LİBERAL EKONOMİDEN DEVLETÇİ EKONOMİYE

1929 Dünya üzerinde oluşan ekonomik kriz ister istemez yeni yapılanmaya çalışan Türk ekonomisini de etkiledi. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yapılan ekonomi hamleleri, İzmir İktisat Kongresi sonrası genç cumhuriyet için ümit ışığı olmuştu. Daha liberal, devlet destekli özel sektör çalışmalarına ağırlık verilmiş, toplumun genelini kapsayan bir ekonomi politikası izlendi. Tarım ve sanayi orantılı olarak gelişmeye başladı. 1929 Dünya ekonomik kriz yeni gelişmekte olan Türk ekonomisini de vurdu. Bu kriz sonrası Türk ekonomisi kısmen yön değiştir. Devletçi ve yabancı sermaye ağırlıklı bir politika uygulanmaya başladı.

Siyaseten ve düşünce olarak Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasında aynı gibi görünen İsmet İnönü, hem devlet yönetiminde hem de ekonomi politikasında Mustafa Kemal Atatürk’ün tam tersi uygulamalara başladı. Devlet yönetiminde daha çoğulcu, daha demokratik bir yönetim, liberal yerli ve özel sektör ağırlıklı ekonomi politikası hedefiyle yol alan Mustafa Kemal Atatürk’ün aksine İsmet İnönü, tek adamlı yönetim, parti devleti, devletçi ekonomi politikası ortaya koydu. 1929 krizinden sonra değişmeye başlayan politikalar; Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından sonra İsmet İnönü cumhurbaşkanı oldu. Bundan sonra Atatürk’ün ekonomik anlayış ve uygulamalarıyla, İsmet İnönü dönemi ekonomik uygulamaları farklılık gösterdi.

Bu farklılıklara isterseniz örneklerle bakalım. Atatürk döneminde özel teşebbüsün önündeki bürokratik engeller kaldırılarak yatırımlar özendirilmeye çalışılmıştır. Bu gelişmelere bir örnek olarak Nuri Demirağ Tayyare Atölyesi gösterilebilir. Fakat Atatürk’ün vefatı ve İnönü’nün Cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte ekonomide “Katı Devletçilik” olarak nitelendirilebilecek uygulamalar yaşanmıştır.

İzmir İktisat Kongre kararları genel olarak bakıldığında “kalkınmayı özel teşebbüse dayanarak başaracak, himayeci ve milliyetçi bir iktisat politikası” öngörülmüştür. (1)

1933 yılında toplanan Âlî İktisat Meclisinin aldığı kararda; “ Devletin kendi teşebbüsü veya iktisadi ile vücuda gelecek sanayi hareketlerinde halkın kuruluş sermayelerine iştiraki teşvik edilmeli ve teşebbüs kökleşip kar temin edilmeye başlandığı zaman tesisler ilk fırsatta özel teşebbüslere ve halka mal edilmelidir” denilerek ekonomik uygulamalarda takip edilecek yeni politikalar belirlenmiştir. (2)

Burada görülüyor ki, devlet destekli özel sektör ağırlıklı ekonomi politikası uygulanmasının önü açılıyor. Hatta bu kararlar 1933 yılında CHP Parti programına alınıyor

Atatürk devletçilik ilkesinin zorunlu olarak uygulamaya koyulduğu 1930–38 tarihleri arasında da ekonomide katı bir devletçilikten yana olmamış, devletçi ekonomik politikaların başarısından kuşku duymuştur.

İSMET İNÖNÜ TEK ADAM

İsmet İnönü ise tam tersi devletçi, tek adam ve parti devleti bir politika uygulamaya başladı.

Cumhuriyetin ilk dönemlerinde devlet destekli yerli ve özel sektör ekonomisi azınlıkların elinde olan ekonomiyi de  değiştirmeye başlamıştı.

Devlet destekli yerli özel firmalar ülkenin ekonomisine damga vurmaya başlamışlardı.

Örneğin, Samsun–Sivas Demiryolu hattı Fransız şirketi “Reji Jeneral” isimli bir firmaya verilmesine karşın, hükümetçe görülen lüzum üzerine bu şirketle yapılan anlaşma iptal edilerek bu hattın Türk müteahhitleri ve işçileri tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

 “Benden bu millet için bir şey istiyorsanız en mükemmelini istemelisiniz. Mademki bir millet tayyaresiz yaşayamaz öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim” diyerek uçak yapım işine talip olan Nuri Demirağ, “Göklerine hâkim olamayan milletlerin akıbeti felaket olacağına katiyen kaniyim. Bunun içindir ki, göklerine hâkim olmayan milletler yerlerde sürünmeye, yerin dibinde çürümeye mahkûmdur” demişti. Buna rağmen Nuri Demirağ’ın kurduğu Millî Kalkınma Partisi ciddi bir muhalefet partisi olmuştu. Millî Kalkınma Partisiyle sırf kendisine rakip oldu diye Nuri Demirağ’ın Uçak fabrikası gibi büyük bir müesse kamulaştırılarak devletleştirildi Milli Şef İsmet İnönü’nün inisiyatifine bırakıldı ve üretimi de durduruldu.  

