Reklam
Reklam

MEHMET CEYLAN

NE OLURSA OLSUN MEŞRU ZEMİNDEN AYRILMAMAK

Türkiye bildirilerden, muhtıralardan, darbelerden çok çekti.


Fotoğrafı, rengi başka göründü ama hep ülkenin bütünlüğünün bozulması, gelişmenin önünün kesilmesi; meşru zeminden kayılması ve demokrasinin katledilmesi ile sonuçlandı.

1960, 1971, 1980 muhtıra ve darbeleri, 28 Şubat postmodern girişim, 2001 ekonomik kriz 15 Temmuz v.s yapılan ve yapılmaya çalışılan girişimler ve kalkışmalar bu ülkeye faydasından daha çok zarar vermiştir.

Demokrasilerde partiler kurulur, seçimler yapılır, kazanan parti hükümet olur ülkeyi idare eder. Eğer o hükümet doğru işler yapmıyorsa bu hükümeti değiştirme şekli darbe, muhtıra değildir. Hükümeti değiştirme şekli demokratik seçimlerdir. Elbette görüşler açıklanır, demokratik uyarılar yapılabilir, meşru zeminde mücadele edilir. Fakat “Aba” altından sopa göstermek hiç kimsenin haddi değildir, amiral olmanız hiç bir şeyi değiştirmez...

Bu sabah kalktığımızda 103 Amiralin yazmış olduğu bir bildiri yayınlandı. Bu bildirinin içeriği çok doğru olmasına rağmen geçmiş dönemlerde arşivlerden gördüğümüz ve bizzat yaşadığımız darbe, muhtıra ve aba altından sopa gösterme şekillerine benziyor. 

Özellikle Kanal İstanbul ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi üzerinde durulması önem taşıyor.

Bildiride; “Montrö; sadece Türk Boğazlarından geçişi düzenleyen bir sözleşme değil, Türkiye’ye İstanbul, Çanakkale, Marmara Denizi ve Boğazlardaki tam egemenlik haklarını geri kazandıran, Lozan Barış Antlaşması'nı tamamlayan büyük bir diplomasi zaferidir.” Gibi önemli noktalara da parmak basıyor.

Gerçekten özellikle Kanal İstanbul projesi öyle yenilir yutulur, sonradan düzeltilir cinsinden bir proje değil. Kanal İstanbul projesi öyle ülkeye faydalı bir projede değildir. Nasıl ki, İstanbul’u yığınak haline getirmek yanlış özel bir projeyse, Kanal İstanbul projesi hem stratejik olarak, hem coğrafi olarak yanlış bir projedir. 

Fakat böyle önemli bir bildiriyi meşru zeminden uzaklaştırarak yayınlamak demokrasiye ve meşrutiyete zarar veren bir eylemdir. 

Elbette demokrasilerde herkesin fikir bildirmesi, açıklama yapması ülke meseleleri üzerinde kafa yorması, görüş belirtmesi, bildiri yayınlama hakkı var. Fakat bu gece yarısı yapılmaz, aba altından sopa gösterir şekilde olmaz, darbe çağrıştıran amirallerden, subaylardan oluşan apoletlerin altına saklanarak yapılmaz. İstesenizde - istemesenizde bu ülkenin demokratik seçimlerle gelmiş; yanlış veya doğru politika uygulayan meşru bir hükümeti var. Bu hükümete darbe yapacak olan da tekrar ruhsat verecek olan da meşru seçimlerle milli iradenin tecelli ettiği seçimler ve milli irade dediğimiz seçmendir.

Yapılan tüm tepkiler haklıdır. İktidarın ve muhalefetin aynı tepkiyi göstermesi de önemlidir.

HIRSIZ EV SAHİBİ MİSALİ HÜKÜMETLERİN HİÇ SUÇU YOK MU?

Türkiye demokratik bir ülkedir. Türkiye Cumhuriyeti yönetimleri darbe dışı tüm zamanlarda seçimlerle geldi. İyi veya kötü milli iradenin tecellisi ile hükümetler kuruldu. Hükümetler yanlışı veya doğrusuyla dönemler yaşadı.

Asıl burada üstünde durulması gereken durum hükümetler darbeler ve muhtıralar öncesi nasıl bir politika izledi ki, bu art niyetli demokrasi dışı oluşumlara fırsat verildi. 

İşte aslında asıl mesele burada. 

Nasrettin hocanın “Hiç mi hırsızın suçu yok? Dediği gibi bizde diyoruz hiç mi, hükümetlerin suçu yok?

Hükümetlerin suçu yok dersek, yanlış politikalarını görmezsek yeni gelen hükümetler bundan ders almazsa biz ülke olarak daha çok bu tip girişim ve kalkışmalara maruz kalırız.

Hükümetlerin iki suçu var. 

Bir; Hükümet olabilmek için, bazı kesim ve grupları oy deposu görüp, kadrolaşırken bile liyakat yerine, paşa efendilerin, aşiret efendilerinin, hoca efendilerin selam ve talimatlarıyla yapılırsa bir gün gelir başına bela olur ve geçmiş zamanlarda oldu.

İki; Uyguladıkları yanlış politikalar, stratejiler tedbirsiz izlenen yol sonucu ve ben yaptım oldu bitti diyerek milli mutabakattan uzaklaşırsa sonuç bu olur.

Gelen iktidarlar adaletli, hürriyetçi, uzlaşmacı, mutabakata dayalı yönetim gösterseler, destek aldığı bazı güçlerin imtiyazlarına tabi olmak yerine, nasıl ki seçmenin gücüyle hükümet olduğu gibi, seçmenin gücüne tabi olsalar bu tip girişimlere kimse tevessül edemez.

 

 

Kadri Yetişmiş
4.04.2021 19:25:57
Teşekkürler aynen katılıyorum

Reklam
NEDENSELLİK NEDİR? ARİSTOTELES'TEN GAZALİ VE DAVİD HUME'UN KUŞKUCULUĞUNA

NEDENSELLİK NEDİR? ARİSTOTELES'TEN GAZALİ VE DAVİD HUME'UN KUŞKUCULUĞUNA

KOCATEPE CAMİ KÜLLİYESİ TEMELİ ATILDI

KAYMAKAM ÇİFTÇİ’DEN TECRÜBELİ GENÇLERE ZİYARET

CHP HEYETİNDEN KAYMAKAM ÇİFTÇİ’YE ZİYARET

MİLLİ EĞİTİMDE YENİ MÜDÜRE HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ

CHP BAYRAMPAŞA'DAN TÜRKİYE BOSNA SANCAK DERNEĞİ'NE ZİYARET

BAŞKAN DURSUN’A SPORA DESTEK ÖDÜLÜ! SULTANGAZİ BELEDİYESİ ÖDÜL ALAN TEK BELEDİYE OLDU

ESENLER’DE SEZONUN YENİ ADI: SEZAİ KARAKOÇ

DEĞERLER EROZYONU VE TOPLUMSAL ÇÜRÜMÜŞLÜK VE BAYRAMPAŞA

SPİNOZA, İBN MAYMÛN VE ARİSTOTELES

ADALETİN TERAZİSİ ve AHLÂKIN SESSİZLİĞİ

ATAŞEHİR’DE CHP’Lİ 6 MECLİS ÜYESİ AK PARTİ’YE KATILDI

KARŞIYAKALI SPORCU "AHMET CAN" DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ OLDU

EYÜPSULTAN’DA YALNIZ YAŞAYAN BÜYÜKLERİMİZİN EVLERİ TEMİZLENİYOR

KİMYA SEKTÖRÜNÜN KÜRESEL TİCARETİNE 25 YILDIR YÖN VERİYOR

BEYLİKDÜZÜ’NE DOĞAYLA İÇ İÇE YENİ BULUŞMA NOKTASI

İYİLİKLE PİŞEN HAYATLAR’IN 10’UNCU DURAĞI NEVŞEHİR OLDU

YAĞMUR SİBEL CAN’I DURDURAMADI! HARBİYE’DE YAĞMUR ALTINDA MÜZİK ŞÖLENİ

TARİHİ TAŞKÖPRÜ IŞIL IŞIL OLDU

KAMU, BELEDİYELER VE TEKNOLOJİ DÜNYASI SMARTKENT 2027’DE BULUŞACAK

Reklam

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.AMED SPORTİF FAALİYETLER 6 4 1 1 8 13
2.GALATASARAY A.Ş. 6 4 1 1 3 13
3.BEŞİKTAŞ A.Ş. 6 4 2 0 7 12
4.KOCAELİSPOR 6 4 2 0 3 12
5.CORENDON ALANYASPOR 6 3 1 2 2 11
6.FENERBAHÇE A.Ş. 6 3 2 1 10 10
7.TRABZONSPOR A.Ş. 6 3 2 1 8 10
8.KASIMPAŞA A.Ş. 6 2 0 4 2 10
9.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 6 3 2 1 1 10
10.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 6 2 2 2 0 8
11.ARCA ÇORUM FK 6 2 3 1 1 7
12.İSTANBUL BAŞAKŞEHİR FK 6 2 3 1 -1 7
13.GENÇLERBİRLİĞİ 6 2 3 1 -8 7
14.ERZURUMSPOR FK 6 2 3 1 -8 7
15.TÜMOSAN KONYASPOR 6 1 4 1 -4 4
16.SAMSUNSPOR A.Ş. 6 1 4 1 -6 4
17.GÖZTEPE A.Ş. 6 0 3 3 -4 3
18.EYÜPSPOR 6 1 5 0 -14 3