Menü Bayrampaşa Gündem Gerçek Gazetecilik
DR. KADİR ÇETİN

DR. KADİR ÇETİN

Tarih: 06.06.2026 07:20

ÜNİVERSİTELERİMİZ GERİLERKEN TÜRKİYE YÜKSELİR Mİ?

Facebook Twitter Linked-in

Hafta içinde dünyanın en iyi üniversiteleri sıralaması açıklandı. Her yıl olduğu gibi sıralamadaki üniversitelerimizin yeri birkaç gün konuşulacak, sosyal medyada birkaç paylaşım yapılacak ve ardından gündemin tozlu raflarına kaldırılacak. 

Oysa bu sıralama, bir ülkenin geleceğine ilişkin en önemli göstergelerden biridir.

Üniversite Sıralaması Bir Sonuçtur, Sebep Değil

Bir zamanlar dünyanın saygın üniversiteleri arasında gösterilen üniversitelerimizi bu sene yapılan sıralamada değil ilk 100, ilk 500'ün içinde yer alamadığını görmek oldukça düşündürücüdür. 

95 ülkeden 21 bin 291 üniversitenin değerlendirildiği ve Harvard’ın birinci olduğu sıralamada, Türkiye’den Hacettepe Üniversitesi ancak 666. sırada yer bulurken, daha önce 85. sırada yer alan ODTÜ 736. sıraya, 139. sıradaki Boğaziçi 785. sıraya ve 165. sırada yer alan İTÜ 813. Sıraya gerilemiştir. 

Türkiye’nin bilimsel birikimini temsil eden bu kurumların yıllar içerisindeki sıralama kayıpları, sadece rakamlardan ibaret değildir. Bu gerileme; araştırma kapasitesinin, akademik özgürlüğün, bilimsel üretimin ve eğitim kalitesinin sorgulanması gerektiğini gösteren önemli bir işarettir.

Çünkü üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlar değildir. Üniversiteler; bilim üreten, teknoloji geliştiren, eleştirel düşünceyi besleyen ve ülkenin insan gücünü şekillendiren merkezlerdir. 

Bir ülkenin üniversiteleri yükseliyorsa geleceği yükseliyor, geriliyorsa, geleceği de alarm veriyor demektir. 

Bir Zamanların Gururu, Bugünün Gerçeği

Bir dönem dünyanın en saygın üniversiteleri arasında gösterilen ODTÜ, Boğaziçi, İTÜ gibi kurumlarımızın sıralamada gerilemesi ne yazık ki alarm zillerinin çaldığını gösteriyor.

Bugün bu gerçeği görmeyen yetkililer Türkiye’nin geleceğini ıskalamaktadırlar.

Bir zamanlar ilk 100'lere yaklaşan üniversitelerimizin bugün 600'lü, 800'lü sıralarda yer alması üzücü ve düşündürücü bir durumdur. 

Daha da düşündürücü olan ise bu gerilemenin artık kimseyi şaşırtmıyor olmasıdır.

Sorun Bütçe Açığı Değil, Eğitimde Kalite Açığı

Türkiye'de yıllardır ekonomi konuşuluyor.

Enflasyon konuşuluyor.

Döviz kuru konuşuluyor.

Faizler konuşuluyor.

Oysa bütün bu sorunların temelinde çoğu zaman göz ardı edilen daha büyük bir mesele yatıyor: Eğitimde kalite kaybı.

Çünkü ekonomi, yetişmiş insan gücü kadar güçlüdür.

Yüksek teknoloji üretmek istiyorsanız iyi mühendisler gerekir.

Sağlık sistemini geliştirmek istiyorsanız iyi doktorlar ve bilim insanları gerekir.

Hukukun üstünlüğünü sağlamak istiyorsanız iyi hukukçular ve iyi yöneticiler gerekir.

Bunların tamamının yolu ise kaliteli eğitimden ve güçlü üniversitelerden geçer.

Eğitimi ihmal ederek ekonomiyi büyütmeye çalışmak, temeli zayıf bir binaya kat çıkmaya benzer. Bir süre ayakta kalabilir; ancak sürdürülebilir olmaz.

İlk 10 Ekonomi Hedefi Üniversitelerden Geçer

Türkiye yıllardır dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alma hedefinden söz ediyor.

Ancak acı gerçek şudur: Dünyanın ilk 10 ekonomisine baktığınızda aynı zamanda dünyanın en güçlü üniversitelerini de görüyorsunuz.

Bilimsel üretimde geri kalan, araştırma kapasitesini geliştiremeyen, yetişmiş genç beyinlerini yurt içinde tutamayan bir ülkenin ekonomik yarışta üst sıralara çıkması kolay olmaz.

Üniversiteler zayıflarken ekonominin güçlenmesini beklemek gerçekçi değildir.

Çünkü bilgi çağında asıl sermaye para değil, iyi yetişmiş insan gücüdür.

Asıl Mesele İnsan Meselesidir

Gazeteci ve ekonomist Emin Çapa'nın şu cümleleri aslında bütün tartışmanın özeti niteliğindedir:

"Bugün Türkiye’nin en derin yarası bütçe açığı değil, bilinç açığıdır Çünkü ekonomi kasadır, hukuk terazidir, siyaset sahnedir; eğitim ise insanın kendisidir. İnsan bozulduğunda bütün sistemler eninde sonunda aynı karanlığa düşer. Bir ülkeyi gerçekten ayağa kaldırmak istiyorsan önce sınıfa bakacaksın. Orada ışık yoksa gerisi sadece dekor olur."

Gerçekten de mesele tam olarak budur.

Ekonomi bozulur, yeniden düzelir, toparlanır.

Ancak eğitimde kaybedilen yılların telafisi öyle kolay değildir.

Çünkü eğitim sadece bugünü değil, gelecek nesilleri de etkiler.

Sonuç ve Değerlendirme

Bugün açıklanan üniversite sıralamalarına yalnızca bir başarı veya başarısızlık tablosu olarak bakmak hata olur.

Bu liste aslında Türkiye'nin geleceğine tutulmuş bir aynadır.

O aynada gördüğümüz manzara hiç te iç açıcı değildir.

Eğer gerçekten güçlü bir ekonomi, güçlü bir demokrasi ve güçlü bir toplum istiyorsak işe bütçe cetvellerinden değil, sınıflardan başlamalıyız.

Çünkü kaliteli eğitimde üniversiteler gerilerken bir ülkenin yükselmesi mümkün değildir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —