Menü Bayrampaşa Gündem Gerçek Gazetecilik
Tarih: 11.07.2026 09:47
300 GÜNLÜK ÇİLE: İDDİANAME NEREDE? BU ZULME BİR SON VERİLMELİ!

300 GÜNLÜK ÇİLE: İDDİANAME NEREDE? BU ZULME BİR SON VERİLMELİ!

Facebook Twitter Linked-in

Bayrampaşa Belediyesi'ne düzenlenen operasyonun üzerinden tam 300 gün geçti. Dile kolay; on koca ay... Ancak geçen bu süreye rağmen hala ortada bir iddianame yok. Buna karşılık, Bayrampaşa'nın seçilmiş Belediye Başkanı Hasan Mutlu ve çalışma arkadaşları, 300 gündür tutuklu bulunuyor. Peki, bu durum bir zulüm değilse nedir?

Hukuki tarafını hukukçulara bıraksak dahi, meselenin sosyolojik ve psikolojik boyutları görmezden gelinemeyecek kadar ciddidir. İnsanları, hiçbir somut suçlama ortaya konulmadan 300 gün boyunca töhmet altında bırakmak, onları ağır bir psikolojik baskıya maruz bırakmaktır. Üstelik bu çile sadece tutuklu bulunan 20 kadar insanla sınırlı değildir; onların eşleri, çocukları, anne babaları ve tüm yakınları da bu belirsizliğin ağır yükünü omuzlarında taşımaktadır. Kimse yargılanmaktan korkmuyor; asıl korkulan ve adaleti zedeleyen şey, iddianamesiz bekleyişin bir çileye, bir zulme dönüşmesidir.

Güven Erozyonu ve Şüpheler

İddianamenin bu denli gecikmesi, toplum vicdanında iki farklı görüşü besliyor: Bir kesim, "iddianameyi dolduracak bir suç bulunamadığını" iddia ederken, diğer bir kesim ise sürecin derinleşerek devam ettiğini savunuyor. Her iki durumda da olan, devletin yargısına duyulan güvene oluyor. Suçluluğu kanıtlanmamış insanların bu kadar uzun süre özgürlüklerinden mahrum bırakılması, vicdanları yaralıyor. "Bu kadar zaman içerisinde küçük bir ilçenin soruşturması nasıl bitmez?" sorusu, cevapsız kaldıkça yargıya olan inancı zayıflatıyor.

Operasyonun yapılış şekli ve zamanlaması da vatandaşın zihninde ciddi soru işaretleri uyandırdı. Özellikle operasyon beklenen bazı belediyelerin parti değişikliğiyle bir anda "aklanması", toplumda bunun siyasi bir operasyon olduğu, rakip tasfiyesi ve itibarsızlaştırma çabası güdüldüğü kanaatini güçlendirdi.

Sorumluluk ve Adalet Çağrısı

Gerek vatandaşın kafasındaki soru işaretlerini gidermek gerekse tutuklu insanların hak mahrumiyetinden doğan vebali ortadan kaldırmak için iddianameler bir an önce hazırlanmalı ve yargılama süreci başlamalıdır. Devletin sorumluluğu altındaki bireylerin yaşam hakları ve onurları devletin güvencesindedir. Suç isnat edip, suçsuzluğu ispatlanmadan insanları tutsak tutmanın vebali büyüktür; bu sorumluluk sadece operasyonu yürüten savcıda değil, bu sürece yasal zemin hazırlayan veya göz yuman tüm yönetim kademelerindedir.

Hasan Mutlu ve arkadaşları, hiçbir zaman kaçma eğilimi göstermemiş, aksine yargılanmaya açık olduklarını defaatle beyan etmişlerdir. Bu nedenle, tutukluluk hali artık sonlandırılmalı ve "aslolan tutuksuz yargılamadır" ilkesi işletilmelidir.

Rant ve İhmal Çevresi

İddianamenin gecikmesi, aynı zamanda fırsatçıların, rantçıların ve dedikoducuların ekmeğine yağ sürmektedir. Hasan Mutlu 12 metrekarelik bir odada çile çekerken; dışarıda kendi sorumluluklarını başkalarına yükleyip bundan nemalanmaya çalışanlar, onun projelerini bir bir devre dışı bırakanlar ve ismini silmeye gayret edenler sahne almaktadır. Ne yazık ki, bugün Hasan Mutlu'nun adını unutturmaya çalışanlar veya üzerine düşen vazifeyi yerine getirmeyenler de bu mağduriyet tablosunun bir parçasıdır.

Adalet, gecikmeksizin tecelli etmelidir. 300 günlük bu belirsizliğe ve zulme artık bir son verilmelidir.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —