LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Beşiktaş 20 14 4 2 24 44
2.Fenerbahçe 20 13 4 3 19 42
3.Galatasaray 20 12 5 3 24 39
4.Gaziantep FK 20 9 3 8 10 35
5.Alanyaspor 20 10 6 4 14 34
6.Trabzonspor 20 9 5 6 2 33
7.Hatayspor 20 9 6 5 4 32
8.Fatih Karagümrük 20 8 6 6 4 30
9.Yeni Malatyaspor 20 7 7 6 1 27
10.Antalyaspor 20 6 6 8 -6 26
11.Göztepe 20 6 7 7 5 25
12.Kasımpaşa 20 7 9 4 -7 25
13.Çaykur Rizespor 20 6 7 7 -8 25
14.Sivasspor 20 5 6 9 -4 24
15.Başakşehir FK 20 6 8 6 -6 24
16.Konyaspor 20 6 9 5 0 23
17.Kayserispor 20 5 11 4 -12 19
18.Gençlerbirliği 20 5 11 4 -20 19
19.MKE Ankaragücü 20 5 12 3 -9 18
20.BB Erzurumspor 20 4 11 5 -16 17
21.Denizlispor 20 3 12 5 -19 14

Video Galeri 1

Evde Kal
DENİZLİ
KORONA
BİLİYOR MUSUN KANALINDA MEHMET CEYLAN
AHMET DAVUTOĞLU
KURBAN MERKEZİ AKTAŞ ÇİFTLİĞİ
Tüm videolar...

Foto Galeri

SINAV NAYRAMPAŞA
MOZAİK FOLKLOR
KÜLÜPLER İFTAR SOFRASINDA BULUŞTU
BAYRAMPAŞA´DA KASTAMONU RÜZGARI
MHP BAYRAMPAŞA´YA KADINLAR
BAYRAK

AHMET AMCA HAKKA YÜRÜRÜDÜ

VAKALARDA KORKUTAN ARTIŞ

COVID SONRASI SIK RASTLANAN 5 PSİKOLOJİK SORUN!

NEDEN PROTEİN ALIMINA DİKKAT ETMELİYİZ?

‘BENZİN VE DİZELİN YERİNİ LPG ALACAK’

BAYRAMPAŞA’DAN İSTANBUL GENÇLİĞE

METROBÜS HATTINDA AKTARMALAR AZALACAK

EKLEM KİREÇLENMESİ KADINLARI DAHA ÇOK ETKİLİYOR

SARIYER’İN KARA KUŞAKLILARI

SEMT PAZARLARINDA BALIK DENETİM

KADIKÖY BELEDİYESİ’NDEN ESNAF DAYANIŞMASI

İGDAŞ’TAN, “10 TAKSİTLE” ÖDEME FIRSATI

DEVA’DAN SAADETE ZİYARET

AVUKATLAR DA AŞI İSTİYOR

MUHTAR SAMET AKTAŞ “HER ŞEY DEVLETTEN BEKLENMEZ”



HER DÖNEMİN TARTIŞMASIZ KRİZİ EKONOMİ (2)

Bütün zamanların ve her dönemin tartışmasız krizinin ekonomidir (2)

CUMHURİYETİN İLK YILLARI EKONOMİSİ 

Osmanlı imparatorluğunun yı­kılışına doğru Yahudi. Rum ve Ermeni pat­ronlar ekonomide mutlak hakimiyet kur­dular. Millet Devletin bekası için cephede canını verirken, devlet içindeki soygun­cular, gayri meşru, gayri milli sermayeleri­ni şişirdikçe şişirdiler. Böylece milli ser­vet yabancıların eline geçti.

Osmanlı İmparatorluğunun son günleri, Milli Mücadele yıllarının başlaması ekonomide çok zor yıllar oldu.

Kurtuluş mücadelesi veren Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları bu zor şartlarda verdikleri milli mücadele sonrasında büyük kazanımlar sağlandı. Osmanlı’dan kalan “Misak-ı Milli” sınırları çizildi ve Ankara hükümeti kuruldu.

