisi üreticilerle birlikte toplamaya devam ediyor. Bu yılın ‘hasat etkinliği’ için Sarıyer’in seralarıyla ünlü köyü Gümüşdere’yi seçen İmamoğlu, ilk olarak çilek üreticisi Ebru-Ferit Berber çiftinin tarlasına, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç ile birlikte konuk oldu. Ebru Berber ve kendisi gibi üretici olan ablası Funda Demircan ile birlikte çilek toplayan İmamoğlu, hasat etkinliğini Saniye-Birol Berber çiftinin serasında devam ettirdi. Dalından topladığı taze domatesleri, salatalıkları, biberleri sepete dolduran İmamoğlu, köy halkıyla da futbol sahasına kurulan etkinlik çadırında buluştu. 

 KADIN ÜRETİCİDEN İMAMOĞLU’NA “FİDE” TEŞEKKÜRÜ

 Etkinlikte ilk konuşmayı, üretici Gülşen Karatay yaptı. Karatay, büyük alkış alan konuşmasında,”Ben, bir Gümüşdereli olarak, aldığımız fideler ve damlamalar için, aldığımız gübreler için İmamoğlu’na çok teşekkür ediyorum. Eskiden biz, fideleri üretmeye çalıştık. Ama çok zorlanıyoruz. Şimdi sağ olsun, Ekrem İmamoğlu'nun sayesinde daha güzel fideler aldığımız için, daha güzel de ürünler alıyoruz. Tekrar çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Sarıyer Ziraat Odası Başkanı Bilgin Çakıroğlu da, “Yaptıklarınız, yapacaklarınız diyerek sözlerime başlarken, fırsat verdiğiniz projeleri hep birlikte gerçekleştirdik. Yeniden fırsat verildiğinde, yeni projeleri, yapacağımıza inanıyorum. Biz üretmezsek Türkiye, biz üretmezsek dünya aç kalır” sözleriyle üretimin önemine dikkat çekti. 

 GENÇ: “SARIYER, BÜYÜKŞEHİR'LE YENİ TANIŞTI”

 Etkinliğin üçüncü konuşmacısı Sarıyer Belediye Başkanı Genç ise, duygularını, “Sizin ayak izleriniz hep var burada zaten. Ayrıca gelmeniz, sadece bizleri değil, köylüleri de çok mutlu etti. Israrla, sürekli söylediğim bir şey var: Sarıyer, Büyükşehir'le yeni tanıştı. Sizle beraber tanıştı. Daha öncesinde, ki o dönemde de çalışan bürokrat arkadaşlar hep söylüyorlar. ‘Sarıyer'le ilgili bir şey gündeme geldiğinde elimize alıyorduk ama ‘Sonra bakarız’ deyip kenara atılıyordu ve biz de çok üzülüyorduk’ diyorlardı. Ama şu anda, bölgenin en büyük sıkıntıları arıtma dahil olmak üzere, hemen hemen her şey yeniden başladı. Sanki bir yerleşim yeri yeniden yapılıyormuş gibi” sözleriyle dile getirdi. 

 SİVAS’TA KATLEDİLEN AYDINLARI ANDI

 Genç’in ardından son sözü alan İmamoğlu, sözlerine, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan katliamda hayatını kaybeden aydınları anarak başladı. “2 Temmuz, hepimizin yüreğine bir acı yaşatmıştır” diyen İmamoğlu, “Sivas'ta katledilen insanlarımız oldu. Tarih boyunca hiç yaşamak istemeyeceğimiz bir an yaşatıldı ve orada güzel insanlar, güzel duyguları olan insanlar katledildi. Orada hayatını kaybeden, yaşamını kaybeden tüm canlarımıza rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun. Ülkemizi ve milletimizi birbirinden ayrıştıracak, birbirinden uzaklaştıracak, birbirinden kutuplaştıracak her akla karşı bir arada, dimdik durmalıyız. Bu milletin birliği, beraberliği, dirliği çok kıymetlidir” ifadelerini kullandı. 

“VATANDAŞLARIMIZIN HER BİRİSİ, DEĞERLERİYLE BİZİM BAŞIMIZIN TACIDIR”

 Etkinlik alanına gelmeden önce hasat yaptığı bahçede yaşadıklarını katılımcılarla paylaşan İmamoğlu, “Bahçede, beyefendi ve bir genç hanımefendi üretiyor. Her ikisinin de anneleri orada. Bir tarafı Selanik göçmeni, bir tarafı Karadeniz göçmeni. Pırıl pırıl evlatlarıyla yaşama devam ediyorlar. Yan komşuları Doğu, Güneydoğu Anadolu'dan gelmiş. Öbür taraftaki İç Anadolu'dan gelmiş. Herkes bu ülkenin asli, kıymetli vatandaşıdır. Onları candan kucaklayacağız, yürekten kucaklayacağız. Hiçbirisinin birinden daha fazlalığı, daha değerli bir özelliği yoktur. Hepsi değerlidir. Her birisi, değerleriyle bizim başımızın tacıdır. Bu duygularla, bu acı anımızı elbette paylaşmak, bir daha yaşamamak adına paylaşmak, bir daha asla ve asla böyle bir süreci ülkemizin hiçbir yerinde, dünyada dahi yaşanmamasını dilemek, bizim elbette ki boynumuzun borcudur” şeklinde konuştu. 