MİLLİ ŞEF İSMET İNÖNÜ

İsmet İnönü, cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte her alanda olduğu gibi ekonomik politikalarda da Atatürk dönemi politikalarından ayrı uygulamalar hayata geçirilmeye başladı.

İsmet İnönü, Komünist rejimli ekonomi sisteminden etkilendiği de bir gerçek. O dönemde tamamen devlet yapılı bir ekonomi sistemi sadece Komünist rejimli devletlerde vardı.

Ekonomide ki bu katı devletçilik anlayışının uygulamaya başlamasıyla kurulan ve kurulmakta olan özel sektörler bir bir devletleştirilmeye başlandı.

İsmet İnönü Başbakanlık yaptığı dönemlerde de liberal politikalardan kuşku duymuş Atatürk’le ters düşmüştür. 1930 yılında Sivas İstasyonu’nda yapmış olduğu konuşmada bundan böyle ekonomide devletçilik modelinin uygulanacağını ifade etmiştir (3)

 “Bir memleketi ziraatı aç, sanayi çıplak bırakmaz. İktisadi ve sınai sahada kalkınmamış milletler, siyasi bütünlüklerine sağlayamazlar” diyerek toplumu kapsayan devlet destekli yerli ve özel sektör ağırlıklı ekonomi politikasından İsmet İnönü vazgeçti devletçi bir politika izledi.  

1942 yılında Teşvik-i Sanayi Kanununu da yürürlükten kaldırıldı, ekonomiye devlet kontrol ve müdahalesi artırıldı.

İlk olarak 1931'de Mudanya-Bursa demiryolu anonim şirketi, 1939'a dek İstanbul telefon, İzmir telefon, İstanbul tramvay, İstanbul tünel, Ankara, İstanbul, Mersin, Bursa elektrik şirketleri ve demiryolları devletleştirildi. (4)

Ekonomide devletleştirme sonrası müesselere Kamu İktisadi Teşekkülleri “KİT” adı verildi. KİTlerde bazı sıkıntılar da beraberinde geldi. Kadrolaşmanın yolu açıldı, “Devlet malı deniz yemeyen keriz” diye bir deyim oluştu. Devlet malı müesseseler üretim düştü, siyaseten kadrolaşma sonrası büyük zarar etti.

CUMHURİYET DÖNEMİ İKİNCİ KRİZ 1942

1942 Yılında İkinci Dünya Savaşına ülkeyi sokmayarak başarılı bir grafik çizen fakat özel sektöre ciddi engeller koyarak devletleştirerek üretimin ciddi şekilde düşmesini sağlayan Milli Şef İsmet İnönü yönetimi, savaşında etkisiyle ekonomide Türkiye'yi derin bir krize sürükledi.

Türkiye Cumhuriyetinin ikinci ekonomik krizi de bu dönemde yaşandı.

VERGİLER AĞIR ÜRETİCİ TEDİRGİN

Bu krizle birlikte dünya tarihinde eşi - benzeri olmayan bir vergi sistemini devreye soktu...

Vergi ağırdı... Çünkü köylü yasa gereği hasadının yüzde 25'ini devlete vermek zorundaydı...

Ama daha da ağır bir başka vergi daha da zor günler çok uzakta değildi...

1943'te Milli Şef İsmet İnönü yönetimi yeni bir vergi sistemi daha getirdi... Yeni sistemin ismi toprak mahsulleri vergisiydi. "yeşil vergisi" de denilen bu vergiyi “Şahnalar” topluyordu.

“Şahnalar” yani tek partinin vergi memurları da işte o dönemde devreye girdi...

Şahnalar; tarladaki ekini daha yeşilken hasattan çok çok önce göz kararı veriyorlardı.

Ve köylü daha ekinini biçmeden vergi ödemek zorunda bırakılıyordu. Bu durumdan üreticiler tedirgin oluyor, ürünlerini saklama yollarını arıyordu. Ciddi bir vergi zulmü başlamıştı.

Vergiyi tahakkuk ettirmekle görevlendirilen memurlar, ürünün henüz tarlada bulunduğu sırada ve tarla başında tahmin yapıyordu.

Parti devleti haline getirilen Türkiye Cumhuriyeti tek adamlı bir yönetim anlayışını da yaşamaktaydı. Milli Şef ismini alan İsmet İnönü yönetimi ekonomide çok kötü bir sınav veriyordu. Devlet kırbacı altında kalan özel sanayi sektörü ve tarım sektörü gün geçtikçe üretim gücünü de düşüyor ekonomi ciddi krizler içinde boğuşuyordu.