Hükümeti kurmak, cumhuriyetin ilan edilmesi, devlet olunması yetmiyordu. Devletin yürümesi aynı zamanda ekonomik mücadeleyi de kazanmakla olacaktı.

Mustafa Kemal Atatürk; “Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsun ekonomik zaferle taçlandırılmamış zaferler devamlı olamaz” diyerek “Misak-ı Milli” sınırları nasıl çizildiği gibi   “Misak-ı İktisadi” sınırları da çizilmesi gerekirdi.

Ankara Hükümeti bir yandan Lozan’da karşılaşılan zorlukları Türk ve dünya kamuoyuna duyurmak, diğer taraftan ekonominin çeşitli sorunlarını tartışmak üzere İzmir İktisat Kongresi hazırlıkları içerisindeydi. Milli Türk Ticaret Birliği’nin de katıldığı İzmir İktisat Kongresi 17 Şubat – 4 Mart 1923 tarihleri arasında toplandı. İzmir İktisat Kongresi’ne çiftçi, tüccar, sanayici ve işçi temsilcilerinden oluşan toplam 1135 temsilci katılmıştır.

İzmir İktisat Kongresi’nde; Ülkedeki ekonomik yapılanmanın, uygulanacak iktisat politikasının yönünü belirleyen bir "Misak-ı İktisadi" belirlenmiştir. Bu Misak-ı İktisadi; yurt içi sanayii kurmayı ve geliştirmeyi amaçlayan, özel girişime öncelik veren ve mülkiyet haklarına saygılı bir ekonomik sistemi oluşturmayı amaç edinmiştir. Kongrede alınan kararlar, “Misak-ı İktisadi” ve “Çiftçi, Tüccar, Sanayici ve İşçi Gruplarına İlişkin Esaslar” olarak adlandırılan iki bölümde toplanmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk . İzmir İktisat Kongresindeki konuşmasında; “Nasıl ki Erzurum Kongresi felaket noktasına gelmiş olan bu milleti kurtarmak hususunda Misak-ı Milli’nin ve Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun ilk temel taşlarını tedarik hususunda amil olmuş, müessir olmuş, müteşebbis olmuş ve bundan dolayı tarihimizde, tarih-i millimizde en kıymetli ve yüksek hatırayı ihraz etmiş ise, kongreniz dahi milletin ve memleketin hayat ve halas-ı hakikisini temine medar olacak düsturun temel taşlarını ve esaslarını ihraz edip ortaya koymak suretiyle tarihte büyük namı ve çok kıymetli bir hatırayı ihraz edecektir.

Yeni Türkiye’mizi layık olduğumuz düzeye eriştirebilmemiz için mutlaka ekonomimize birinci derecede önem vermek zorundayız. Çünkü; zamanımız tamamen bir ekonomi devresinden başka bir şey değildir. Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar ekonomik zaferlerle taçlandırılmamış olursa, meydana gelen zaferler devamlı olamaz. Ekonomi demek, her şey demektir, yaşamak için, mutlu olmak için, insan varlığı için ne lazımsa onların hepsi demektir. Ziraat demektir, ticaret demektir, çalışma demektir, her şey demektir.” Dedi.

İzmir İktisat Kongresinde alınan kararlar milli sermayeli milli sanayii ile birlikte küçük üreticiye, tarıma büyük ağırlık vermiştir.

İzmir iktisat kongresinde alınan kararlar;

– Hammaddesi yurt içinden sağlanan veya yetiştirilebilen sanayi ülkemizde derhal kurulmalıdır,

– El işçiliğinden ve küçük imalattan süratle fabrika üretimlerine veya büyük işletmelere geçilmelidir,

– Dış rekabete dayanabilmek için sanayinin toplu ve bütün olarak kurulması gerekir,

– Yabancıların kurdukları tekellerden ve yabancı ürünlerden kaçmak gerekir,

– Sanayinin teşviki ve milli bankaların acilen kurulması sağlanmalıdır.

– Demiryolu inşaat programına hemen başlanmalıdır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün konuşması ve İzmir İktisat Kongresinde alınan bu kararlar gösteriyor ki, sadece cephede kazanılan zafer bir devletin idamesi için yetmiyordu.

Özellikle alınan karalardan “Dış rekabete dayanabilmek için sanayinin toplu ve bütün olarak kurulması gerekir, Yabancıların kurdukları tekellerden ve yabancı ürünlerden kaçmak gerekir” karalarının altını çizmek lazım.

Yabancıya karşı korunamayan bir rekabet ve tekelleşen bir yabancı sermayenin ülkeye zarar vereceği kesin net ve kararlı bir dille uyarılmıştır.  

1923-1933 arasında ekonomik olarak ciddi yapılaşmalara imza atılmıştır.

Devlet destekli liberal ekonomi modeli benimsenirken, milli sermayeli ve milli üretim düşüncesi ağır basmış Osmanlı döneminden kalma yabancı baskısından kurtulmaya çalışılmıştır.

1913'te çıkarılan sanayii özendirme yasasının yeniden gözden geçirilmesi ve geliştirilmesiyle çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu'ndan 435 kuruluş yararlanmıştır.

Teşvik-i Sanayi Kanunu ile özel sektör sanayi yatırımlar yapmaya özendirilmiş, müteşebbislere 10 hektara kadar bedelsiz arsa tahsis edilmiş, altyapı yatırımlarında kolaylık sağlanmış ve vergi, harç ve rüsum muafiyetleri getirilmiştir.

1923 - 1938 döneminde ve özellikle 1929 yılından sonra ithal ikamesine dayalı sanayileşme temel iktisat politikası niteliğine ulaşırken, iki farklı uygulama gözlenmiştir. Dönem başında özel birikim için elverişli bir iktisadi, hukuki ve toplumsal çevre yaratmaya yönelik genel politika ve uygulamalar ön plandayken, 1929'dan itibaren sanayide yaygın bir devlet yönetimine başvurulmuştur. Diğer bir ifade bir 1930'larla birlikte devletçi uygulama ithal ikameci sanayileşmeyi özel kesimin başlayacağı noktadan almış ve yürütmüştür.

CUMHURİYET DÖNEMİ İLK KRİZ 1929

Cumhuriyet dönemi ilk kriz dünya ekonomisine de yansıyan 1929 yılları krizi ile başladı. Bu dönemde devlet kontrollü milli sermayeli özel sektör ağırlığı yerine devlet yönetimli yapılaşmaya dönüldü.

Bu dönem Türk ekonomisi açısından ciddi bir kayıp dönemi başladı diyebiliriz. Yerli sermayeli, özel sektörün yerli üretimi yerine devlet idaresinde olan yapılaşma ileriki yıllarda sıkıntısını gösterdi.

“devlet malı deniz yemeyen keriz” mantığı ile kitleri devlet çiftliği olarak gören zümreler siyaseten yönetime geldikleri zaman bu kurumları çiftlik gibi kullanmışlar, devlete ciddi zarar vermişlerdir.

Cumhuriyet döneminin ekonomik başarısında, rasyonel çalışma yöntemlerinin ve insana yatırımın (personel yetiştirmek) payı çok büyüktür. Cumhuriyet döneminde uygulanan model, başka bir yerden kopya edilen, alıntı bir model değil, cumhuriyeti kuranların geliştirdiği bir modeldir. Model, Atatürk'ün "Türk öğün, çalış, güven" yönlendirmesini hayata geçiren bir modeldir.

İzmir İktisat Kongresinde alınan kararlarla1930 yıllara kadar uygulanan ekonomi politikası liberal özellikli, milli sermayeli, milli üretime dayanan yabancı tekelleşmeyi kıracak, ithalatla rekabet edebilecek özel sektör üzerine kurulmuştu. Cumhuriyetin kurucu iradesi devlet destekli, yükleri hafifletilmiş özel sektör kaliteli ve ucuz üretim ile istihdam için daha verimli olduğu gerçeğini görmüştü. Bu dönemde değişik sektörlerde ve ülke sathına yayılan ciddi kurumlar yer aldı. 

 

Not; Bu konuda bizimle bilgi belge paylaşmak isteyen dostların vereceği destek için şimdiden teşekkür ederim....

mceylan4262@gmail.com