 “ŞURAYA BAKTIĞIMDA, YÜREĞİMDE GELECEĞE UMUT BESLENİYOR”

Türkiye’nin tarımda, sanayide, bilimde, teknolojide ve diğer alanlarda üreten bir konuma gelmesi gerektiğine vurgu yapan İmamoğlu, “Ve çocuklarımıza, gençlerimize bu memleketin o bereketli tarafını gösterip, onların hayat boyu, 7/24 meşgul olacakları, üretecekleri bir vatan, bir cennet vatan hediye etmeliyiz; sorunlarıyla, problemleriyle, fiyat artışlarıyla, ekonomik krizleriyle konuşulan değil. Bu ülke, şu anda var olduğu ortamı hak etmiyor. Bu ülke, gerçekten zenginliği hak ediyor. İstanbul, dünyanın göz bebeği. Hele hele İstanbul, en zenginliği hak ediyor. Milletçe zenginliği hak ediyor. Yoksulluk sınırının konuşulduğu, açlığı konuştuğumuz bir ortamı asla ve asla hak etmiyor” dedi. Önünde bulunan meyve, sebze kasalarını gösteren İmamoğlu, “Şuraya baktığımda, bereketin o güzel fışkırışını gördüğümde; yaşama umut, geleceğe umut benim yüreğimde besleniyor. Yani patlıcanında salatalığına, biberine, reyhanına, kabağına, kıvırcığına… Bu güzel bereketi topraklarımızda daim kılmalıyız. Bunun için çalışıyoruz” diye konuştu. İstanbul’un her semtinin farklı tarımsal ürünlerle anıldığını hatırlatan İmamoğlu, bu nedenle hasat etkinliklerini her yıl farklı ilçede yaptıklarını belirtti. 

 “BETONUN SALDIRILARINA DİRENEN 170 MAHALLEMİZ VAR” 

 “İstanbul bu anlamda, yıllardır üreten bir yerken, ne yazık ki betona dayalı bir rant ekonomisi, bunun üstüne bindi ve gerçekten sorunlu bir hal aldı” diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

 “Bugün bu betonun saldırılarına rağmen, aslında kırsal özelliği ağır basan 170 mahallemiz var hala İstanbul'da; direniyor. İşte buralarda bizim ana görevlerimizden birisi hem yeşil alanlarını korumak hem tarım alanlarını korumak hem de hayvancılığı geliştirmek, üreticimizi bu anlamda desteklemek. Türkiye'deki ekonomik süreç gerçekten çok zorlaştırıyor insanlarımızın hayatını. Üretmelerini zorlaştırıyor. Mazot, gübre, fide, tohum, yem olmak üzere art arda gelen zamlar, herkesin bu anlamda gerçekten belini büküyor. Diğer taraftan; kentlerde yaşayan yurttaşlarımızın da yoksulluğu, alışveriş yapabilme kapasitelerini darlaştırıyor. Artık meyve sebzeye, ne yazık ki uzaktan bakar hale geldi vatandaşlarımız. Geçen pazar geziyorum, kirazın kilosu 20-25 lira. Yani bu insanlarımız evine nasıl meyve götürecek, nasıl sebzesini götürecek? Bir yandan bunlara dönük tedbir almaya çalışıyoruz.”

 VATANDAŞLARA “İSTANBUL VAKFI” ÇAĞRISI: “GÖNÜL RAHATLIĞIYLA BİZE KURBANLARINIZI BAĞIŞLAYABİLİRSİNİZ”

“Bu tabloyu gördükten sonra, ‘Bizim mutlaka ve mutlaka bir şeyler yapmamız gerekiyor. Tarım konusunda daha önce yapılmamış çalışmaları hayata geçirmemiz gerekiyor’ dedik ve 2019’da göreve geldiğimiz an itibariyle, bu anlanda harekete geçtik” diyen İmamoğlu, ilk olarak, İBB’nin harabeye dönmüş seralarına, ‘fide serasına’ dönüştürerek, yeniden işlerlik kazandırdıklarını hatırlattı. “Tohumlarımızı İstanbul'un çiftçisinin ihtiyacına en uygun fideler haline dönüştürdük” diyen İmamoğlu, pandemi sürecinde başlattıkları ve bugüne ulaşan, tarımdan hayvancılığa, arıcılıktan balıkçılığa kadar farklı meslek gruplarına sağladıkları desteklerden detaylı örnekler verdi. Halk Süt ve Halk Ekmek üretimleri için gerekli ham maddeleri İstanbullu üreticilerden satın aldıklarını aktaran İmamoğlu, önümüzdeki Kurban Bayramı için de vatandaşlara, kurban ibadetleri için İstanbul Vakfı’nı adres gösterdi. “Gönül rahatlığıyla bize kurbanlarınızı bağışlayabilirsiniz” diyen İmamoğlu, “Bilin ki; İstanbul'da veren elin alan eli görmediği bir biçimde, ihtiyacı olan vatandaşlarımıza sizin kurbanlarınızı, hisselerinizi, en manevi biçimiyle ulaştırırız. Aramızda değerli iş adamlarımız var, görüyorum. Kurban bağışı meselesinde bizi yalnız bırakmayın diyorum” şeklinde konuştu. 