Ülkeyi çıkmaza götüren bu krizler ülkede yeni arayışlara yol açtı, kurulan yeni partiler sonrası Milli Şef İsmet İnönü dönemi de kapanmış oldu.

 

(1) Komisyon, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ekonomisi 1923-1978, s.79.)

(2)  Emin Çarıkçı, “Cumhuriyet’ten Bugüne Türkiye’nin İktisat Politikaları ve Neticeleri”, Cumhuriyet 1923- 1998 Dönemi Değerlendirmesi, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 1998, C.V, s.3244.

(3)  Cemil Koçak, Cemil Koçak, “Siyasal Tarih (1923–1950)”, Çağdaş Türkiye 1908–1980, Editör; Sina Akşin, C.IV, s. 150.

(4) dergipark.org.tr/ Kadir Şeker

 

Not; Bu konuda bizimle bilgi belge paylaşmak isteyen dostların vereceği destek için şimdiden teşekkür ederim....

mceylan4262@gmail.com

3 - LİBERAL EKONOMİDEN DEVLETÇİ EKONOMİYE

Bütün zamanların ve her dönemin tartışmasız krizinin ekonomidir (3)

4 - BORÇLANMA VE YABANCI SERMAYEYE DÖNÜŞ

3 - LİBERAL EKONOMİDEN DEVLETÇİ EKONOMİYE

2 - CUMHURİYETİN İLK YILLARI EKONOMİSİ

1 - HER DÖNEMİN TARTIŞMASIZ KRİZİ EKONOMİ

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Galatasaray 25 17 5 3 31 54
2.Beşiktaş 24 16 5 3 27 51
3.Fenerbahçe 25 16 6 3 20 51
4.Trabzonspor 25 14 5 6 8 48
5.Alanyaspor 25 12 7 6 16 42
6.Hatayspor 25 12 7 6 12 42
7.Gaziantep FK 25 10 6 9 8 39
8.Fatih Karagümrük 25 10 8 7 5 37
9.Antalyaspor 25 7 6 12 -5 33
10.Göztepe 25 8 9 8 4 32
11.Sivasspor 24 7 7 10 -1 31
12.Konyaspor 24 8 10 6 2 30
13.Yeni Malatyaspor 25 7 9 9 -2 30
14.Kasımpaşa 25 8 12 5 -11 29
15.Çaykur Rizespor 25 6 10 9 -12 27
16.Kayserispor 25 6 12 7 -13 25
17.BB Erzurumspor 25 6 12 7 -15 25
18.Başakşehir FK 25 6 13 6 -16 24
19.Denizlispor 25 5 14 6 -20 21
20.MKE Ankaragücü 24 5 14 5 -13 20
21.Gençlerbirliği 24 5 14 5 -25 20

Video Galeri 1

Evde Kal
DENİZLİ
KORONA
BİLİYOR MUSUN KANALINDA MEHMET CEYLAN
AHMET DAVUTOĞLU
KURBAN MERKEZİ AKTAŞ ÇİFTLİĞİ
Tüm videolar...

Foto Galeri

SINAV NAYRAMPAŞA
MOZAİK FOLKLOR
KÜLÜPLER İFTAR SOFRASINDA BULUŞTU
BAYRAMPAŞA´DA KASTAMONU RÜZGARI
MHP BAYRAMPAŞA´YA KADINLAR
BAYRAK

“KADIN ÇALIŞANLAR İŞLETMELERİN BÜYÜMESİNE KATKI SAĞLIYOR”

EYÜPSULTAN MEYDANI YENİ ÇEHREYE KAVUŞUYOR

İMAMOĞLU: “25 YILDIR HİÇBİR DOKUNUŞTA BULUNULMAMIŞ”

AK PARTİ İSTANBUL’DA RADİKAL DEĞİŞİM RECEP ASİLSOY, YAVUZ AKSOY YÖNETİMDE

VAKALARDA ARTIŞ ENDİŞE VERİYOR

BAYRAMPAŞA'YA HÜKÜMET KONAĞI

AK İSTANBUL’A YENİ BAŞKAN KABAKTEPE Mİ?

TEPSİYLE BAŞKAN KAYAMAZ MI?

SARAÇ HOCA HAKKA UĞURLANDI

KAHRAMAN TÜRK KADINI ŞERİFE BACI

“BAYRAMPAŞA 11” DİZİSİ YAKINDA

4 - BORÇLANMA VE YABANCI SERMAYEYE DÖNÜŞ

EZBERLEME ŞEKLİ ZEKA TÜRÜNÜZÜ GÖSTERİYOR

2021 YILI AHİ EVRAN YILI

DÜNYANIN İLK KİLİSESİ KONYA’DA