 AHMET İSVAN’A “HALK EKMEK” VEFASI

 Temelini atıp, yaklaşık 1,5 senede bitirdikleri dördüncü Halk Ekmek fabrikasına, kurumun kurucusu olan eski İstanbul Belediye Başkanı merhum Ahmet İsvan’ın adını vereceklerini açıklayan İmamoğlu, açılışı bu ay içerisinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılımıyla gerçekleştirecekleri bilgisini paylaştı. İstanbul’un 39 ilçesine eşit hizmet prensibiyle çalıştıklarını vurgulayan İmamoğlu, şunları söyledi: 

 “Ayrımcılık yapıyorlar sevgili hemşehrilerim. Ben, 5 sene boyunca ilçe belediye başkanıyken, o dönemin Büyükşehir Belediye Başkanlarını bir kez bile ilçemde görmedim. Tek bir konuyu çözemedik. Yapamadık yani. İki kere iki; dört. Allah şahit, biz ayırt etmiyoruz. Bakın Sarıyer'e nasıl hizmet ediyorsak, Silivri'ye de öyle hizmet ediyoruz. Pendik'e nasıl hizmet ediyorsak, Beşiktaş’a da öyle hizmet ediyoruz. Bakırköy'e nasıl hizmet ediyorsak, kulakları çınlasın Esenler'e de öyle hizmet ediyoruz. Şükrü Bey bana söylediğinde şok oldum. Gümüşdere'nin, Zekeriyaköy'ün, Bahçeköy’ün; buraların arıtması yok. Şok olduk. Bu bölgenin, bu havzanın arıtması yok. Derhal süreci başlattık, projelendirmesi vesairesi. Ne yazık ki orada da devletin bazı kurumlarından kaynaklı tahsisler uzadı. Daha yeni halloldu. İhale süreçleri tamamlandı, tamamlanmak üzere olanlar var. Hızlıca bu bölgenin bütün altyapı ve arıtma sorunlarını çözeceğiz. Hepinize söz veriyorum.”

 “İPİMİZE ASILMAYIP, BİZİMLE KOŞMAK İSTEYENLERLE KOŞARIZ”

“Ülkemiz iyi olsun diye çalışıyoruz” diyen İmamoğlu, “Çalışmaya devam edeceğiz. Birileri istediği kadar arkamızdan asılsın. Gücümüz o kadar fazla ki, bizi geleceğe doğru çeken vallahi de billahi de 16 milyon İstanbullu var. O bakımdan, ilerleyen yıllarda onlar istemezse istemese bile, onları da sürükleyeceğiz. Ha ipe ipe asılırlarsa, yerlerde sürüne sürüne peşimizden gelecekler. Ama ipe asılmayıp, bizimle beraber koşmak isterlerse, buyursun geleceği hep beraber güzelce koşalım” dedi. Konuşmaların ardından İmamoğlu, Genç, CHP PM üyesi Gökhan Günaydın, eski CHP milletvekillerinden Süleyman Çelebi ve İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar’dan oluşan heyet, üretici köylülerle, ürettikleri ürünlerin sergilendiği tezgah önünde anı fotoğrafı çektirdi. 

 7 MİLYON TL’YLE BAŞLAYAN DESTEK MİKTARI, BU YIL 30.3 MİLYON TL’YE ULAŞTI

5 milyon 461 bin dekarlık bir yüz ölçümüne sahip olan İstanbul’da, toplam 750 bin dekar tarım alanı, 262 bin dekar mera alanı, 6 bin dekar nadas alanı ve 2 milyon 406 bin 880 dekar orman alanı bulunmakta. 750 bin dekarlık tarım alanında, “Çiftçi Kayıt Sistemi”ne kayıtlı 4 bin çiftçi üretim yapmakta. İBB, 2020 yılından bu yana İstanbullu çiftçilere, her geçen gün hızla artan tarımsal girdi maliyetlerinin giderek artan yükünü azaltmak amacıyla 2020 yılında yazlık sebze fidesi desteği uygulamasını başlattı. Verilen desteğin miktarı, yıllar içinde artırıldı ve çeşitlendirildi. Yazlık fidelere ek olarak, kışlık fide dağıtımına da başlayan İBB’nin, tarım ve hayvancılıkla uğraşan üreticilere 2020’de verdiği, toplam 7.000.000 TL’lik yardım miktarı, 2021’de 14.927.440 TL’ye, 2022’de ise 30.299.049 TL’ye ulaştı.

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —